John Berger, en etkili sanat eleştirmenlerinden biri olarak tanınır. Daha önce
“Görme Biçimleri” adlı kitabını okumuştum. Okuduğum bu iki kitap arasında “Görme Biçimleri” kitabı favorim; bir başucu kitabı…
Bu defa okuduğum “O ana Adanmış” adlı eseri de “Görme Biçimleri” kitabına benzer içerikte. Bu kitapta da beğendiğim seçkiler var… Eser, Berger’in 19 yazısını bir araya getiriyor. Bakmak ve gördüklerimiz üzerinden kurgulanmış yazılardan oluşuyor. Düşünme tutkusu olan okuyuculara hitap eden yazılar…
Yazar, baktığımız, ama çoğu zaman üzerinde hiç durmadan, algılamadan, bakıp geçtiğimiz görüntülerdeki anlamlar üzerinde duruyor.
Kent sokaklarından, Rodin heykellerine, gazete fotoğraflarından kitle gösterilerine kadar çok çeşitli görünümlere el atıyor.
Yaşanmış bütün şeylerin görüntü olarak uzayın derinliklerinde dolaşıyor olması ürkütücü mü, sevindirici mi ne derdiniz?! Ya görülmesini istemediğiniz şeyler bir gün karşınıza film gibi çıkarsa. Mümkün değil mi diyorsunuz?!
Kitabın son bölümündeki “ Boğaz’da” seçkisi, 1979 yılında İstanbul da gördüklerinden yola çıkarak yazdığı yazı, kitabın sürprizi oldu benim için.
Fotoğrafla ilgilenenler için ders niteliğinde Berger in kitapları.
Kitaptan beğendiğim birkaç alıntıyı da aşağıya yazıyorum:
” Fotoğraf Tanrının gözünün yerini mi almıştır gördüğü şeyi unutmuyor sabitliyor”
”Fotoğraf zamanın bir anını korur ve bundan sonraki anlar tarafından iptal edilmesini engeller”
”Hayatta anlam, anlık değildir. Anlam, bağlantı kurulan şey de keşfedilir”
“Bu anı yakalamışım ama, yakalayamadığım sonsuz sayıda anlarda aklım…”
“Fotoğrafçı görüntülerden alıntı yaparak görünenleri basitleştirir, basitleştirme onları daha anlamlı yapar”
“ Fotoğrafçı, fotoğrafını çektiği olayı seçer. bu inşa fotoğrafçının fotoğraflamayı seçmediği şeyleri reddedişiyle belirlenmiştir. Bu inşa onun gözlerinin önündeki olayı okuyuşudur”
Gördüklerine bakıp geçmeyip, anlamaya tutkusu olanlara tavsiyemdir.