·555 syf.····Okunma: 07 Ocak 2023 18:50 Ebenezer Le Page’in Kitabı, 19. yüzyıl sonlarında, Manş Adaları’ndan biri olan Guernsey’de doğmuş ve tüm yaşamı burada geçmiş, artık hayatının son demlerini yaşayan bir adamın hayatını, yaşadığı dönemi, adasını, buradaki yaşamı ve insanları anlatımı. Hem Fransa hem de İngiltere’nin etkisi altında kalmış, konuşulan dilden kullanılan paraya her anlamda her iki ülkeden de etkilenmiş, diğer yandan da kendi geleneklerini ve kültürünü devşirmiş bir ada Guernsey. Yazar Edwards, karakterin anıları aracılığıyla buradaki yaşayışı, din ve inançları, âdetleri, insanlarını ve neredeyse bir yüzyıl boyunca buradaki yaşamın ve insanların geçirdiği değişimleri anlatıyor. Taş ocaklarından, önce tarım ve ticarete, sonra da globalleşen dünyayla beraber turizme evrilen adanın geçim kaynaklarındaki değişimden, teknolojinin hayatlarına girmesiyle beraber arabalar ve televizyonun yaşamı nasıl değiştirdiğine, sanayileşmenin etkisiyle değişen çehresine kadar her şeyiyle adanın bir yüzyıllık halini, günlük hayatın akışı içinde resmediyor. Bu dönemde yaşanan iki dünya savaşı da dahil oluyor elbette anlatıma.
Edwards, karaterin geçmişiyle kurguyu örerken, Fowles’un önsözde “sündürülmüş bir anımsama eğilimi” şeklinde adlandırdığı, biraz da Wiesław Myśliwski’nin kronolojik olarak daha sıralı halini anımsatan bir anlatım tarzı kullanmış. Karakterin geçmişini, kendi ağzından, doğal akışta ve mevzuları birbirine bağlayarak anlatıyormuş havasında, aralarda olayların akıbetiyle ilgili ipucu vermekle beraber zamanda sıçramalar yapmadan ve sade bir dille aktarmış. Bunu da o kadar ustalıklı bir şekilde yapmış ki bu kadar fazla sayıda karakter olmasına rağmen durup not almak yerine kendimi hikayenin akışına bırakmayı istediğim ve buna rağmen hiç karışıklık yaşamadığım, kendimi koca kitap boyunca o insanlarla, onların adalarında yaşıyormuşum gibi hissettiren ender kitaplardan biri oldu.
Yazar Edwards, Fowles’un önsözde bahsettiği gibi, kendi kabuğunda yaşamayı tercih etmiş, biraz asosyal ve ardında da kendisiyle ilgili pek bilgi bırakmak istemediği için tüm dökümanlarını imha etmiş, ilginç bir karaktere sahip. Yer yer kendimle de özdeşleştirdiğim bu karakterinin sonucu olarak, kimi zaman patavatsızlık sınırlarında gezen, çekincesiz ama doğal, samimi ve ince bir mizah anlayışı var. Mizah anlayışının yanı sıra, yarattığı karakterde de yazarın nevi şahsına münhasır kişiliğinin yansımalarını görmek mümkün. Kendi alter egosu olan karakteri yer yer çok seviyor ve fikirlerine katılıyorsunuz: fabrikadaki konveyör bandında sürekli aynı işi yapmaya evrilen kariyerler, televizyonla beraber sohbet etmeyi unutan insanlar, gitgide daha çok para kazanma odaklı hayat akışı içinde yitirilen değer yargıları, sınav geçmekten ibaret okullar ya da insanın yaşlandıkça aksileşmesi gibi bazı sosyal ve kişisel tespitlerinde kendinize çok yakın hissediyorsunuz. Kimi zaman da neredeyse bir anti-kahraman oluveriyor; ırkçı ve cinsiyetçi önyargılarıyla, huysuz, dan dun konuşmalarıyla sinirinize dokunuyor. Ancak karakterin tam da bu halinin çok doğal, samimi ve aynı zamanda bir halkı, inandığı dogmalardan, başka ülkeler hakkındaki fikirlerine kadar tüm yönüyle aktarabilecek kadar gerçekçi yaptığını düşündüm.
Son olarak, dediğim gibi, kişisel hayatıyla ilgili çok az şey bildiğimiz yazarlardan Edwards. Ama çok sevdiği adası Guernsey’den, genç yaşta annesinin ölmesi ve babasının başka bir kadınla evlenmesi üzerine ayrıldığı, sonrasında da maddi imkansızlıklar nedeniyle çok istemesine rağmen adasına geri dönemediği biliniyor. Bu bağlamda Ebenezer Le Page’in Kitabı, Edwards’in gönülden bağlı olduğu ama hiçbir zaman dönemediği memleketine, kendisi için inşa ettiği alternatif, hayali dünya vesilesiyle kavuşması bir yerde.
Dili, anlatımı ve hikayesiyle çok beğendiğim, duygusal açıdan da beni etkileyen bir kitap oldu Ebenezer Le Page’in Kitabı. Tavsiye ederim.