COLLEEN HOOVER'DAN ÖZÜR DİLERİM. Kürtaj karşıtı ve ergen anneliği destekleyicisi bir yazar olabilir ama en azından insan psikolojisi hakkında %10 falan bilgisi var. BU YAZARDA O DA YOKTU.
Oyuna getirildiğimi hissediyorum. İlk sayfalarda Taylor Swift şarkılarından oluşan bir bölüm listesi vardı ve bölümlerin isimlerini Türkçe'ye çevirmelerine rağmen bu konuda aşırı heyecanlıydım. En yakın arkadaşlardan sevgililere dönüş konulu bir romantik komedi sanarak kitaba başladım. Sanırım böylesine büyük bir hezimete uğrayan son kişi, Zenta Savaşı'nı kaybeden 2. Mustafa olabilir.
Ana karakterlerimiz dördüncü -tartışmalı olarak beşinci- sınıftan beri en yakın arkadaş olan Carter ve Arizona. Birbirlerinin her şeyini biliyorlar, destekliyorlar ve adeta kardeş gibi büyümüşler. Kitabın ilk faulü, ilk öpücüklerinde karşılarındakine rezil olmamak için ilk önce ikisi öpüşmeyi deniyor. Bu detayı okurken yüzümü buruşturdum çünkü başıma geleceklerden habersizdim ama bana çok klişe geldi.
Daha sonra, Arizona bir partide çok sarhoş oluyor ve Carter koruyucu abi moduyla kızı eve götürüyor. Daha sonra koruyucu abi modundan çıkıyor ve yazar o kısımları öyle bir yazmış ki kitaba doğru "Durrrr HAYIR" diye bağırasım geldi. Abla naptın ya? Bir anda ne oldu ben takip edemedim, keşke bir iki sayfa mental hazırlık süreci yaşasaydık. Zaten aralarındaki yakınlaşmanın ilk önce fiziksel olarak gelişmesi beni çok rahatsız etti. Böyle konularda asla tutucu değilim -özellikle de kitaplarda- ama madem dördüncü sınıftan beri en yakın arkadaş olarak büyüdünüz, birbirinizin her halini gördünüz, nasıl yakınlığınızın şeklini değiştirmeye karar verdiğiniz o kırılma noktası fiziksel görünüşle tetiklenebiliyor? Ay bir de sarhoşlardı, Allah kahretmesin sizi ya.
Kitap giderek beni daha çok gerdi. Başkalarıyla buluşuyorlar, çıkıyorlar, akşam birbirlerinin evine gidip birlikte oluyorlar. Üstelik, hiçbir şey olmamış gibi davranmak konusunda hemfikirler. İnsanların seçimi bu yöndedir, sıkıntı yok, ama yine de kitabın bize vermeye çalıştığı "Benim için en değerli insan o, onun için dünyayı karşıma alırım" fikriyle bu konsept çatışıyormuş gibi hissettim ve bu yüzden bana bu yönüyle yaptıkları şey tutarsız geldi.
İpin koptuğu nokta, Carter'ın Arizona kendisine açıldığında, kız kendisi için Fransa'ya gitmekten vazgeçmesin diye "ben seni aynı şekilde sevmiyorum, benim için sadece seksti" dediği nokta oldu. Bu sözün, ÖZELLİKLE DE havalimanında söylenmesi başlı başına suçu ağırlaştırıcı nitelik taşıyor zaten. Yaptırımı karşıdaki kişiyi ömür boyu hayatınızdan silme ve adını anmama falan olmalı bence, şu olay benim başıma gelse iyileşme sürem iki yıldan başlar. Arizona da beklediğimden dişli çıktı, ona hakkını teslim etmek istiyorum. Kızı kitabın sonlarına kadar çok sevmiştim, nefretim bütünüyle Carter'aydı. Kitabın ortalarından itibaren onu ırz düşmanı gibi görmeye başladım zaten olayların gelişme şeklinden dolayı. Ancak o son nokta...
Arizona'nın Fransa'da sevgilisi oluyor. Kız dönerken onu da tanıştırmak için getiriyor. Carter'ı epey gafil avlıyor bu durum, o kısmını anlayabiliyorum ama kıza yaşattığı şeyden sonra kocam diye getirse onu da hak ederdi bence. Sonradan yazar açıklıyor, neymiş, Carter kız onun için kalmaya karar verirse diye söyleyememiş. Vah yazık, çok üzüldüm. Bu kızın kendi iradesi yok mu? Sizin iletişim becerileriniz de mi yok? Neden onun yerine karar veriyorsun? Bu sağlıklı mı yani?
Neyse, en çok asabımı bozan kısmı söylüyorum. Arizona'nın suçsuz günahsız erkek arkadaşını öyle bir harcadılar ki, bu iki salak sevgili olsun diye resmen çocuğa ömürlük travma geçirttiler. Çocuk yemekte ayağa kalkıp herkesin önünde sevdiği herkesi kaybedip sonra bu kızla beraber yeniden hayata döndüğüyle alakalı bir konuşma yaptıktan sonra kıza sözlenme teklif etti, kız sevinçle kabul etti, sonra Carter kızla konuştu, kız ağlayarak yemeği terk etti, sevgilisiyle beraber gittikleri yere Carter geldi, yine herkesin gözü önünde ilan-ı aşk etti, kız da Carter'ı öptü ve çocuk birkaç saat önce kabul edilen sözlenme teklifinden sonra hayatının şokunu yaşayarak ortamı terk etti. Arkasından bir de Arizona diyor ki "Şimdi okulun her yerine adımı yazacak." Kızım dua et ki yaşadığın akıl tutulmasıyla empati kurabiliyorum.
Ama Carter... Bizimle değilsin. Seni bırakayım yanına da Aaron Blackford bir iki şey öğretsin.
DİPNOT: Gerçekten Taylor Swift dinleyen herkes, yemek sahnesinin olduğu bölümün adının Shake It Off değil, Speak Now koyulacağını bilir. Yazarı keşke biraz çalışıp da gelseymiş. Mic-drop.