Herkese selam
Uzun zamandır duyduğum ama bir türlü okumaya fırsat bulamadığım #beyazzambaklarulkesinde kitabını #okudumbitti
Kitap, Adını bataklıklar anlamına gelen Finlandiya’nın hiçbir ekonomik getirisi olmayan üstüne tüm kamu, özel kuruluşlarında İsveçlilerin yer alması Fin halkını hem manen hem de madden yok olmaya mahkum kılarken bir grup aydın Finlinin sokak sokak, köy köy gezerek bu durumun değişmesi, eğitime gereken maddi manevi destek icin kolları sıvamasını konu alır ve Bu onurlu mücadelenin olumlu sonuçlarını hala görmek mümkündür.
#indigoyayınevi basımındaki okuduğum kitapta #grigoriypetrov anlattığı çoğu olayın ve kişilerin hayali ya da yanlış aktarımları söz konusu olduğu için birçok dipnotlar var (bu bakımdan bu yayınevinin kitaplarıni seviyorum). Felsefe grubumuzun okuma kulübünde bunun neden olabileceğine dair birçok komplo teorisi oluşturduk ama neden boyle olduğuna dair kesin bir bilgi de uzlaşamadık.
Öyle ya da böyle her bakımdan ilham alınması gereken bir kitap diye düşünüyorum ki belki de biliyorsunuzdur Mustafa Kemal’e de ilham olmus hatta bu kitabın okul müfredatlarında dahi okutulmasını istemiş. Kitapta geçen bir cok ifadenin Mustafa Kemal’in Türkiye politikasinda görmek mümkün, özellikle yayılmacı bir politikadan milli sınırlar içerisinde mevcut koşulları kullanma konusunda benzeştiğini görebiliriz
Finlandiya’ nın yokken var olması daha doğrusu yok olacakken varlığının bilincine varması sonucunda ayağa kalkması gercekten harika bir olay. Ama şunu da unutmamak gerekir diye düşünüyorum kıyaslamak belki doğru olmaz belki de olur bilemiyorum. Ama yalnızca düşmanı değil, milletin makus talihininde yenildiği ve bunun neticesinde filizlenen Turkiye Cumhuriyeti de bir Finlandiya kadar hayran uyandırması gereken bir mevzu diye düşünüyorum. Bunu herhangi bir art niyetle, ırkçılıkla söylemiyorum. Benzeşen ortak bir kaderin varlığını fark ettiğim için söylüyorum