·110 syf.··Beğendi
···Okunma: 10 Ocak 2023 23:16 Hepimize iyi geceler dileyerek başlamak istiyorum.
Yıllar sonra yine suikast sonucu öldürülen - katledilen çok değerli bir araştırmacımızın eserlerinden, yeni bir seriye başladık ve ilk kitabı da çoktan geride bıraktık. İsmail Gaspıralı, evvela bir Türkolog olup Kırım Tatarlarındandır. Eğitimci ve yazar olması onu dönem aydınları arasına almamız için yeterlidir. Birkaç ön yıl öncesinde okuma yazma bilenin memur olduğu dönemi düşünürsek 150 yıl evvelinin araştırmacı ve eğitimcisine dönem aydını dememizin bir mahsuru yoktur benim için. Aynı zamanda Kırım’daki Gaspra şehrinden dolayı Gaspıralı şeklinde anıldığını belirtelim.
Ablası Pembe hanımla kurduğu okul ve kız çocuklarının o dönemler içinde bile okuması için verdiği çaba takdire şayanken aynı zamanda Osmanlı dili içinde kullanılan pek çok yabancı kökenli dil yerine Türklerin kullandığı dile eğilmesi onu hala ayrı yere koyar. “Dilde fikirde işte birlik” sloganıyla da akıllarımıza kazınan bu büyük eğitimci aynı zamanda kültür reformu ve modernleşme ihtiyacının şart olduğu savunup geri kalmışlığın tek sebebini eğitimsizlik ve cahillik olarak görmektedir.
Yalnızca Rusya değil dünya geneli Türk ve Müslümanları ve onların da sorunlarıyla ilgilenmiş, dar bir çerçeveden durumları seyretmemiş, özellikle Rus toplumunun 2 asır öncesine kadar (o dönemden) Altınordu ve Kırım’a vergi vererek yaşarken sistemli bir şekilde yayılmasını anlatmış ve geri kalmışlığı özetlemiştir. Yine orada karşımıza çıkan da dağınık halde yaşayan Türklerin, Çarlık Rusya'sında katledilmeleri, görüldükleri yerde vahşice öldürmeleridir.
Yine çok kısa olan kitabımızda karşımıza çıkan en önemli mesajlardan birisi de “Türk’ün olduğu her yerde ölüm vardır” diyenlerin evvela ölenlerin Türk olduğunu görmezden gelmeye devam eden bilinçsizler sürüsü oldukları ve diğer Türklerin haklarını savunduklarıdır. Bunu hiç görmezden gelerek bir şeyler yapmaya çalışanları da anlamam. Birileri gelecek benim atamı, anamı, hamile eşimi kılıçtan geçirecek; ben de ayaklarına kadar gidip bunu yapanlara teşekkür mü edeceğim? Vahşet arayan Avrupa’nın Afrika’da yaptıklarına; Çin’in Uygurlara yaptıklarına, Orta Asya’da yaşananlara baksın. Türk’ün olmadığı her yerde zulüm vardır.
Yani Gaspıralı İsmail yalnızca edebi şükranlarımıza değil tarihi teşekkürlerimize de tamamen layık, zihnimizi açan bir aydınımızdır. Ömrünün yarısından fazlasını belki de hiç tanımadığı ama mensubu bulunduğu millete harcamıştır. Biz yeri geliyor en yakınlarımıza bile bazen katlanamıyoruz ki dönem şartları içerisinde ne zorluklarla neler yapmaya çalıştığını görmezden gelmek ona ve çabalarına hakarettir.
Hepimize iyi ve faydalı okumalar dilerim..