Gönderi

Puan vermedi·347 syf.··
2023 4. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 13 Ocak 2023 23:30
Sabahattin Kudret Aksal, yazarlık hayatı boyunca günlük hayatın sıradan ilerleyişi içinde, sokakta görebileceğimiz herhangi birinin hikâyesini yazmıştır. İstanbul’un göz önünde olmayan sokaklarını, genç-yaşlı bütün erkeklerinin mesken tuttuğu mahalle kahvelerini, yıllar yılı ayakta durmak için mücadele etmiş ahşap veya kâgir binalarını, her gün erken saatlerde işe giden, hep aynı saatlerde aynı şeyleri yapan ve aynı saatte evine dönen yani bir makine edasıyla yaşayan orta sınıf insanını anlatmıştır. Durum hikâyesi çizgisini sürdüren Aksal, hikâyelerinde, dış dünyadaki hareketten ziyade insanın iç dünyasındaki harekete yönelmiş ve bunu okura aktarmaya çalışmıştır. Günlük hayatın hengâmesi içinde mücadele eden kahramanın kendisiyle baş başa kaldığı vakitlerde “Dünyayı Anlama” çabasını ya da dünyanın anlamsızlığı karşısında boşvermişliğini kendine has üslubu ile anlatmıştır. Yazarın üslubunda dikkat çeken bir unsur da hikâyelerinde deneme türünün serbestliğinden faydalanarak anlatımını gerçekleştirmesidir. Ayrıca deneme türünün anlatım biçiminden yararlanması noktasında, kendisinin felsefeci tarafının bulunması ve kahramanların duygu dünyasını aktarırken çizilen daha geniş sınırlardan faydalanmak istemesi gibi unsurlar da kabul edilebilir. Orta sınıf insanının aile, arkadaşlık ve karşı cinsle olan ilişkisi ele alınmış; mutluluk, aşk, evlilik, huzursuzluk, toplum karşısında yabancılaşma gibi duyguları incelikle işlenmiştir. Kahramanların psikolojik, fizyolojik ve sosyolojik durumları anlatılırken okuru hikâyenin içinden uzaklaştırmamak ve heyecanla takip etmesini sağlayabilmek yazarın sanat gücünün göstergesidir. Hikâye kitabında; Gazoz Ağacı, Yaralı Hayvan ve Birkaç Öykü Daha isimli kitapların birleşimi olarak toplam 35 hikâye bulunmaktadır. Hikâyelerin hacimleri birkaç hikâye dışında birbirlerine yakındır ve ortalama 8-10 sayfa ebatlarındadır. Gazoz Ağacı, Bir Sabah Bir Apartmanda, Hüseyin Feyzullah’ın Evlenmesi, Vav’lar gibi hikâyelerin ise daha hacimli olduğu görülmektedir. Yukarıda ismini verdiğimiz diğer hikâyelere göre daha hacimli olan hikâyelerin bir roman havasında olduğu dikkat çekmektedir. Özellikle Gazoz Ağacı’nın daha önce İspati Kızı şeklinde daha kısa yazılmış ancak daha sonra detaylandırılarak hacim kazandırılmış olması yazarın bir roman olarak düşünmüş olabileceği ihtimalini akıllara getirmektedir. Bir başka üzerinde durulması gereken konu ise hikâyelerin sonuna genellikle “Mutsuz Son”ların hakim olmasıdır. Olaylar genellikle ölümle veya çiftlerin ümit edildiği gibi birleşememeleri ile sonuçlanmış olmasıdır. Bu durumun ortaya çıkmasında yazarın hayata karşı takındığı tavır ve dünya karşısında bulunduğu konum gibi unsurları göstermek mümkündür. Hikâyelerin tamamına yakınında mekan olarak kahveler bulunmaktadır. Kahveler, mahallenin kalbinin attığı yer olarak düşünülebilir. Mekanın olayların gelişimi üzerindeki etkileri bakımından önemine birçok hikâyede değinilmiştir. Özellikle Gazoz Ağacı hikâyesinde kahvehanenin önemli bir konumu vardır. Mekan olarak kahvenin öne çıkması hususunda, Sabahattin Kudret Aksal’ın yazarlık yaptığı dönemlerde kahvahanelerin önemli bir uğrak olması ve yazar-çizer takımının buralarda uzun vakitler geçirmesinin etkili olduğu söylenebilir. Hikâyelerde yazarın kullandığı dili iki döneme ayırmak mümkündür. Birinci dönemde yazılan hikâyelerde kullanılan kelime kadrosunda Arapça-Farsça kökenli kelimelerin bulunduğu ve bunların sıklıkla kullanıldığı dikkat çekmektedir. Yazıldığı dönem için sade, anlaşılır olan bu dilin günümüzde daha zor anlaşılabileceğini söylemek de doğru olabilir. İkinci dönem olarak ele alabileceğimiz daha sonraki dönemde ise Arapça-Farsça kelimelerin sayısı oldukça azalmış, bunların yerine Öz Türkçe kelimelerin kullanıldığı görülmüştür. Yazarın süreç içerisinde dil konusunda böyle bir değişim yaşamasının sebebi olarak ilgili dönemde gerçekleştirilmeye çalışılan “Dil Devrimi” anlayışının etkili olduğu düşünülebilir. İkinci dönem dili de yazıldığı dönem için basit, açık ve anlaşılırdır. Özetlemek gerekirse kitabın dili günümüz için de genel olarak açık, anlaşılır, sade ve yalındır. Gazoz Ağacı ve Diğer Öyküler kitabı Türk hikâyeciliğinin Cumhuriyet sonrası dönemdeki önemli eserlerinden biridir. 1930-1960 arası İstanbul’unu ve o dönemin sosyo-kültürel atmosferini anlatan, sokaktaki ya da kahvedeki insanın içindeki özünü okura aktarmaya gayret eden önemli ve dahası tüm hikâye severler tarafından okunması gereken bir hikâye kitabıdır.
Tarih
Gazoz Ağacı ve Diğer ÖykülerSabahattin Kudret Aksal · Yapı Kredi Yayınları · 20201,070 okunma
·
194 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.