Yapı Kredi Yayınları, roman dese de anlatı türüyle tanımlayabileceğim bir kitap, Biri Sizi Bulmaya Çalışıyor. Çünkü yazarın tarzı kesinlikle romanla bağdaşmayacak bir türün özelliklerini taşıyor. Neyse ki yazardan okuduğum ikinci kitap da; YKY'nin bu kelime oyununa düşmüyorum.
Kimi zaman deneysele yakın bir teknik kullansa da anlam karmaşası yaşamadan kitabı bitiriyorum. Tüm bunlara sebebiyet oluşturan zaten kitabın meselesi oluyor.
Biri geleceğin arayışı içerisindedir, bir başkası geçmişin girdabında bulmaya çalışıyordur. Adeta farklı jenerasyonların farklı tasalarına göz atıyoruz. Okudukça aidiyetin, kökün, kimliğin, belleğin, hatırlamak ve unutmak çabasının peşine düşüyoruz. Belki bir açıdan kendimize bile özveriyle yaklaşmamıza vesile olabiliriz.
Tüm bunlar olurken anlatıcının sesindeki özlem dolu iç çekişin melankolisini, mutsuzluğunu görebiliriz.
Augé'ın bu kitabını okuduktan sonra Virginia Woolf'un Bir Yazarın Güncesi'ni okurken rastladığım bir sözü anımsıyorum.
"Kişi geniş bir ölçekte insanları anlatacaksa, düşündüğünü söyleyecekse, melankoliden nasıl kaçabilir ki?" diyor Woolf.
Birbirinden bağımsız bu iki okumada aslında Biri Sizi Bulmaya Çalışıyor'un özüne yaklaştığımı hissederek mutlu oluyorum. Çünkü arayış başı boş, kimliksiz, boşuna bir çaba değildir. Beraberinde getireceği anımsayışın melankolisi de kaçınılmazdır.
Öyleyse emekli edebiyat öğretmeni Julien'in Claire ile tanışmasına rastlantı yanılsaması ya da planlanmış bir proje desek bu arayışa sınırlar çizme çabasına düşmüş olurum, farkındayım.
Hayatımızda bir şekilde dokunuşu olan olayların, insanların ve nesnelerin bizi daima değiştirip dönüştürdüğü fikrinin de peşine düşüldüğü teknik bir değini; Biri Sizi Bulmaya Çalışıyor.
Kitabın özetlenecek bir olay örgüsü olsa da kitabı okumadan bu derdin deneyimlenemeyeceği fikrindeyim.