Gönderi

5/10
·59 syf.··
2022 10. kitabı
"Ya sevmenin kendisini ya da seven hali ile kendini seviyor." Son zamanlarda okuduğum ve beni haftalarca etkisi altına alan bir kitap oldu. Kitabı ve karakterleri hayatla ve realiteyle o kadar bağdaştırdım ki kitabı çok derinden hissettim. Adam kendi haliyle ve kadını sevmekle o kadar meşgul ki kadının acı çektiğini ve kıvrandığını göremiyor bir türlü. Kadın adamı çok seviyor çok değer de veriyor ama aşık değil. Adam kendisiyle ve sadece kadını sevmekle bu denli meşgul olmasa kadının içsel durumunu görebilirdi. Ama adam gitmezdi yine kadın gibi, ikisi de kendi alanlarında bencil adam kitap ve kadını sevmek konusunda, kadın ise kendisi ve hayatı konusunda... Bazen sevmek yetmiyor sevgi hissedilmiyor kadın adamın ilgisizliğinden kaçmış bir nevi adama göre tutku kadınla başlasa da kitap hayatının merkezi haline gelmiştir. Sevmek sadece sevmekten ibaret değil kitap da bunu birebir yaşatıyor. Sevgi eylem ve mücadele gerektirir. Bu yüzdendir seninle dünyanın her yerine gelirim diyen Müzeyyen'in bırakıp gitmesi. Bir şey içime oturmuş kalmıştı:yok olmak... Toz olmak istiyordum. Varlığım orada olmamalıydı. Gelip beni alsalardı. Uzaydan ya da bir yerlerden gelselerdi. Sessiz sedasız kaybolsaydım. Yerime Kız Kulesi'ni bıraksalardı. Ne alakaysa? Bana göre göre bütün kitabın verdiği hissin tamamı bu cümleden ibarettir. Yaşanmamış duygular, yaşanmamış hayatlar ve bunların getirdiği pişmanlık bir şeylerin yarım kalmışlığı ama söylenecek hiç bir şeyin olmamasıdır özeti. Bu yüzden incelememi kitaptan çok güzel bir alıntı ile sonlandırmak isterim; "Her tam, bir üst yarımın alt basamağıdır. Yani yarım da bir bütündür."
Fakat Müzeyyen Bu Derin Bir Tutkuİlhami Algör · İletişim Yayıncılık · 201434,7bin okunma
·
25 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.