Puan vermedi·152 syf.··
2023 6. kitabı
MEMOŞ'LU YILLAR / CEMRE BİRAND Kasım ayında Mehmet Ali Birand'ın doğum gününde (9 Aralık) paylaşmak için Cemre Birand'ın yazdığı "Memoş'lu Yıllar" adlı kitabı okudum ( ama yorumu paylaşamadım). Bu ayda M. A. Birand'ın ölüm yıldönümü (17 Ocak) diye "Memoş'a Sözüm Vardı" adlı kitabı okudum. Dün "Memoş'a Sözüm Vardı" kitabını paylaştım, bugünde "Memoş'lu Yıllar"ın yorumunu paylaşacağım. Hem Cemre Birand'ın kalemini tanımak, hem de uzun yıllar 32. Gün ile evlerimize konuk olan Mehmet Ali Birand'ın dünyasını daha yakından öğrenmek için bu kitapları okuyarak onu anmak ve genç kuşaklarla paylaşmak istedim. Arka kapakta Cemre Birand'ın kaleminden; Onu ilk gördüğümde gözüm hiç tutmamıştı. Gür siyah saçları, sakalı ve bıyığı vardı. Burnu da boksör burnu gibi çarpıktı. Gülünce dişlerinin de çarpık olduğunu fark ettim... Gözümün tutmadığı bu adamı kalbimin hiç bırakmamacasına tutacağını bilmiyordum tabii henüz..." diye duygusal bir tanıtım yazısı var. Bir bölümde: "Eğer Bodrum'dan çıkmışsak mutlaka Datça Yarımadası burnunda Knidos'a uğrar, güneş batımında ellerimizde içkilerimizle antik tiyatroda klasik müzik çalardık. Mehmet Ali 'Aranjuez Konçertosu'nu yanında taşırdı." Benlik bir cümle... 'Aranjuez Konçertosu' bulundu, dinlendi, listeye eklendi. Aslında adını bilmediğimiz / hatırlamadığımız tanıdık nağmelerdendi. Tanışmalarını anlatırken, tüm arkadaşlarıyla 1967 yılında açılışına gidip, müdavimi olacakları Harbiye'deki Kulüp 33'ten bahsediyor. Oysa 1980'lerde Kulüp 33 Caddebostan'daydı ve 1985'te Kadıköy Nikah Salonunun inşası boyunca birkaç sene Kadıköy Evlendirme Dairesi olarak kullanıldı, sonrada bina yıkıldı, böylece kulüp de unutuldu gitti. Her hayat hikayesinde olduğu gibi inişli çıkışlı yaşamlarını okurken, kimi zaman hüzünlü kimi zaman mutlu ama hep kalabalık bir sosyal çevre ile hareketli olan hayatlarını çok yalın bir dille anlatmış. Sanki iki dostun sohbeti gibi. Bu anıların içinde kimler yok ki; Ercüment Karacan, Abdi İpekçi, Hıncal Uluç, Bedri Koraman, Sami Kohen gibi basın dünyasından; Ogan Soysal, Kamran İnan, Sönmez Köksal gibi siyasiler; Febri Ebcioğlu, Altan Erbulak, Halit Kıvanç gibi ünlüler; Faruk Süren, Metin Fadıllıoğlu, Semih Sohtorik, Ünal - Ahu Aysal, Ümit - Dilek Pamir gibi magazin basınından (bizim dönemimizde Hafta Sonu gazetesi) tanıdığımız isimler... En çok Milliyet gazetesinin yazı işleri odasındaki Altan Erbulak ve Halit Kıvanç ile olan anılarına bayıldım. Ömer ve Ali Karacan'ın çocukluk hallerini okumak ise ilginçti. Hiç sıkılmadan, keyifle okunacak bir kitap. Memoş'lu Yıllar'dan kalanlar: Kişilerin öldükleri zaman ne kadar hoş bir seda bırakırlarsa bıraksınlar yok olduklarına ve unutulduklarına inandığım için yapabileceğim her şeyi hayatta yapmak isterim... (M. A. Birand- 3 Nisan 1970 tarihli mektubundan) Yedi valiz, bir şemsiye ve bir daktilo ile güneşli bir havada Brüksel'e indik. Ama yanlış gara! Simca 1000 bir gün bizi sokak ortasında terk etti. Yemek odası parasını Brezilya'da karnavalda yedikten sonra nihayet bir masa ve altı sandalye almıştık. Mayıs ayında da, ikinci elden bal rengi Ford Capri 2600GT bir araba aldık. Arabayı kapımıza getirdiğimizde Mehmet Ali'ye sarıldım ve "İşte başardık." dedim. Belçika'da çok güzel bir sistem uygulanıyordu: Hemen hemen her mahallede evde dört beş çocuğa bakan kadınlar vardı. Bunlar devlet tarafından devamlı kontrol altındaydılar. Mehmet Ali, bebekle konuşuyor, büyüyünce neler yapacaklarını anlatıyordu. Bir gece uykusuzlukla kıvrandığını hissettim. "Ne oluyor Memoş?" diye sordum. "Umur hangi üniversiteye gidecek, bulamıyorum." diye cevap verince gülmeye cesaret edemedim!
Memoş'lu YıllarCemre Birand · Doğan Kitap · 201822 okunma
·
100 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.