MEMOŞ'LU YILLAR / CEMRE BİRAND
Kasım ayında Mehmet Ali Birand'ın doğum gününde (9 Aralık) paylaşmak için Cemre Birand'ın yazdığı "Memoş'lu Yıllar" adlı kitabı okudum ( ama yorumu paylaşamadım). Bu ayda M. A. Birand'ın ölüm yıldönümü (17 Ocak) diye "Memoş'a Sözüm Vardı" adlı kitabı okudum. Dün "Memoş'a Sözüm Vardı" kitabını paylaştım, bugünde "Memoş'lu Yıllar"ın yorumunu paylaşacağım.
Hem Cemre Birand'ın kalemini tanımak, hem de uzun yıllar 32. Gün ile evlerimize konuk olan Mehmet Ali Birand'ın dünyasını daha yakından öğrenmek için bu kitapları okuyarak onu anmak ve genç kuşaklarla paylaşmak istedim.
Arka kapakta Cemre Birand'ın kaleminden; Onu ilk gördüğümde gözüm hiç tutmamıştı. Gür siyah saçları, sakalı ve bıyığı vardı. Burnu da boksör burnu gibi çarpıktı. Gülünce dişlerinin de çarpık olduğunu fark ettim... Gözümün tutmadığı bu adamı kalbimin hiç bırakmamacasına tutacağını bilmiyordum tabii henüz..." diye duygusal bir tanıtım yazısı var.
Bir bölümde: "Eğer Bodrum'dan çıkmışsak mutlaka Datça Yarımadası burnunda Knidos'a uğrar, güneş batımında ellerimizde içkilerimizle antik tiyatroda klasik müzik çalardık. Mehmet Ali 'Aranjuez Konçertosu'nu yanında taşırdı." Benlik bir cümle... 'Aranjuez Konçertosu' bulundu, dinlendi, listeye eklendi. Aslında adını bilmediğimiz / hatırlamadığımız tanıdık nağmelerdendi.
Tanışmalarını anlatırken, tüm arkadaşlarıyla 1967 yılında açılışına gidip, müdavimi olacakları Harbiye'deki Kulüp 33'ten bahsediyor. Oysa 1980'lerde Kulüp 33 Caddebostan'daydı ve 1985'te Kadıköy Nikah Salonunun inşası boyunca birkaç sene Kadıköy Evlendirme Dairesi olarak kullanıldı, sonrada bina yıkıldı, böylece kulüp de unutuldu gitti.
Her hayat hikayesinde olduğu gibi inişli çıkışlı yaşamlarını okurken, kimi zaman hüzünlü kimi