Fazlasıyla Abartılmış Bir Kitap
5/10
·288 syf.··
2023 1. kitabı
·
24 günde okudu
·
Okunma: 18 Ocak 2023 06:46
İlber Ortay’lının Yenal Bilgici isimli gazeteciyle yaptığı röportajının kitaplaştırılmış hali. Bu sebeple de kitabın soru-cevap şeklinde ilerleyen bir yapısı var. Kitabı baştan beğenmediğimi söyleyeyim. Bunun sebebini uzun uzun açıklayacağım. İlk olarak şöyle bir düşündüm eğer bu kitabın yazarı İlber Ortaylı değilde ünlü olmayan başka biri olsaydı kitap hakkında yapılan olumlu yorumlar gene yapılır mıydı ? Ben yazılmayacağını düşünüyorum. Peki neden böyle düşünüyorum ? Biz insanlar toplum içinde belli bir üne, statüye sahip insanların söylemlerine daha fazla itibar etmeye, daha fazla önemsemeye yatkın varlıklarız. Bu sebeple de aynı cümleyi söyleyen iki kişiden daha iyi konumdaki olanına vereceğimiz reaksiyonu diğer kişiye göstermeme ihtimalimiz oldukça olası. Bu yüzden de bu kitaptan İlber Ortaylı’nın ismini silsek insanların çoğunun vasat ya da vasat altı bir kişisel gelişim kitabı olduğu konusunda hem fikir olacağı bir kitapla karşı karşıyayız. Kitapla ilgili eleştirilerime,fikirlerime geçeyim: 1)Verdiği önerilerin çoğunlukla bu iş geçmişte böyleydi ve verim alınıyordu siz de böyle yapın minvalinde olması. Şimdi bireysel olarak bizlerin bu önerileri pratikte uygulaması pek mümkün olmuyor. Örneğin 12-25 yaş aralığı için diyor ki 25’den sonra eğitim olmaz artık eser vermeye geçmek gerek. Ee şu anki eğitim sisteminde yüksek lisans, doktora vs yapan biri zaten o yaşlara çoktan gelmiş ya da geçmiş oluyor. Şimdi bu dediği nasıl uygulanabilir ? Ki kendisi de eğitim sistemini bu noktada eleştiriyor. Fakat bu bilgiyi verip şu anki sistem içinde de bu dediğim böyle uygulanabilir ya da beni okuyan gençler de şunu yapabilir gibi bu zamanlara uyarlanacak şekilde bir öneri ilavesi yapsa hiçbir itirazım olmayacak bu söylemine. Ancak kendisi bunu söylüyor ve bitiriyor. Eee şimdi bu eleştirinin pragmatik olarak sokakta eğitim sistemimiz çok kötü gardaşım diye kişiden ne farkı kaldı ? 2)Kendisi bir elit olan İlber Ortaylı’nın verdiği tavsiyelerinin,söylemlerinin kendi elit standartlarında olması. Bu söylemlerin ortalama bir Türk gencinin durumuyla çatışması. Örneğin 15’inden sonra dil iyi bir şekilde öğrenilmez cümlesi. İyi de kaç aile çocuğuna o yaşa kadar yabancı dil için ekstra maddi imkan sağlayacak gelire sahip ? Bir örnek daha vereyim: Bir şehrin yaşanabilir olup olmadığını anlamak için kriterlerini sıralarken özellikle büyük kütüphane ve kültürel hayatın canlılığı vurgusunda bulunması. Bu sebeple de temiz,bol yeşillik alanları olan ve refah düzeyi yüksek birtakım şehirleri sıralayarak buraların aslında pek de yaşanabilir şehirler olmadığını söylemesi. Şimdi kendisinin parayla bir derdi olmadığı için bu kıstaslar onun için pek mühim değil. Ama şu anki ekonomik durumda birçok insanın önceliğinde kendi kritelerinin doğal olarak yeri yok. Bu yüzden bu kitabı okuyacaklar bu tarz söylemleri okuduklarında boşuna demoralize olmasınlar. Kitabı yazan kişinin bir elit olduğunu ve onun standartlarının kendi hayatları için geçerli olmadığını kendilerine hatırlatsınlar. 3)Bazı bölümlerin ortalama cevaplardan ileriye gitmemesi ve çok teferruatsız bir şekilde bırakılması. Sonrasında da soruya cevap olmayan şeylerin anlatılmaya başlanması. Örneğin Dördüncü bölümün ismi olan Nasıl Çalışmak Gerekir ? kısmında insan doğal olarak böyle metotlar, bunların detaylı anlatımı, nasıl uygulanabileceğini falan bekliyor. Peki bölümde soruya ilişkin yazılan şey ne sizce ? Sabahları çalışın, sabahları çalışmak iyidir. Sonrasında başlıyor İlber Ortaylı’nın akademik hayatını anlatmaya, nerelerde görev aldığına vs vs. Şimdi kardeşim bunları yazdıysanız bölümün başlığını niye Nasıl Çalışmak Gerekir ? yaptınız, anlatılanlara uygun bir şey yazsaydınız da okuyanlar olarak boşuna beklentiye girmeseydik. Zaten mantığıma göre kitabın isminin değişmesi gerekiyor. Bir Ömür Nasıl Yaşanır ? değil de İlber Ortaylıyla Söyleşi çok çok daha isabetli bir tercih olurmuş. Okuyacaklar da gereksiz beklentiye girmemiş olurdu böylelikle. 4)Yazılanların bazılarının sosyal bilimlere özgü olup olmadığının yazılması gerekirdi. Çünkü kafada büyük soru işaretleri oluşuyor. Örneğin ezber oldukça önemlidir, ezberle öğrenilir cümlesi. Şimdi ben bu cümlenin her ne kadar kitapta belirtilmemiş olsa da sosyal bilimlerle alakalı olduğunu düşünüyorum. Çünkü ezber birçok sayısal bölüm için pek de önemli değil. Hatta sayısal bölümlerde işin mantığını öğrenmeden yapılan ezber pek bir işe yaramaz. Kitapta bu tarz söylemlerin herkes için mi geçerli olduğu yoksa belli bir grup için mi geçerli olduğu belirtilseymiş iyi olurdu. 5)Kendi öznelliklerinden dolayı insanları gereksiz yere fazla yeren ifadelerde bulunması. Örneğin kendi zamanında telefonlaşılırken insanlar kendini tanıtır öyle başlarlarmış cümleye.Bu bir görgü meselesiymiş. İlber Hoca yıllardır konuştuğu bazı arkadaşlarıyla halen bu şekilde konuşurmuş. İyi de bu İlber Hoca’nın kendi zamanına özgü bir durum. Ayreten bir insan her iki tarafın da rehberinde kayıtlıysa niye her aramada kişiler kendilerini tanıtsın ki ? 6)Mantığıma oturmayan birtakım söylemler kitapta yer almakta. Bu söylemlerde kitabın genelinde olduğu gibi detaya yer verilmemiş, sebebi açıklanmamış. Bu yüzden de kafamda soru işaretleri kaldı. Örneğin hafıza en önemli şeydir cümlesi. Zekanın birçok farklı çeşidi ve kıstası varken hafızanın en önemli şey olduğu cümlesi pek mantıklı gelmedi.Bir diğer örneğe geçelim. İlber Ortaylı’nın kendi alanındaki kişilerin iyi bir eğitim alıp almadığını harita çizdirerek anlaması. İyi de nasıl olur da tüm bir eğitimin kalitesi harita çizdirilerek anlaşılabilir ? Buna mantıksız diyemem çünkü konu hakkında bilgim yok ama en azından söyleminin sebebini açıklasaymış iyi olurmuş. 7)Kitabı bol bol eleştirdim şimdikiye kadar lakin hiç mi yararlı bir şey yok diye düşünebilirsiniz. Olmaz olur mu var. Benim yararlı bulduğum ve not ettiğim bazı bilgilerle karşılaştım. Fakat bu bilgiler kitabın genelinde azınlıkta kalmış bilgiler. ÇIKARILACAK SONUÇLAR 1)Kitabın ismine kanıp büyük beklentilere girmeyin. Kitabı okuyacaksanız İlber Ortaylı’nın Yenal Bilgici isimli gazeteciyle yaptığı söyleşiyi okuyorum beklentisiyle okuyun. 2)Kitabı okuyup sonra yazılanları kendinizle kıyaslayarak kendinizi boşuna demoralize etmeyin. Kitabı bir elitin yazdığını ve onun standartlarının sizin için anlamsız olduğunu kendinize hatırlatın. ------------- Her ne kadar birçok okur kitabı okurken sıkıldığını ve zorlandığını söylese de bu durum benim için geçerli olmadı. Sıkılmalarının sebebi büyük ihtimalle bilmedikleri kelimelerin fazlalığı, anlatılanların ilgisini çekmemesi, anlatılanlardan dolayı demoralize olmaları, sorulan sorunun dışına çıkılarak konunun sık sık dağılması diye düşünüyorum. Ben yeni kelimeler öğrenmekten zevk alan bir insan olduğum için, İlber Ortaylı’nın anlattıklarından sıkılmadığım ve yukarda yazdığım sebepten dolayı demoralize olmadığım için kitaptan sıkılmadım. Siz de anlattığım özelliklere göre kitaptan ne kadar sıkılıp sıkılmayacağınız hakkında tahmin yapabilirsiniz. Örneğin Ortaylı’nın kendi hakkında anlattıklarından bana ne arkadaş ben tavsiyeler için buradayım diyorsanız kitapta sıkılacağınız birçok yer olacaktır. Söyleceklerim bu kadar. İyi günler dilerim.
Bir Ömür Nasıl Yaşanır?İlber Ortaylı · Kronik Kitap · 202065,2bin okunma
·
63 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.