Diriliş eri olmak, kitap bununla başlıyor ve kitap boyunca diriliş eri nasıl olunur ve nasıl olunmaz bunun üzerinde ilerliyor. Karşımıza çıkan ilk tabir savaş, bir diriliş cephesi. Bu cephede iki kutup var hakikat ve batılın savaşı. Sezai karakoç bu savaşı zihniyet savaşı olarak tabir ediyor. Yani insanların hakikat olan islamı doğru yol kabul edip bu yolda gitmesidir. Savaş yanlış olanı insandan uzaklaştırıp iyi olanı, güzel olanı insana emretmek ve yerine getirmektir sezai karakaça göre. Dirilişi sezai karakoç bu savaşı sürdürme ve her seferinde galip çıkma olarak tanımlıyor.
Tarihi ise tamamen hakikat üzerine değerlendirir sezai karakoç. Hakikat savaşı. Tarihte hep doğruyu savunanlar yani islamı, Allahın dinini savunanlar olmuştur, tabi buna karşı olarak da batıl savunucuları ve destekçileri. Sezai karakoça göre tarih bu iki kutup mücadelesi içinde geçmiştir. Ve bu durum kıyamete kadar böyle durup gidecektir.
Öte yandan sezai karakoç, her olguyu politikadan tutun düşünce ve sanata kadar her şeyi insanın İslami hakikati kendine yol edinme gayesine bağlıyor. Gönüle imanı nakşetme işidir onun için bu durumlar. Eğer insanlar gerçekten dine tam anlamıyla inanıp, taklidi bir imana sahip olmayı bırakıp, hakiki olan tahkiki imana geçip tam manasıyla Allahın emrine uygun yaşarsa doğru insan olabilir. Burda dikkat çeken bir başka husus daha karşımıza çıkıyor. Ölmeden ölmek ve kendini sorguya çekmek. Sezai karakoc diriliş neslini dünyada iken ölmüş kimseler olarak da sınıflandırıyor. Yani gerçekten diriliş eri olan kimse kendi içinde hesabını yapmış, eksiğini hatalarını görüp tövbe etmiş, her şeyi yerli yerine koymuş bir insandır.
Bir diğer açıdan bakarsak diriliş erini orta yolu tutturmuş kimse olarak da anlatır. Yani aşırıya kaçmadan bir şey fazla abartmadan ve ya tam aksi yani eksik ve noksan yapmadan tam orta noktada, her şeyi yerli yerine koyan bir nesil ister Sezai Karakoç. Geçmişi bilecek lakin geçmişe bağlanıp, saplanıp kalmayacak bir nesilden bahseder. Geçmişten ilham alacak karşısına çıkan engelleri geçmişten aldığı bilgi birikimiyle, zamanın getirdiği şartları ve koşulları doğru değerlendirerek, çağın sağladığı olanakları maksimum seviyede kullanarak aşan, son derecede bilgi sahibi bir nesilden bahsetmiştir kitapta sezai karakoç.
Çağdaşlığı zamana uygun olma üzerinden değerlendirmez sezai karakoç. Çağdaşlık İslama uygun olmaktır ona göre. Yani bir insan tam manasıyla İslama ait olduğu zaman diriliş eri olabilir ve çağdaş sayılabilir. Çağı eleştiren, her yerde hakikati savunan ve fikriyatini Allahın emrine göre şekillendiren bir nesilden bahseder sezai karakoç. Başka bir ifadeyle Çağı çağdaş yapmak gerekmektedir. Yani bu Çağı İslama uydurmak, bu çağa İslamı yerleştirmektir diriliş erinin vazifesi.
Bir site kurmaktan bahseder sezai karakoç. İslam sitesini yeniden kurmak. Tamamen hakkın peşinde duran, hakkı savunmak ve muhafaza etmek için son derece güçlü bir devlet ister sezai karakoç. Bu uğurda çalışmalıdır her diriliş eri, kötülüğün yanlışın bulunmadığı, herkesin orta yolu bularak hakkın ışığında yaşadığı bir devler ister ve bunun için çalışılması gerektiğini anlatır.