10/10
·764 syf.··
Beğendi
·
2023 6. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 20 Ocak 2023 22:00
Nereden başlamalıyım hiç bilmiyorum açıkçası, bu kitabın beni bu kadar süründüreceğini hiç düşünmemiştim. Aslında ilk sayfalar okurken bu kadar seveceğimi de düşünmemiştim. 8 bandında ilerliyordu hadi dedim en fazla 8.5 olur kitabın sonunda ama o son 300 sayfa hem duygu olarak hem de olaylar olarak baya zirveydi. Neyse baştan alalım... Bence bu kitabın en büyük artısı çok karakterli olması, gerçekten hepsinin ayrı ayrı hikayesini okumak aşırı zevkli. Yani yaratıkların, canavarların bile bir hikayesi var aslında ve bu hikayeyi ilginç ve farklı kılıyor. Diğer kitaptaki sondan sonra Feyre'nin, Tamlin'in yanında duracağı ve bir şeyler planlayacağı belliydi ama bundan pek zevk alamadım, o kısım bitse de gitsek artık dedim. Aslında Feyre'nin ablalarının ne kadar acı çektiğini gördükten sonra intikam duygusunu anlıyorum ama ne bileyim oyunlar pek hoşuma gitmedi. Sonrasında büyük pişmanlıklara da sebep olması da cabası. Tamlin'in ilk 2 kitapta çok da büyük şeyler yaptığını düşünmüyordum açıkçası (2. kitap sonu hariç) sadece aşkının fazla korumacı ve takıntılı olduğunu, zehirli bir boyuta evirildiğini düşünmüştüm ama bu kitapta çok fazla hatasının olduğunu düşünüyorum. Aşk bu değil. Evet Feyre onu kışkırtmış olabilir ama içindeki canavara engel olmayı, onu kontrol altında tutmayı bilmeliydi diye düşünüyorum. Thesan'ın sarayında söylediği şeyler çok çirkin ve bel altıydı. Tam kuyruk acısı olan erkek modundaydı ağzına iki tane çakmak istedim. Ama sondaki yaptıkları yüzünden görmezden gelebiliriz sanırım. Lucien'in en büyük sebeplerden biri Elain olsa da Feyre'yi yalnız bırakmayıp onunla birlikte mücadele etmesi çok güzeldi. Rhysand zaten bu kitabın incisi diye düşünüyorum ya o kadar güzel bir erkek karakter yaratmış ki yazar, böyle bir eşi varsa ve ondan ilham aldıysa çok şanslı diye düşündürüyor. Feyre'nin aksiyondan aksiyona koşması çok güzeldi. Bu kızın her türlü korkusuna rağmen o cesur, özgüvenli ve fedakar hallerini çok seviyorum ben. Rhys de gerçekten çok fedakar, mesela o sonlara doğru yaptığı şeyi de gözlerim yaşlı okudum. Aynı şekilde Feyre'nin Suriel'le olan sahnesinde Suriel'e öyle. Kız kardeşlere gelecek olursak Elain'in kişiliği göz önünde bulundurulunca psikolojik buhranını anlayabildim açıkçası, Graysen'le de gerçekten evlenmek istediği düşünülürse bu değişime bu kadar zorlanması çok normaldi. Hala bu kızın neden sevilmediğini çözebilmiş değilim. Lucien'le eşlik bağı olsa da aslında Azriel'le de aralarında bir şeyler olabilirmiş gibi yazmış yazar. Yani belirsizlik diz boyu. Aşk üçgenleri, beşgenleri sevmiyorum ama burada çok rahatsız etmedi. Lucien mutlu olsun istesem de Azriel'le sanki daha güzel olabilirler gibi de gelmiyor değil. Bakalım Gwyneth'i görünce fikrim değişecek mi? Nesta'ya gelecek olursak ilk iki kitaptan gerçekten kendisiyle pek yıldızımızın barışmadığını söylemem gerek. Güçlü, korkusuz kadın deyip duruyorlar ama güçlü olmak böyle bir şey değil. Nesta çok soğuk, donuk, içine kapanık ve duygusuz bir imaj çiziyor. Sürekli trip atmalar sert çıkışlar gerçekten çok gereksiz bulduğum hareketleri vardı. Sırf aykırı olmak için olmuş gibi bir izlenim veriyordu. Elain'e melek olup Feyre'ye şeytan olması çok rahatsız ediciydi. Feyre güçlü olabilir, kendi ayaklarının üstünde durabilir ama bu onu sevmene engel değil ya, sen ikisinin de ablasısın. Yani Feyre'ye neden böyle 3 kitap boyunca asla anlamadım. Ha ilişkilerinde gelişme kaydettiler mi evet kesinlikle kaydettiler ama Nesta hala bir kapalı kutu. Kendi kitabından fikrimin değişmesini umuyorum. Cassian'la ikisi de çift olarak gerçekten okuması zevkli bir ikili gibi gözüküyorlar. Cassian, Nesta'nın o buzlarını kıracak, eritecek gibi bakalım. Kendi kitaplarını sabırsızlıkla okumayı bekliyorum. Kızların babalarının yaptığının da şaşırttığını belirtmek isterim, o da ayrı üzücü bir sahneydi. Mor, Amren ve Azirel'den de kısaca bahsetmezsem olmaz. Mor'un gerçeğini öğrendikten sonra aslında onu anlasam da bu Azirel'e üzüldüğüm gerçeğini de değiştirmiyor. Ona yapılanlar biraz acımasızca geliyor. Mor keşke biraz daha cesur olup itiraf etseydi, Azirel'in duyguları değişmese bile en azından neden kendisi olmadığını öğrenseydi. Bu seride en çok kitabını okumak istediğim iç dünyasını keşfetmek istediğim insan sanırım Azriel. Kitabını sabırsızlıkla bekliyorum. Amren... Ben bu seride sana bu kadar bağlanacağını senin için bu kadar göz yaşı dökeceğimi asla düşünmemiştim. Sondaki o Kazan sahnesi beni mahvetti, o kadar çok ağladım ki ben bile şaşırdım. Ama sonrasındaki olaylar da çok mutlu etti. Gerçekten Amren'e bir şey olmuş olsaydı çok üzülürdüm. Varian'la çok az ve kısa sahneleri olsa da o kadar tatlılardı ki. Yani onların da bir novellası çıksa okumayı çok isterim. Kan yakutundan aşka... Serinin devamı için sabırsızlanıyorum. Hemen gidip novellasını okuyacağım.
Kanatlar ve Küller SarayıSarah J. Maas · Dex Yayınları · 20183,529 okunma
·
43 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.