Kaymakçalan Sokakla Temrin yokuşunun kesiştiği yerde İstanbul'un geçtiğimiz yüzyılda kaybettiklerinin sessiz tanıdığı Çember Apartmanı ve yitip giden istanbula ağıt yakan kahramanlar...
Defne Suman'ın okuduğum ilk romanı Çember Apartmanı her zaman ilgi duyduğum eski İstanbul böylesine hoyratça tartaklanmasaydı nasıl olurdu acaba diye düşünmeme sebep oldu bir kez daha. Yazarla birlikte her gün Tarlabaşı'ndan Balo Sokağı takşp ederek Balıkpazarına çıktım. Pera'da turlayıp, Asmalımescit'ten Tünel' e döndüm. Eski İstanbul'u dantel gibi işli apartmanları, şık beyefendileri ve hanımefendileri ile tanıdım. Ülkemizin yanlış politikaları ile tarihin sayfalarını nasıl paramparça ettiğine tanıklıl ettim.
Ocak 2020'de 75 yaşındaki İstanbullu Rum Periklis Drakos, doğup büyüdüğü Çember Apartmanı'nda anılarını yazmaya başlar. Üstelik mahallede kendine ev arayan genç Leyla' ya ilk görüşte aşık da olmuştur. Koronavirüsün giderek arttığı ve insanların karantina ile evlerine kapandığı o günlerde anılarını yazmanın Leyla ile arasında bir bağ kurmanın yolu olduğunu fark eden Periklis bu sayede bizleri aşkın, tutkunun, acının, gözyaşının bol olduğu bir Beyoğlu hikayesine götürecektir.
İstanbul'un tarihi dönüşümünün sancılarıyla birlikte gönül telimi titreten, içimi sızlatan bir kitap oldu Çember Apartmanı. Akıcı dili, etkileyici kahramanları, ince çalışılmış taeihi dokusu ile Defne Suman kesinlikle çok çok iyi bir iş çıkarmış.
Tavsiye: 1986 yılında Tarlabaşı Bulvarı'nı açmak için yapılan tarihi eser katliamı ile ilgili olarak çekilmiş Hilmi Etiken' in 89 yapımı Tarlabaşı Tarlabaşı belgeselini kitabı okurken izleyebilirsiniz.