·72 syf.····Okunma: 24 Ocak 2023 21:09 Koca bir uygarlığın yok olduğunu ve dünyada sadece tek bir kişinin kaldığını düşünün... Dünya çapında bir virüs yayılıyor. Etkisi altına aldığı kişiyi saatler içerisinde öldürüyor, insanlar şehri terkediyor. Yağmacılar insanları öldürüyor; eşyalarını, erzaklarını ellerinden alıyor. Sokaklar, caddeler insan ölüleriyle dolu. Uygarlık çöküyor ve herkes kendisi için yaşamaya başlıyor. Tek bir kişi kalıyor geriye, Profesör. 3 yıl boyunca insana hasret yapayalnız yaşayan Profesör sonunda kendisi gibi bu hastalığa bağışıklık gösterebilmiş, hayatta kalabilmiş az sayıda insanla karşılaşıyor. İlkel yaşam koşullarıyla hayatlarını sürdürmeye çalışıyorlar. Jack London'ın 1912 yılında kaleme aldığı bu kitapta 2010'lu yıllarda bir salgından söz ediliyor. Günümüzde ise 22 Nisan 2022 itibariyle dünyada virüse yakalananların sayısı 2.7 milyona, Türkiye'deyse 100 bine varmıştı. Sizce de Jack London'ın bu muazzam eseri günümüz
İle kıyaslandığında keskin benzerlikleri bakımından garip değil mi?
["Geçici düzenler köpükler gibi uçar gider," diye mırıldandı, belli ki bir şiirden bir dize okumuştu. Aynen öyle, köpükler gibi, geçici. İnsanın bu dünyadaki bütün çalışması köpükten öte bir şey değil. İnsan kendine faydası olacak hayvanları evcilleştirip düşmanca davrananları yok etti, toprağın yabani bitki örtüsünü temizledi. Ama sonra insan yok oldu ve ilkel hayat geri dönüp onun elleriyle yaptığı her şeyi sildi süpürdü. Arazileri orman oldu, tarlaları yabani otlarla doldu, sürülerini yırtıcı hayvanlar yedi.]