Türü oldukça iyi olan ve bir çırpıda okuyup bitirebileceğiniz, aynı zamanda da fazlasıyla okurken keyif alacağınızı düşünüyorum. Olayların ve kişilerin birbirine bağlanış biçimini ayrıca çok sevdiğim doğrudur.
Brent... Arkadaşları ile ortak bir ofiste çalışan avukat arkadaşımız. Çocukken geçirdiği kaza sebebiyle bir bacağını kaybetmiştir. Ahh bee diyerek okumaya devam ederken kaybettiği bacağının yerine taktırdığı protez bacak ile öylesine barışıktır ki sonrasında bunu neredeyse önemsemiyorsunuz bile...
Brent ilgilendiği bir davanın savcısından randevu almaya çalışır ama bir türlü randevu alamaz. Aynı zamanda ise kendisine hafta sonunda kuzeninin kızının doğum günü partisinin olduğu hatırlatılır. Sevmese de bu tür etkinlikleri (tabi bende sevmiyorum) istemeye istemeye o partiye katılır. Partide Kennedy isminde bir kadın ile karşılaşır. O an farkında olamadığı şey Kennedy'nin on dört yıldır göremediği çocukluk arkadaşı olan Kennedy olmasıdır. Evet birbirlerinin ilk aşkları. Bu arada Brent'in Randevu almaya çalışıp görüşemediği savcı varya işte o Kennedy'dir. Geçmiş ile de bağını koparmayan yazarımız sayesinde Kennedy'e üzülüp Brent'e kızdığım oldu.
Özetle farklı hissedeceğiniz türden bir kalem olmuş. Okurken olaylar arasında pek boşluk göremedim, varsa zaten okurken siz tamamlarsınız ben büyük ihtimalle öyle yapmışımdır... :)