·324 syf.····Okunma: 25 Ocak 2023 22:08 Kitabın tarihi olaylar kısmına değinmek daha çok tarihçilerin işi. Abdülhamid'in tahttan indirilmesi, İttihat ve Terakki, Jön Türkler, Ermeni mevzusu, katliamlar, kirli siyasetler, Mithat paşanın öldürülmesi, saray yönetimi, cariyeler, imparatorluğun adım adım yok oluşu, yeni umutlar, hürriyet aşkı... Bunlar ve bunlardan çok daha fazlasını eleştirmek de haklı bulmak da tarihçilerin işi. Ki ben yazılan hiçbir tarih kitabının da tarafsız yazıldığına inanan birisi asla olmadım. Fakat bir tarih kitabını eleştirecek bir bilgiye de sahip olduğumu düşünmüyorum.
Bu yüzden de ben kitabı yakın tarihimizi okur gibi değil de hayali devrik bir padişahın anılarını, tahtını kaybettikten sonra ki psikolojik durumunu, korkusunu, umudunu, geçmişinde ki pişmanlıklarını, iyi ki yapmışımlarını okudum. Bazen kızdım ana karakterimize, bazen üzüldüm, bazen zeki buldum, bazen ölümü hak etmiş, elleri kanlı bir padişahın hikayesini okudum.
Kitap Abdülhamid'in tahttan indirildikten sonra ailesiyle birlikte Selanik'te ev hapsinde tutulmasıyla başlıyor. Genel de onların sağlığından sorumlu doktorun notlarından yola çıkıyor yazar. Abdülhamid'in tek başına odasında yaşadıklarını ve aklından geçenleri ise geçmişinden, ailesinin notlarından, seyahatlerinden, hükümdar olduğu dönemde ki tarihi olaylardan yola çıkarak bir psikolojik ruh hali yansıtıyor yazar bize. Araştırdığı onlarca kaynak devrik padişahın ruh halini yansıtmasında ve okuyucuyu sıkıcı bir tarih kitabından çıkarıp bir roman havasına koymasına yardımcı oluyor. Ama kurgu konusu eksik. Daha çok bir insanın güç elindeyken nasıl bir psikolojide olduğuna ve o gücü kaybettikten sonra ki ruh haline değinmiş.
Kitabı okudukça hak vereceğiniz, bazen acaba, bazen bu olmaz, bizim ecdadımız böyle şeyler yapmaz, bezen de bunu günümüzde de yaşıyoruz ki biz zaten diyeceğiniz bir kitap. Ama Abdülhamid'in hayatını daha önceden okuyup araştıranların okuyunca sıkılma ihtimali var. Çünkü yazar daha önce duyulmadık bir bilgi vermiyor kitapta. Benim kadar tarihi bilgisi hiç olmayan birisini bile şaşırtmadı.
Ufak bir eleştiri;
Yazar sanki sağcısını, solcusunu, Kemalistini, dincisini herkesi birden tatmin etmek için özel bir çaba sarf etmiş. Ama Ermeni mevzusuna değinişi onu eleştirecek olanların sadece "vasat" deyip geçmesine engel olup çok daha ağır eleştiriler almasına sebep olmuş diyebiliriz. Bir de roman dedim, tarih dedim, psikoloji dedim ama bu kitap hangi kategoriye konulur bilemedim. Hepsi biraz ama tam olarak da hiçbiri değil.
Bazı okurlar düşüncelerine ters şeyleri duymayı pek sevmedikleri için (Ermeni mevzusu) herkes okusun desem mi bilemedim. Ben genel olarak sıkılmadan okudum. Özellikle kitabın psikolojik yanını beğendim.
Keyifli okumalar 1000kitap