Bu kitabı sıradan kitaplar gibi incelersek adamın kemiklerini sızlatırız büyük saygısızlık etmiş oluruz. Çünkü bu kitap intihar etmiş yazarımızın tuttuğu bir günlük. Bu da bizlere; yazarı intihar eğilimine yönelten duygulara, bizzat onun hayatını okuyarak ortak olma fırsatı veriyor.
Belki de okuyan binlerce kişi mutlaka bir kaç ortak nokta bulmuştur kendi hayatına ilişkin. Ancak özel hayatıyla olan kısımları (zannımca yazarı intihara sürükleyen asıl karmaşıklığın olduğu kısımlar) kitaptan çıkartıldığı için tam anlamıyla karşılaştırma yapmak mümkün olmuyor tabiki de. Kitabı ilginç kılan bir diğer husus ise Cesare Pavese’nin İtalya’da faşizanlara karşı verdiği çatışmadan kurtulup (1 yıl hapis cezasına çaptırılmıştır) kendi içindeki çatışmadan sağ çıkamaması olmuştur.
Karmaşık insan ilişkileri ve aşk hayatı intiharına sebep olarak gösterilse de ben öyle olduğunu düşünmüyorum. Çünkü Cesare Pavese zaten yalnızlıktan hoşlanan daha çok kendi iç dünyasında yaşayan biri. Fakat aynı zamanda da amaçlarına ulaşmış kendini gerçekleştirmiş bir insan. Onu asıl intihara sürükleyen de aslında bu: Artık yapacağı hiç bir şeyin kalmaması. Yalnız bir yaşamı olduğu için destek görememesi dolayısıyla yeni amaçlar edinecek kadar güçlü hissetmemesi. Yazarın tam ödül alacağı zaman otel odasında uyku ilaçlarını içerek intihar etmesinin bu sebeple olduğunu düşünüyorum. Artık onu hayata bağlayacak bir amacı kalmıyor.
Velhasıl bu kitapta yoğun şekilde ustaların (Dostoyevski, Dante, Shakespeare, Leopardi, Stendhal) eserleri imgesel ve biçimsel olarak yazarımız tarafından incelenip kendi eserleri hakkında çıkarımlar yapsa da benim hoşuma giden kısımları insan ilişkileri ve duygularından edindiği tecrübeleriydi.
Yaşama UğraşıCesare Pavese