Yaşama Uğraşı Günlük (1935-1950)

9,0/10  (31 Oy) · 
74 okunma  · 
33 beğeni  · 
1.855 gösterim
30 Ekim

Acı çekmek hiçbir anlamda bir ayrıcalık, bir soyluluk belirtisi, Tanrı'yı haırlatan bir özellik değildir. Acı çekmek hayvanca, insanı hırpalayan, sıradan, gereksiz ve hava gibi doğal bir şeydir. Elle tutulamayacak bir şeydir acı; insan ne kavrayabilir, ne de karşı çıkılabilir; zaman içinde vardır- zamanla aynı şeydir; olmadık zamanlarda insanın karşısına çıkması sadece kendisini izleyen anlarda, insanın son işkence anını yeniden yaşadığı ve bir sonraki nöbeti beklediği sürede acı çeken kimseyi savunmasız bırakmak içindir. Bu nöbetler gerçek anlamda acı değil, bize gerçek acının süresini, sıkıcı ve bıktırıcı sonsuzluğunu duyuran sinirsel canlılık anlarıdır. Acı çeken kimse her zaman daha sonraki ve ondan sonraki nöbetin bekleyişi içindedir. O an, acının onu beklemekten yeğ tutabileceği sırada gelir. O an, insanın boş yere zamanın akışı kesmek için, bir şey olduğunu hissetmek için, bu hayvanca acının sonsuz etkisini bir an için bozma amacıyla haykırması gelir - bu haykırış acıyı daha da korkunçlaştırsa bile.

Ara sıra, ölümün ve cehennemin de böyle zaman ve sonsuzluk içinde değişmeden, anlara bölünmeden, bir daha hiç ölmeyecek bir gövdede akan kan gibi durmadan akan bir acı olduğu kuşkusuna kapılır insan.

Ah! Şu kayıtsızlığın gücü! Budur taşlara milyonlarca yıl değişmeden dayanabilme olanağı veren.
(Kitabın İçinden)

İlkgençlik yıllarının geçtiği köy ve çiftlik ortamı, Cesare Pavese'nin ilk şiirlerine olduğu kadar Ay ve Şenlik Ateşleri adlı ilk romanına da esin kaynağı oldu. Çocukluğu yoksulluk içinde geçti. Lisedeyken iki yakın arkadaşının intiharları, Pavese'yi çok etkiledi. Ondaki "intihar" eğilimi, böyle başladı. Üniversitede edebiyat okudu. Amerikan edebiyatının dev yapıtlarını İtalyanca'ya çevirdi. Özgürlük ve demokrasi ağırlıklı çevirileri ve yazıları yüzünden Faşist yönetimce tutuklandı, bir yıl kadar hapis yattı. 'Kısık sesli bir kız'a aşık oldu. Bu aşk, Cesare Pavese'yi, içedönüklükten ve aşağılık duygusundan kurtarmıştı. Ancak 'kısık sesli kız'ın alaycı sözleri, yazarı yine 'intihar' düşüncesiyle yüz yüze getirdi. Kadınlardan nefret eden, karamsar bir insan oldu. İlerleyen yıllarda iki kez evlenmeye kalktıysa da, olmadı. Hayal kırıklıklarıyla dolu bir yaşamı 1950 yılına kadar sürdürebildi. Yalnız Kadınlar Arasında adlı romanına, İtalya'nın en büyük edebiyat ödülü olan Strega Ödülü verilmişti. Ödülünü almak üzere, Roma'ya bir uyurgezer gibi gitti. Ödülü aldıktan sonra, 1935 yılından beri tuttuğu bu günlük dışındaki bütün yazılarını, notlarını yok etti ve 26 Ağustos 1950'de, küçük bir otel odasında, uyku haplarıyla intihar etti. Bu günlükte gündelik olaylardan çok, bu büyük yazarın sanatıyla ilgili düşüncelerini bulacaksınız. Ölümünden iki yıl sonra Yaşama Uğraşı adıyla yayınlanan bu çok değerli kitabı ilk kez tam metin olarak yayınlıyoruz.
(Arka Kapak)
  • Baskı Tarihi:
    Aralık 2012
  • Sayfa Sayısı:
    416
  • ISBN:
    9789750700057
  • Orijinal Adı:
    Il Mestiere Di Vivere
  • Çeviri:
    Cevat Çapan
  • Yayınevi:
    Can Yayınları
  • Kitabın Türü:
Elif Kimya S. 
 22 Mar 20:19 · Kitabı okudu · 7 günde · 8/10 puan

Yaşama Uğraşı, Cesare Pavese ' nin 1935' ten başlayarak 1950 yılına kadar yazdığı günlüklerinin kitap haline getirilmesiyle oluşmakta. Pavese intiharından 8 gün önce güncesini " Sözler değil. Eylem! Artık yazmayacağım…” cümleleriyle noktalar. Bu son notundan 8 gün sonra hep düşündüğü eylemi gerçekleştirme cesareti gösterir. Bir otel odasında " 1935-1950 Ce. Pavese ' nin Yaşama Uğraşı " yazılı bir dosya dışında bütün özel yazılarını, notlarını yakıp gerçekleştirir özkıyımını.


Cesare Pavese ' nin Yaşama Uğraşı... Kulağa nasıl da tuhaf geliyor değil mi? Bir insan hayatının her döneminde belki her anında bir şeylerin uğraşını verir. Okuma uğraşı, aşk uğraşı, kariyer uğraşı, güzel bir yemek yapma uğraşı, iyi bir evlat, eş, sevgili, anne- baba olma uğraşı... Ama yaşama uğraşı veren birine kaçımız rastlamışızdır? Evet, Pavese hayatının yarısından fazlasında intiharı sayıklamış, bunun aksi için yaşama uğraşı vermiş fakat başaramamış bir yazar, bir şair.


Pavese ' nin güncelerinin başından sonuna kadar intihara olan meylini görüyorsunuz. Onu buna sürükleyen sebeplere tanıklık ediyorsunuz. Ne kadar duygusal, yalnız ve mutsuz bir adam olduğunu, depresif ruh halini baştan sonuna kadar bütün çıplaklığıyla görüyoruz. Pavese' nin en samimi duygularını, mutsuzluğunu okurken duygulanmamak mümkün değil. Kitapta bunu sıkça dile getirir. Mesela ;

14 ocak 1930

"Kendimi yalnız bırakmamak için bütün gece aynanın karşısında oturdum...

25 mart 1950

" Mecburuz diye yaşayıp duruyoruz. Bu fikir beni çileden çıkarıyor. Kendi bedenim içindeki kuşkulara bile hâkim değilken nasıl dünyayı değiştirebileceğime inanmalıyım? Evet mutlu değilim. " notları da mutsuz ve yalnız olduğunu destekler nitelikte.


Pavese ' nin daha önce bir kitabını okumuş arkadaşlar kadınlara olan düşkünlüğünü, zaafını (kimi anlamayıp nefret dese de) bilir. Bu kitabında da mutsuzluğunun, intiharının en büyük sebebi kadınlar gibi görünsede tek sebep buydu demek haksızlık olur. Dönüp Pavese ' nin hayatına bakacak olursak onu intihara sürükleyen tek sebebin bu olmadığını, yaşadığı dönemin ne kadar zorlu geçtiğini görebiliriz.


Pavese çocukluk döneminde 1. Dünya Savaşı ' na, gençliğinde 2. Dünya Savaşı ' na tanıklık ediyor. Savaşlar her insanın ruhunu yaraladığı gibi Pavese ' yi de etkiliyor. Daha sonra, ilerleyen yıllarda (1922-1943) İtalya' nın yönetimini ele alan Benito Mussolini yani İtalya' nın faşist Hitler' i ülkeyi cehenneme çevirmiş, yazarları, şairleri hapse tıkmış, kitapları yakmış, sanatı öldürmüştür. Savaşın ve tüm bu zorlukların ardından birçok yazar ve şair etkilenip intihar etmiştir. Pavese' nin intiharının en büyük etken kadınları olarak gözüküyor olsada bunları da göz ardı etmemek gerekir. Fakat ilginçtir ki Pavese güncelerinde bu trajedilerden neredeyse hiç bahsetmez. Kitapta eleştirebileceğim tek nokta da bu sanırım. Bu kadar zorlu bir dönemi, yaşananları es geçip sürekli kadınlardan bahsetmek, onlar yüzünden mutsuz olduğunu anlatmak zayıflık bence.


Dönemin zorluğunu pek dile getirmeyi tercih etmeyen yazar, günlüklerinde genellikle kişisel hayatından, duygularından, sanatından ve gezilerinden söz açar. Aşık olduğu kadınlarından, bu kadınların ona yaşattığı acılardan, yıkımlardan, inanç sorgulamalarından ve peşini bırakmayan intihar düşüncesinden bahseder.


Hayatını kadınları anlamak üzerine harcayan yazar, onlardan nefret ettiğini söylerken bile kendisine gösterecekleri sevgiye ihtiyaç duyuyor. Kadınlarını anlama girişimleri sürekli başarısızlıkla sonuçlandıkça karamsarlığa kapılıyor. Her yitirdiği aşkıyla birlikte yaşama uğraşını bırakma düşüncesi aklını çelip daha da yer ediyor. Bu yıkımlara rağmen yüzünü kadınlara çevirmekten, sevgi ummaktan vazgeçemiyor.


Bu aldığı yaralar bir bakıma onun sanat, edebiyat hayatını daha da güçlendirmiştir. Çünkü hayatının son dönemlerinde edebi yönden en başarılı devirlerini yaşamıştır. İntiharından çok kısa bir süre önce aldığı dönemin en önemli ödüllerinden biri olan Strego Ödülü de bunun kanıtlıyor bana göre.


Kitabı okurken yaşadıkları beni gerçekten çok etkiledi. Edebi yönden de çok kuvvetli bir anlatıma sahip olan Pavese her kitabını okuyabilecağim yazarlardan biri benim için. Pavese ile henüz tanışmamış arkadaşlara da bu kitapla başlamalarını tavsiye ederim...

Tam anlamıyla acının kitabı.Kitapta sürekli olarak kendisini sorgulamıştır.Şu cümleden de anlayabiliriz:" Hiçbir zaman doğru dürüst çalışmadım, aslında, hiçbir işe de yatkınlığım yok.Başka bir eksiğim daha göze çarpıyor.Ben hiçbir zaman dünyayı umursamadan hayatın tadını çıkarabilen rahat bir insan olamadım. O yürek yok bende."

BİROL COŞKUN 
20 Tem 2016 · Kitabı okudu · 35 günde · Beğendi · 9/10 puan

Altını çizdiğim çok fazla cümlesi olmasına rağmen, kitaplarını yazarken dikkat ettiği, veya dikkat çekmeye çalıştığı durumlar için aldığı notlarda sıkılmadım değil. Üretemediğinde yada üretmediğinde veya eserlerinde fark yaratamadığında kendisini boşlukta hissediyor. Ölüm, ölme isteği, intihar hayatında hep hazır onu bekliyor. Sanırım bütün amaçlarına ulaşmanın verdiği beklentisizlik sonunu hazırlıyor.

mısra 
17 Eki 2016 · Kitabı okudu · 10 günde

Yaşama uğraşı Cesare Pavese’nin 1935-1950 yılları arasında tuttuğu günlüklerinden oluşuyor. Pavese ‘Yalnız Kadınlar Arasında’ adlı romanıyla İtalya’nın Stringa ödülünü aldıktan kısa bir süre sonra son 15 yılına ait bu günlükler dışında tüm yazı ve notlarını yok ederek bir otel odasında yaşamına son vermiştir.

Günlükler günlük olayları değil yazarın yaşama dair düşünceleri, şiir, yazarlar, şairler ve eserleriyle ilgili düşünceleri, bazı kitaplardan aldığı alıntıları içeriyor.

Okurken onun yaşamı, şiir yazımı, çeşitli yazarlar ve eserleri, aşk, kadınlar, Tanrı, din, inanç, kader, ölüm, intihar, çocuklar gibi birçok konudaki düşüncelerine, hayal kırıklıklarına, yaşama çabalarına, eşlik ettim. Derin anlamlar içeren aforizma niteliğinde birçok satır var. Yaşadığı ilişkilerin mutsuzlukla sonuçlanmasından sanırım kadınlarla ilgili acımasız çıkarımları dikkatimi çekti. Psikanalizin hataları hastalığa dönüştürmesini eleştirmiş. Psikanaliz kuramlarını kullanarak kendi ilgisizliklerini gizlemek amacıyla küçük çocuklara tecavüz edenleri geçmişindeki olayla ilişkilendirerek bağışlanabilir gösterenlere karşı düşüncesini yansıtan şu cümlesini çok beğendim: “Hayır, beyler! Küçük çocukların ırzına geçmenin bağışlanacak hiçbir yanı yoktur.” Bu cümlenin balyoz gibi kafalarına inmesini -hanımlar sözcüğünü de ekleyerek- istediklerim var.

Yazarlık yaşamında başarıyı yakalamış, ancak günlüğün henüz başındayken 1936 yılı 10 Nisan’ında “….kendini bir şey sanan, intihar düşüncesinden bir şeyler uman, ama bunu gerçekleştiremeyen adam.” diye kendini nitelendiren ve hep bu düşünceyi taşıyan yazarın “Sözler değil. Eylem. Artık yazmayacağım.” satırlarıyla yaşama uğraşını bırakmasına eşlik etmek istemedim. Bildiğim sonu geciktirmek ister gibi kitabın okuyacağım sayfaları azaldıkça yavaşladım. Kitap günlük olduğu için ilginizi çekmeyen konularda –özellikle en başta yer alan şiirle ilgili bölümlerde- zaman zaman sıkıcı olabilir, ancak diğer bölümler oldukça ilgi çekici. Okuyun derim.

Gulan 
26 Oca 2016 · Kitabı okudu · 13 günde · Beğendi · 10/10 puan

Pavese'nin günlüklerini okumaya basladigimdan beri intihar etmiş olduğu gercekligi de aklımın bir köşesinde kendini hatırlatıp durdu hep. İntihar kararının gerekçelerini aradım hep alttan alta yazdıklarında. Hayatı, arkadaşlıkları, aşkları, ünü, başarı ve basarisizliklari , kalabalıkları ve yalnızlığı tahlillerinde ki carpicilik, belirginlik , gerçekçilik olağanüstüydü. Bütün farkındalıklari mi getirmişti onu intihar eyleminin kapısına ? Kim bilir ? farkında olmadan bir sebep yakistirmistim ben onun intiharına. Sadece planlı ölmek istediğinden, tercihli bir ölümü belirsiz bir ölüme tercih ettiğinden intihar etmiş olmasi gerektiği kanısına varmış -belki de öyle istemiş- olduğumdan buna yakın kalıntılar aradım durdum. Ama zaten belki de oyledir. Ben çözümlemede iyi değilim neticede. Emin olmam için arkasında çok açık bir şekilde bunu dile getiren bir mektup bırakmış olması gerekirdi benim için. Ama kendi istemli dusunceme de inanabilir, gerekçeler gorebilirim. Syf.85- ""İnsan neden dilediği gibi, kendi seçme hakkını kullanarak ona bir anlam vererek arayamaz ölümü"" ama ilaveten bir alıntıyla bu inancimi curutebilirim de syf.287""kanıtlar hiç bir zaman nedenler değildir""

Böylesi bir kitabın ardından günlerce konuşabilir insan bir çok şeye dair, ama ben daha genç yaşlardan baslayarak kadınlar ve ilişkilere/asklara dair bu kadar sert, --syf. 372"" Nesneler ve insanlar bize verdikleri seyler olcusunde degil, bize neye mal oluyorlarsa, o olcude bizimdirler, yani o olcude bizim icin onem tasirlar. Bir kadini kendimize bagli tutmak icin hayatimizi ona adamamiz degil, onu somurmemiz gerekir "" -- sert olduğu kadar haklılık payı da olan bir adamın ölümüne bu kadar yakınken bir kadın için acı çektiği gerçekliğininin üzerine düşüneceğim birkaç gün daha. --Syf.471 "" Hiç. Hiçbirşey yazmadı. Ölmüş gibi....................... bir yaratma durumudur bu, Tanrim, ne olur onu yeniden bulayim"" syf475 "" Gittiğinden beri iki ay geçtiğini biliyor musun? Ve her an dönebileceğini?"" --Bilmenin ve anlamanin , kavramış olmanın yani, yaşayışı bir hadde kadar etkileyebilecegini ancak, yanı genel olarak bir ise yaramayacağınin gerçekliğiyle üzüntü ve avuntu içinde olacağim.

Serdar Glmz 
18 Nis 23:27 · Kitabı okudu · Beğendi · 9/10 puan

Cesare Pavese'in 1950'de gerçekleştirdiği intiharına götüren 15 senelik günlüklerden oluşuyor kitap.Gündelik hayata dair yüzlerce aforizma barındırıyor.Yazarın edebiyat, sanat, şiir, tarih gibi bir çok konuya eleştirisinin yanında acımasızca kendini de eleştirdiğini görüyoruz.Yazarın intiharının temel sebebini kadınlara bağlamış olması beni çok şaşırttı.1935-1950 yılları arasındaki günlerini anlatmasına rağmen böylesine entellektüel bir aydının savaştan ve savaşın getirdiği gerçeklerden bahsetmemesi, tam tersine tüm derdi kadınlar tarafından reddedilen bir adam olmasına şaşırdım.Edebi anlamda ve gündelik hayata getirdiği taliller bakımından son derece kıymetli bir yazın olmuş ama ben Zweig gibi daha ulvi bir intihar olmasını yeğlerdim.

Kitaptan 277 Alıntı

"İnsanın çocukluğu, derdini söylemekle ona çare bulmanın aynı şey olmadığını anlayınca biter."

Yaşama Uğraşı, Cesare PaveseYaşama Uğraşı, Cesare Pavese
Elif Kimya S. 
16 Mar 13:08 · Kitabı okudu · İnceledi · 8/10 puan

Kendini öldürmeye karar vermiş bir adamın damarlarından boğazına yönelen bu gizli ve köklü sevinç neden?

Yaşama Uğraşı, Cesare Pavese (Sayfa 98)Yaşama Uğraşı, Cesare Pavese (Sayfa 98)
BİROL COŞKUN 
20 Haz 2016 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 9/10 puan

İntiharı düşünen bir insan için en kötü şey kendisini öldürmesi değil, bunu düşünüp yapmamasıdır. İntihar düşüncesine -bir alışkanlık haline gelen intihar düşüncesine- yol açan manevi çöküntü kadar aşağılık bir şey yoktur.

Yaşama Uğraşı, Cesare PaveseYaşama Uğraşı, Cesare Pavese

"Birinden öç mü alacaksın? Onu bağışlamış gibi davran: bırak, hayat öç alsın ondan."

Yaşama Uğraşı, Cesare Pavese (Sayfa 183)Yaşama Uğraşı, Cesare Pavese (Sayfa 183)
mısra 
02 Eki 2016 · Kitabı okudu · İnceledi

Bir kere şunu iyice anla ki, birini sevmek, bunun karşılığında sevilsen bile, sevilen kimseyi ilgilendirmeyen kişisel bir sorundur.

Yaşama Uğraşı, Cesare Pavese (Sayfa 75)Yaşama Uğraşı, Cesare Pavese (Sayfa 75)
BİROL COŞKUN 
 08 Tem 2016 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 9/10 puan

Kaderin amansız oluşu değildir sorun; çünkü insan bir şeyi inatla isterse onu elde eder. Korkunç olan istediğimiz şeyi elde ettikten sonra ondan bıkmamızdır. O zaman suçu kaderde değil, kendi isteğimizde bulmalıyız.

Yaşama Uğraşı, Cesare Pavese (Sayfa 299)Yaşama Uğraşı, Cesare Pavese (Sayfa 299)
Ferah 
23 Mar 2015 · Kitabı okudu · Puan vermedi

" 'En kutsal sevgilerimizin' hepsi tembel bir alışkanlıktan başka bir şey değildir."

Yaşama Uğraşı, Cesare Pavese (Sayfa 68)Yaşama Uğraşı, Cesare Pavese (Sayfa 68)
BİROL COŞKUN 
 21 Haz 2016 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 9/10 puan

İnsanın seçme özgürlüğü olduğu doğru olsaydı, bu konuda bu kadar konuşur muydu?

Yaşama Uğraşı, Cesare Pavese (Sayfa 88)Yaşama Uğraşı, Cesare Pavese (Sayfa 88)

“Geriye baktığın zaman, özellikle sana yaşarken dayanılmazmış gibi gelen dönemleri beğeniyorsun en çok. Hiçbir şey yitip gitmemiş. Bütün o güçlükler, sıkıntılar, tiksintiler bir zenginlik kazanıyor hatırlandıkları zaman. Hayat bizim bildiğimizden daha büyük, daha dolu.”

Yaşama Uğraşı, Cesare PaveseYaşama Uğraşı, Cesare Pavese

Kitapla ilgili 1 Haber