Adı:
Kum Kitabı
Baskı tarihi:
Ekim 2013
Sayfa sayısı:
143
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750512360
Kitabın türü:
Orijinal adı:
El Libro Di Arena
Çeviri:
Yıldız Ersoy Canpolat
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İletişim Yayınevi
Mitolojik kahramanların, büyülü olayların, fantastik mekânların iç içe geçtiği Kum Kitabı, Borges'in engin hayal gücünün ve edebi dehasının izini sürüyor. Esere adını veren "Kum Kitabı" adlı fantastik öykü, büyülü bir kitaptan bahsediyor. Bilinmeyen bir dilde yazılmış olan bu öykü sonsuzdur; sayfaları çevrildikçe sonuna yeni sayfalar eklenir. Tıpkı kum gibi ne başı ne sonu vardır...

Borges'in görme becerisini kaybettiği yıllarda, sekreteri ve hayat arkadaşı Maria Kodama'nın yardımıyla yazdığı Kum Kitabı yazarın olgunluk çağının en önemli eseridir. Kitabın sonunda, orges'in esin kaynaklarını ve kendi eseri hakkındaki samimi yorumlarını içeren sondeyiş yer alıyor.

"Borges'siz bir Latin Amerika edebiyatından bahsedilemez."
-Carlos Fuentes-
(Tanıtım Bülteninden)
143 syf.
Sevgili Borges
Bu incelemeyi evrendeki bir yerden ve zamandan yapıyorum. Ve sende bu evrendeki bir yer ve zamandasın kitabın içerinde yer alan "Kum Kitabı" öyküsünde dediğin gibi aramız sonsuzluk..

Hiç bir zaman süslü cümleler kuramadım. Kendimi yaşam denen akarsuya bırakıp duygularımı da o yönde sürükledim. Kitapları yoğun olarak okuduğum şu dönemde içten içe bende şiirlestim. Ve Borges gibi muhteşem bir yazarla tanışmam ise Sevgili Ebru Ince yle yani benim Kara Kraliçemle babil kitaplığı serisine başladığım şu son aylar oldu :)

İncelememi eğer kabul görürse Sevgili
https://1000kitap.com/JayGarrick a hediye ediyorum.

Bu öykü kitabında Borgesin "Babil Kitaplığı" adını verdiği serisinden derlemiş olduğu kitapların tadını buldum diyebilirim ama rastgele yazılan öykülerden değil. Bunları sindire sindire okudukça anladım. Kitabın içerinde yer alan 13 öykü hayatlarımızdan geçen teğet doğrular gibi.
Bazı sayfalarının hepsi çizilmeyi, şahsınız tarafından anlamlandırılmayı bekliyor. Ufak ufak hayatlardan kesitler olsa da az sözle çok düşündürmesi bence kitabın vurucu tarafı olmuş. Bir de dikkatimi çeken şey Borgesin önsöz yerine sondeyiş vermiş olması ve bunu şu şekilde açıklıyor;

"Okurun henüz karşılaşmadığı öykülere öndeyiş yazmak, bu, olay örgüsünün çözümlenmesini gerektirdiği ve bunu da önceden yapmak elverişsiz olduğu için bir bakıma imkânsız bir iş. Böylelikle ben sondeyiş yazmayı yeğliyorum."

Bu şekilde anlamlandirmasi onu daha çok sevmemi sağladı diyebilirim.

Kitaba başladığımda ise ilk öyküsü "Öteki" ile karşılaştım ve Papinnin Kaçan ayna eserinin tadını aldığımi hissettim ama yanılmışım çünkü Papinni karamsar bir şekilde farklı zamanlardaki kendisi ile yüzleşirken Borges kendisiyle uzlaşıyor.

Çalakalem okunmayı ve üstünde düşünülmeden geçilecek bir eser değil. Ya düşünerek okuyun yada hiç okumayın. Kendinizi de yazari da heba etmeyin. Borgesime iyi bakın :)
143 syf.
·6 günde·9/10
Kum Kitabı’nı İletişim yayınlarından okudum. İletişim Yayınlarına ayrı bir sempatim var. Kitapların Kapakları olsun, yazım fontu olsun, harflerin rahat okunabilir büyüklükte olması olsun bir okur olarak beni cezbediyor. Yeni basımlarında “Kronoloji” başlığı altında yazara etki eden evrensel ve kişisel olayları tarihsel sırayla vermesi de gayet hoş. Gerçekten seçici ve kaliteli bir ürün için çabaladıklarını ben hissedebiliyorum ve İletişime, bu vesileyle hakkını teslim etmek istiyorum. Umarım hep bu çizgide yol alırlar.

Kum Kitabı, adını alan öykü ile birlikte toplamda on üç öyküden oluşuyor. Öykülere gelmeden evvel James Woodall’ın Önsözü ile Borges’i daha yakından tanıyoruz. James Woodall; The Times, Sunday Times, Independent ve Daily Telegraph gibi gazetelere sanat ve edebiyat eleştirileri yazan bir muhterem. Daha başka yazılarına tesadüf etmedim fakat Borges özelinde gerçekten bilgilendirici bir yazım oluşturduğunu ifade etmem gerek. “Kronoloji” ve “Önsöz” bu bağlamda okuru Borges’e gayet iyi hazırlıyor. Bunların yanı sıra birde Borges’in öykülerine istinaden yazdığı son deyişi de var. Okur, bu son deyişle beraber tüm öyküleri güzelcene sindiriyor diyebilirim.

Benim yazacağım inceleme kendi düşüncelerimin yanında “Önsöz” ve “Kronolojiden” de beslenecektir. Girizgâhımın bu vaziyette olması alıntılayacağım bilgileri buraya daha rahat yazabilmek adınaydı. Yazıya biraz sıkıcı başladığımın farkındayım ama takdir edersiniz ki kimse alıntıladığı bilgilerin çalıntı olarak dönmesini istemez.

Borges 1899 yılında Arjantin’in Bounes Aires şehrinde doğuyor. Babaannesi bir İngiliz olduğundan İngilizceyi ana dili gibi öğreniyor ve 11 yaşına geldiğinde Sheakspear’ı İngilizce okuyacak seviyeye geliyor. Çocukluğunda onu en çok etkileyen yazarların başında ise H.G. Wells geliyor. Borges Ailesi Avrupa ziyaretleri sırasında I. Dünya Savaşının patlak vermesiyle Cenevre’ye yerleşiyorlar ve burada da Borges Fransızcayla Almacayı öğreniyor. Sonrasında kör olana değin Anglosakson dilini bile öğreniyor. Bu arada bahsi gelmişken aileden kalma kalıtsal bir hastalıkla ilerleyen yaşlarında kör oluyor. Konuyu fazla dağıtmadan devam edeyim, bana göre hayatının en önemli kırılma noktası, savaş sonrası İspanya’ya gitmesi oluyor. İspanya’da “Ultraismo” adında edebi bir harekete katılıyor ve ardından ilk şiiri yayınlanıyor. Yani yazım hayatına yavaş yavaş ciddi adımlar atıyor Borges. İspanya topraklarına ayak basıp da Cervantes’ten etkilenmemek olur mu? Woodall’ın deyimiyle Cervantes’e yakınlık duyuyor.

Bir öykü yarışmasında Samuel Beckett ile ödüle ortak oluyor. Tabi Beckett bir on sene evvelinden “Godot’yu Beklerken” eseri ile ünleniyor fakat Borges, edebiyat dünyası için henüz yeni bir yüzdü. Yeni olmasına rağmen savaş sonrası yazar kuşağının öncüsü haline geliyor. Borges’in ayrıcalığı; öncelikle edebiyat dünyasına yeni bir soluk getiriyor. Gerçekçiliğin sınırlarını yıkıp gerçeğin yeni bir görünümünü müjdeliyor. Edebi kurgu yöntemlerini değiştiriyor ve yazıların içeriğine yenilikler getiriyor. Alfonso Reyes’in düzyazı üslubu kadar, Schopenhauer’ın düşüncelerine de hayran olan Borges’in kafası Henry James’ın öyküleri ve
Franz Kafka ’nın romanlarıyla olduğu kadar, kendi Arjantin cedlerinin şiiri, gaso gelenekleri ve porteno argosuyla da doluydu. Bu yeni soluk Kafkavari söylemi gibi Borgesvari söylemi ile terminolojideki yerini alıyor. Çok ilginçtir Borges’in yazımına o kadar fazla öykünen yazar oluyor ki bir zaman sonra Borges de kendine öykünerek yeni hikayeler yazmaya başlıyor. Her ne kadar Marquez’in Yüzyıllık Yalnızlık’ı büyülü gerçekçiliğin en iyi ilk örneği olsa da Borges’in ”İki Kral ve Onların İki Labirenti” öyküsü büyülü gerçekçilik ekolünün en önde gelen metni olarak addediliyor.

Borges’i uzun uzadıya anlattıktan sonra Kum Kitabı’na geçmek istiyorum. Yazarın öykülerini okuduktan sonra o kadar fazla etkilendim ki hemen bir inceleme yazmak, yazarken de Borgesvari bir anlatım takınmak istedim üslubumda. Lakin Yolları Çatallanan Bahçe kitabına böyle bir inceleme yazmıştım zaten. Sitede çok fazla okunmadığından belki de tanınmadığından onu tanıtmak maksadıyla böylesine çok bilginin olduğu bir inceleme yazmayı tercih ettim.

İncelemenin bundan sonraki safhası için öykülerinin üslubuna, içeriğine ve kullandığı tekniklere değinmek istiyorum. Bir defa kimi nesneleri çok iyi gömüyor yazımlarına. Bu nesnelere tılsımlı bir hava katıp bilmeceler yaratması ciddi bir başarı. Okur kendini bu nesnelerin sırlarını çözmeye çalışırken bulabiliyor. Aklımda kaldığı ölçüde nesneler, kimi zaman bıçak kimi zamansa madeni para halinde hikâyelerde yer alıyordu. Bıçakların veya madeni paraların kendine özel geçmiş hikayeleri ise öykülere ayrı bir hava kattığını itiraf etmem gerekiyor. Zamansal salınımlar ise müthiş, Yolları Çatallanan Bahçe incelememde bu hususa fazlasıyla yer vermiştim, okumadıysanız tavsiye ederim. (#36319859) Borges’in öyküleri çoğu zaman deneme minvalinde karşımıza çıkıyor. Okuru bilgilendirdiği de oluyor. İlk basımı olan kitapların onun nezdinde çok değerli olduğu düşüncesine varıyorum zira hemen her öyküsünde eski veya ilk basımı ya da el yazması olan bir kitap muhakkak geçiyor. Bir çiftlik evi genellikle mekânın merkezi olabiliyor ve burada kimi edebi topluluklar toplantılar yapıp kimi konular özelinde tartışmalar yapılabiliyor. Paradokslardan faydalanması ve bu çelişkileri sırıtmadan yazımlarına yansıtması da takdire şayan. Özetle her bir öyküsünün ayrı ayrı incelenmesi gerekirken benim burada genele yayarak bir yorum yapmam çok doğru olmasa bile yazdıklarımın Borges okuyacak olan okurların neyle karşı karşıya kalacaklarına dair en azından bir ön bilgi olabilmesini umuyorum.

Zihnimde kaldığı ölçüde iki öykü kitabından bana kalanları yansıtmaya çalıştım, Kimi yazdıklarım size, belki anlamsız gelmiş olabilir fakat Borges’i okumaya başladığınızda yazdıklarım daha bir anlamlı gelecektir ve temenni ediyorum ki siz de benim kadar seveceksiniz Borges’i.

Yorulmadan sonuna kadar okuyan herkese teşekkür ederim, keyifli okumalar diliyorum.
143 syf.
·36 günde·8/10
Kum kitabını ikinci okuyuşum. Açıkçası ilk seferde olduğu kadar etkilemedi beni. Bunun sebebinin, kendi gelişimimden çok, yıllar boyunca Borges'in izinden giden oldukça fazla yazar olması, onun yazım tarzının hikayeler dışında sinema vb. gibi bir çok yerde kullanılması ve bende gereksiz bir alışkanlık yaratması olduğunu düşünüyorum. Dünya, özelde de yazım dünyası, hiç olmadığı kadar hızlı büyüyor. Güney Amerika'nın o masalsı edebiyatını sürdüren hemen her yazarın Borges'den etkilendiği de biliniyor zaten.

‌ Kum kitabına gelirsek, 13 kısa öyküden oluşuyor. Fantastik ya da dönemsel diye sınıflandıramayız öyküleri tek başına. Farklı öyküler çoğu. Bazı öykülerdeki karışık isim ve yerler bile batmıyor, yazar bağlamayı başarıyor sizi kendine. Bazen ortaçağ avrupasında buluyorsunuz kendiniz, bazen de yazarın çalıştığı okulda. Bazen de sanki Borges yanıbaşınızda bir masal anlatıyor gibi hissediyorsunuz. Olayı o sonuçta. Tarih, mitoloji, Güney Amerika ve daha bir çok şeyle harmanlanmış güzel hikayeler okumak istiyorsanız tavsiye ederim
143 syf.
Çoğu kitabı beğeniriz fakat çok azından etkileniriz, işte bu kitapta tam olarak onlardan biri oldu benim için.

Jorge Luis Borges... Yazarın okuduğum ilk kitabıydı. Bir öykü kitabının böylesine içine çekmesi pek de olacak şey değil gibi geliyor insana ama dili ve anlatımı öylesine şahane ki... Kendisi için Büyülü Gerçekçilik ve Gerçeküstücülük akımının Güney Amerika temsilcisi desek yeridir.

"Kendi kendime birçok kereler, zamanın - şu geçmişin, şimdinin, geleceğin, her zamanın ve aslanın sonsuz örtüsü- dışında bir başka gizem olmadığını söyleyip durmuştum."

Öykülerinin birçoğunda sık sık zaman ve mekan kırılması yaşatmasına rağmen ilginç bir şekilde sağlam bir zemine oturtmuştur. Bir nevi canlı veya yaşayan bir organizma gibide desek yeridir, mitolojik ve masalsı yanı oldukça ağır. Her okuyuşta okuyucuyu bambaşka düşlere ve dehlizlere itebilecek güçte bir kalem var karşınızda.
Yazdığı toplam bu on üç öykülük kitapta, öykülerin neredeyse hepsinden eşit derecede keyif aldım fakat, benim için öne çıkan "Öteki" ve "Ayna ve Maske" öyküsü oldu.

"Bence eseri okuyucu kendi yaratır."

Bir parça gerçeklik, çoğunlukla düşsel kavramları anlamlandırmak istiyorsanız bu kitabı mutlaka okumalısınız.
143 syf.
·2 günde·Beğendi·9/10
Borges canım Borges!
Evet görme yetisini kaybederek, sekreterine yazdırdığı son öykü kitabı.
Sevdim mi? Tabi ki:)


İçeriğe gelirsek ;
Borges'in kendi hayatından kesitler ( bunu düşsel yansıtmış), başka başka yine hikayeler, fantastik ögeler vs. Ama hep ders verici ve de benzersiz.
Tabi Borges'ın tarzını beğenmeyen biri için basit gelebilir bu kitap. Ama hayranı iseniz ve tarzını beğeniyorsanız okumalısınız.Üstelik Borges Önsöz yerine Sondeyiş yazmış ve eklemiş;"Henüz okunmamış öykülere öndeyiş yazmak hemen hemen olanaksız bir iştir, çünkü önceden yapılması pek doğru olmayan öykü kurgularının çözümlenmesini gerektirir. Bunun için bir sondeğişi yeğliyorum." Keyifli okumalar dilerim:)
143 syf.
·11 günde·Beğendi·9/10
Efendim dün gece hitama erdirdiğim Kum Kitabı'na kendimizce birkaç kelam yorum bırakalım :) Kitap 12 kısa 1 uzun öyküden oluşmakta. Ilk defa Borges okuduğum için kitabı çok iyi anladım diyemem. Hatta bazı öykülerden hiçbir şey anlamadığım dahi oldu. Anlamadıkça da üzerine gidip birkaç kez aynı sayfaları tekrar okudum. Kitabı ikinci kez okuduğum zaman daha iyi anlayacağımı düşünüyorum. Veya belki de Borges ile tarzımız uymadı bilemiyorum. "Büyülü Gerçeklik" diye bahsettiği bir kavram var. Tek başına okunduğunda bu cümle beni içine çekemiyor. Çok yorum okudum, fakat yine herkesin çok övdüğü kadar bir şey göremedim. Bilemiyorum belki de bu benim eksikliğimdir. Bu yüzden yazarın başka kitaplarını da okumayı istiyorum. Kum Kitabı, otobiyografik ve fantastik dille yazılmış. Aslında bu iki kategori tek başınayken ilgi çekici, keza çiftkende. Fakat kitapta bazı öyküleri tam olarak anlayamadım. Bunun bir sebebi de fantastik öğeleri sevmiyor oluşum diye düşünüyorum. Her neyse. Bu kadar yazdım elbette kitap kötü değildi. Altını çizdiğim birçok yer oldu. Tüm öyküler güzeldi. En çok beğendiğim ise "Öteki" oldu. Kitapta bazı ifadeler hoşuma gitmedi. Birkaç yerde sürekli "Evet, şimdi asıl konuya geliyoruz, evet, şimdi anlatıyorum..." gibi gibi öyküye bir türlü giremeyen ifadelerden vardı. Bilmiyorum belki bazı okurları bu ifadeler cezbeder ya da merak ettirir, fakat beni merak ettirmedi ve ne yazık ki bir de hikâyeden soğuttu. Kendi açımdan bilgi dışında meraksız bir insan olduğum için belki de bu ifadeleri sevemedim. Bir başka fark ettiğim husus ise yazarın kendi öykülerini sevmediğini düşündüm. Kendi öykülerinin insanları sıkacak olduğunu düşündüğünü, düşündüm. Ben kitabı okurken 'anlamadığım' yerler haricinde sıkılmadım, güzeldi. Sekreteri ve aynı zamanda eşi olan Maria Kodama'ya yazdırmış olduğu bir kitap imiş. Kitapta önsöz yerine sondeyiş kısmı çok güzeldi. Bazı hikâyeleri gerçekten anlamadığıma sondeyişi okuyunca emin oldum :) Velhasıl genel olarak baktığımızda güzeldi, tavsiye ederim. :)
143 syf.
·4 günde·Beğendi·8/10·
Borges hakkında konuşmak için cidden bir bilgi birikimi gerekiyor. Her yazar için belki bu geçerli ancak Borges'i ayrı bir yere koymak en iyisi. Çok farklı bir anlatım biçimi olan bir yazar. Kafka'nın daha yumuşakcası diyebiliriz onun için.

Kitabın orta kısımındaki öykülerde aklınızı kaybetme olasılığınız bile var diyebilirim. Anlaşılması güç öyküleri okumayı sevenler için kitap birebir. Borges ile tanışma kitabı daha çok Ficciones diyebilirim.
143 syf.
·Beğendi·9/10
Hiç roman yazmamış Borges ve 86 yıllık yaşamına düz yazıları kadar da şiir sığdırmış. Düz yazıları, dili edebi gösterişten kurtarma arzusu ile yalın, akıcı ve anlaşılır dili 13 kısa hikayeden oluşan Kum Kitabının belirgin özelliklerinden biri.
Garip, fantastik, içine çeken büyülü bir gerçeklikten beslenen hikayeler okurun zihin gücünü harekete geçirdiği kadar sonuçları itibari ile hayal gücünün kapılarını da aralık bırakıyor.Bolca otobiyografik öğelerin yer aldığı bu fantastik öykülerden biri kum kitabı bu kitaba da adını veriyor.Sonsuz, sayfaları çevirdikçe yeni sayfalar eklenen kum gibi çoğalan mesajı veren bu hikaye gibi diğer 12 hikayede sıradışı ve ezber bozan türden.Kum kitabını kıymetli kılan husulardan biri de yazarın artık görme yetisini kaybettiği bir safhada sekreteri, hayat arkaşı Maria Kodama'ya yazdırdığı baş eseri oluşu.Keyifli okumalar.
143 syf.
·1 günde·Beğendi·8/10
Borges ve öyküleri... Kimi kendine hayran bırakıyor, kimi sadece soru işareti oluşturuyor. Yine de okunuyor, çünkü okutuyor. Bu kitapta da birbirinden ilginç tam 13 öykü bulunuyor, bu rakam tamamen tesadüf diyor üstad (gerçekten öyle mi acaba). Benim favorilerim kitabın yarısında ortaya çıkmaya başladı, sonuna kadar da o şekilde devam etti. #dünyaedebiyatıokuyoruz etkinliğimiz vesilesiyle ben Borges'e doydum, biraz ara verdikten sonra okumaya devam edeceğim bir yazar olarak da notumu aldım. Tavsiyemdir. =)
143 syf.
·3 günde·Puan vermedi
Okuduğum ilk Borges kitabıydı, beklentimi tam olarak karşıladığını söylemem. Belki de bunda Borges'in hikayelerinde kullandığı mitolojik kahramanları tanımamamın büyük etkisi olabilir.
Kitap on üç hikayeden ve yazarın son deyişinden oluşuyor. Beğendiğim hikaye kitaba adını veren Kum Kitabı adlı hikaye oldu. Bu hikayede sonsuz sayfaya sahip ve bilinmeyen dilde yazılan bir kitaptan bahsediliyor. Kitap tıpkı kum gibi ne başı vardır ne sonu...
Borges'i çok merak ediyordum. Kum Kitabı sonunda elime geçti ama olmadı, okuyamadım. Giremedim hikayelerin içine Borges'e olan merakımı gidermiş olmuş sadece...
Kimse iki bin kitap okuyamaz ..
Dört yüzyıldır yaşıyorum da yarım düzineden fazla okumamışımdır..
Zaten önemli olan okumak değil, yeniden okumaktır.
Yüzlerce yıllık karanlıkta aşk akıp gitti ve ben ilk ve son kez Ulrike’nin görüntüsüne sahip oldum.
Jorge Luis Borges
Sayfa 57 - İletişim
“Okullarımızda bize kuşku ve unutma sanatı öğretiliyor, her şeyden önce kişisel ve yerel olanın unutulması.”

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Kum Kitabı
Baskı tarihi:
Ekim 2013
Sayfa sayısı:
143
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750512360
Kitabın türü:
Orijinal adı:
El Libro Di Arena
Çeviri:
Yıldız Ersoy Canpolat
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İletişim Yayınevi
Mitolojik kahramanların, büyülü olayların, fantastik mekânların iç içe geçtiği Kum Kitabı, Borges'in engin hayal gücünün ve edebi dehasının izini sürüyor. Esere adını veren "Kum Kitabı" adlı fantastik öykü, büyülü bir kitaptan bahsediyor. Bilinmeyen bir dilde yazılmış olan bu öykü sonsuzdur; sayfaları çevrildikçe sonuna yeni sayfalar eklenir. Tıpkı kum gibi ne başı ne sonu vardır...

Borges'in görme becerisini kaybettiği yıllarda, sekreteri ve hayat arkadaşı Maria Kodama'nın yardımıyla yazdığı Kum Kitabı yazarın olgunluk çağının en önemli eseridir. Kitabın sonunda, orges'in esin kaynaklarını ve kendi eseri hakkındaki samimi yorumlarını içeren sondeyiş yer alıyor.

"Borges'siz bir Latin Amerika edebiyatından bahsedilemez."
-Carlos Fuentes-
(Tanıtım Bülteninden)

Kitabı okuyanlar 410 okur

  • Berkay Çinkaya
  • Amy Pond
  • Rasasaza
  • Doktorant
  • erva
  • Ozan Çetin
  • Sergen con
  • Ne Kitapsız Ne Kedisiz
  • Şadan Çağlar
  • Yağmur

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%3.4
14-17 Yaş
%1.7
18-24 Yaş
%25.4
25-34 Yaş
%29.7
35-44 Yaş
%27.1
45-54 Yaş
%10.2
55-64 Yaş
%0
65+ Yaş
%2.5

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%51.1
Erkek
%48.9

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%22 (27)
9
%22 (27)
8
%30.9 (38)
7
%10.6 (13)
6
%8.1 (10)
5
%4.1 (5)
4
%0.8 (1)
3
%0.8 (1)
2
%0.8 (1)
1
%0