Yaşayamadığımız hayatların yasını tutmak kolay. Başka yeteneklerimizi geliştirmiş.bazı teklifleri kabul etmiş olmayı dilemek kolay . Daha çok çalışmış, sevmeyi daha iyi becermiş, paramızı daha iyi idare etmiş, daha popüler biri olmuş, o guruptan ayrılmamış, Avusturalya ya gitmiş, kahve teklifini reddetmemiş ve daha çok yoga yapmış olmayı dilemek kolay .
Edinemediğimiz arkadaşlara, yapmadığımız işlere, evlenmediğimiz insanlara, yapmadığımız çocuklara özlem duymak an meselesi . Kendimizi başkalarının gözünden görmek ve olmamızı istedikleri bin bir kişiye dönüşmüş olmayı dilemek için en ufak bir çaba gerekmiyor . Pişmanlık duymak ve sonsuza, zamanımız doluncaya kadar duymaya devam etmek çok kolay .
Ama esas sorun yaşayamadığımız için pişmanlık duyduğumuz hayatlar değil. Sorun pişmanlığın kendisi. Büzüşmemize, kuruyup kalmamıza ,kendimizin ve bütün insanlığın en büyük düşmanı olduğumuzu hissetmemize neden olan pişmanlığın ta kendisi .
Olası hayatlarımızdan herhangi birinin bundan daha mı iyi yoksa daha mı kötü olacağını bilemeyiz . O hayatlar yaşanıyor, evet ama biz de yaşıyoruz ve ASIL BU YAŞANTIYA ODAKLANMALIYIZ. ( kitaptan alıntıdır, syf.271 )
Herkesin hayatında keşke şöyle yapsaydım dediği anlar, olaylar vardır . Acaba onu öyle yapsaydım hayatım nasıl değişirdi dediğimiz milyonlarca an . . . Tam olarak bu anlara dönebilmenizi sağlayacak bir kitap olduğunu düşünün . Olasılıklardan olasılıklara giden bir kahraman ve hayatı her seferinde büyük değişiklik gösteren bir kahraman . . Son zamanlarda okuduğum en iyi kitap olan Gece Yarısı Kütüphanesi ni herkese öneririm . Keyifli okumalar .