Berrak YURDAKUL'un ismini bir arkadaşımdan duydum ve hemen Senin Hakkında Yedi Şey Düşündüm isimli kitabını okuyarak kendisiyle tanıştım. Sonra spotify'daki paylaşımlarını dinlemekle devam ettim yolculuğuma ve Berrak Hanım'ın hem sesinin hem anlatım tarzının büyüsüne kapıldım. Kendisi zaten ailesinde yazarlık yapan yakın/uzak akrabalara sahip. Doğan YURDAKUL'un kızı, Doğan AVCIOĞLU'nun yeğeni. Yani kalem gücünü genlerinden alıyor. Kendisi yıllardır budist pratikler yapan bir budist olmakla birlikte, mindfulness ve meditasyon gibi alanlarda da oldukça donanımlı.
Bu kitaptan önce yazarın Konuşmayan Tavus Kuşu Camio isimli kitabını okursanız karakterlere aşinalığınız olur. Elimde olmasına rağmen ben bahsettiğim kitabı okumadan Ev Yapımı Bir Paraşüt'ü okudum. Anlamadım mı veya bir şeyler kaçırdım mı, sanmıyorum.
Kitabın olay örüntüsünü pek beğenmedim aslında. Fantastiğin ötesinde bir kurgu ama burada mühim olan zaten satırlardaki dersleri kavrayabilmek. Otomatikleşen hareketlerimiz, dünyayı bize cehennem eden zihnimiz, geçmişin pişmanlıkları, geleceğin kaygıları, aklımızdan geçen binlerce düşüncenin her birinin adeta koluna girip gitmemiz ve dakikalarca enerji harcayarak onları büyüttükçe büyütmemiz... Bir yolda yürürken ayağımızın altındaki ufak taşlara, caddede karşıdan karşıya geçerken arabalara, bir müziği dinlerken tınısına, seslerine ne kadar odaklanabiliyoruz bir düşünsenize. İnsanı yaşamdan ve yaşamın tüm lezzetlerinden koparak anda kalamama, anda olamama işkencesini hepimiz yaşamıyor muyuz? Bir odaya girip neden girdiğini unutmak, dolabı açıp ne alacağını hatırlayamamak herkesin başına gelmiyor mu? Çünkü mekanik hale gelmiş hareketlerimiz günü devam ettiriyor bizim adımıza. Neyin ne kadar farkındayız hiç düşündünüz mü? Yıllarca önce olmuş, bizi hala bugün bile ilk anda olduğu kadar üzen ne kadar olay var bir hatırlayın. Asla şekillendiremeyeceğimiz, kontrol edemeyeceğimiz gelecekle ilgili ne çok planımız, endişemiz var, durup düşünün. Kitap okurken sayfalarca başka şeyleri düşünüp, 20 sayfanın sonunda hiçbir şey anlamadığımızı fark etmiyor muyuz? Şu an dışında her yerdeyiz, her andayız. Tüm bunların farkındalığına ulaşmak ve zihin hapishanesinden özgürleşebilmek için gerçekten çok güzel bir kitap. Satırları okudukça bana zihnimin oyunlarını o kadar iyi gösterdi ki... Bir an bile şimdiye dönebilmek için küçücük bir çaba vermenin meyvesi yeşerdi hemen ağacımda. Artık bana bir farkındalık kazandırdı:
Zihin oradan oraya zıplayan bir maymundur. Ben zihnim değilim.
Zihin bir gökyüzü, düşünceler buluttur. Bulutlar gökyüzünden geçer giderler, orada kalmazlar.
Otomatik yaşayan, otomatik konuşan, hatta "nasılsın?" sorusuna pat diye "iyiyim, sen nasılsın?" diyenlerin okuması gerektiğini düşünüyorum. Çünkü "nasılsın?" sorusuna bir an durup düşünüp, her zamankinden farklı bir cevap vermek bile hayatta büyük bir fark yaratacak.
Keyifli okumalar.