·144 syf.····Okunma: 28 Temmuz 2022 19:25 İntihar Dükkanı
spoiler içerebilir
Bir dükkan hayal edin. İçerisi alışveriş yapan insanlarla dolu. Lakin ürünlerden memnun kalan hiç kimse bu dükkana tekrar gelmiyor, gelemiyor. Çünkü aldıkları ürünler siyanürlü bir elma, boğulmak için poşet, kendini asmak için halat. Yani bir intihar için gerekli olan her şey.
Bu dükkanı işleten Tuvache ailesi mutluluk denilen şeyin berbat bir şey olduğu kanaatinde. Bu karamsar ve mutsuz aile müşterilerine karşı ise oldukça ilgili. Müşterilerinin son anlarının unutulmaz olması için çabalıyorlar. Dükkana gelen müşterilere 'iyi günler' yerine 'kapkaranlık geceler', 'görüşmek üzere' yerine 'elveda' diyen dükkan sahipleri ayrıca çocuklarına intihar etmiş ünlü kişilerin adlarını verecek kadar da intihara meyilli.
Büyük oğul Vincent (Vincent Van Gogh)
Kız Marilyn (Marilyn Monroe)
En küçük oğul Alan (Alan Turing)
Baba Mishima (Yukio Mishima)
Anne Lucrece (Lucretia)
Bu dükkanı işletmiyor olsalar kendileri de intihar edecekler lakin birinin bu işi devam ettirmesi gerekiyor.
Peki ya hayatlarında bir kez gülmemiş intihar dükkanı sahiplerinin 'yanlışlıkla', gülen, yaşama sevinci dolu, iyiliğin bulaşıcı olduğunu, her zaman umudun var olduğunu ve karanlıkların içinde hep bir parıltı olduğunu hatırlatan, her şeye rağmen gülümseyen, yaptıklarıyla karanlığı aydınlatan, zehirli elmaları normal elmalarla değiştiren, iplerin düğümlerini genişleten, intihar tozlarını şaka tozlarıyla değiştiren bir çocukları olursa?
Bizler de birer intihar dükkanı değil miyiz? Kimleri hüzne boğduk bunca zamandır? Kaç kişinin intiharı düşünmesine neden olduk peki? Kitabın en etkileyici yerlerinden biriydi: Bir evsizin dükkana gelip ürün almak istemesi, satıcı kadının onun parası olmadığı için ona poşet hediye etmesi ve adamın orda söylediği cümle; "Hayatımda birkaç kişi sizin gibi bana iyi davransaydı, belki intihar etmek zorunda kalmazdım."
Çok fantastik görünse de aslında çok farklı değil bizden. Ne zaman güne gerçekten mutlu başlıyoruz? Sokakta kaç tane gülerek yürüyen insan görüyoruz? Niye sürekli sorunlarımızı düşünüp bu dertler çukurunun içine atıyoruz kendimizi? Sokakta oynayan çocuğun şen kahkahası, her gün doğan güneş, marketten aldığınız bir çikolata ya da sevdiğiniz bir kişinin sesi mutlu olmaya yetmez mi?
Karikatürist olan yazarımız Jean Teule ölümü, intiharı ironiyle birleştirip kara mizah olarak anlatmış ve Fransız Edebiyatı için benzersiz bir eser vermiş. Ayrıca yazıda da söylediğim gibi karakter isimlerinin düşünülerek seçilmesi ve ara sıra o isimlere atıfta bulunulması kitabı ilgi çekici hale getiriyor. İsmi gibi depresif bir eser değil. Aksine yazarımız hayatta her zaman yaşamaya değer şeyler olduğunu, optimist olmamız gerektiğini anlatmış. Ayrıca yazdığı sonla okurların çoğunu küçük çaplı bir şoka sokuyor. Küçücük bir kıvılcımın büyüyüp nasıl bir aleve dönüşebileceğini anlatan bir kitap.
Ayrıca kitabın izleyenleri ikiye bölen bir animasyon bir filmi de var.
Okuyunuz, okutunuz
Keyifli Okumalar