İntihar Dükkanı – Jean Teulé
“İntihar Dükkanı”, okurken hem güldüren hem de içini burkan o tuhaf eserlerden biri. Jean Teulé, intiharı bir dükkânın ticari malı hâline getirerek aslında modern dünyanın umutsuzluğunu, insanların yaşamla kurduğu kırılgan ilişkiyi kara mizahla anlatıyor.
Her şey, mutsuzluk ve karanlık üzerine kurulu bir aileyle başlıyor. Bu aile, umut satmıyor — aksine, insanların “daha iyi” ölmesini sağlayan ürünler sunuyor. Ve işin en ironik tarafı, yazar bunu öyle abartılı bir doğallıkla anlatıyor ki, gülmekle rahatsız olmak arasında sıkışıp kalıyorsun.
Kitabın en güçlü yanı, kara mizahının dozunda ve zeki oluşu.
Teulé, intihar gibi ağır bir konuyu hafife almadan ama dramatize de etmeden işleyerek okuyucuyu bir nevi aynaya bakmaya zorluyor: Hayat gerçekten bu kadar karanlık mı, yoksa biz mi öyle görmek istiyoruz?
Dilin akıcılığı, kısa bölümler ve karakterlerin grotesk yapısı da hikâyeyi çok rahat okutuyor.
Ama her kitap gibi bunun da kusurları var.
Bazen mizahın dozu fazla karikatürize bir hâle geliyor. Tragedya ile komedi arasındaki denge kırılınca, metnin duygusal etkisi zayıflıyor. Ayrıca karakterlerin psikolojik derinliği oldukça yüzeysel; çünkü amaç karakter yaratmak değil, bir dünya eleştirisi yapmak. Bu da duygusal bağ kurmayı zorlaştırıyor.
Bir diğer eksik nokta, kitabın belli yerlerinde tonun çok ani değişmesi. Hem komik hem trajik olma çabası, bazı sahnelerde okuru ne düşüneceğini bilemez hâle getiriyor. Bu çelişki bilinçli olsa bile zaman zaman yorucu hissedilebiliyor.
Yine de “İntihar Dükkanı”, karanlığıyla akılda kalan, alışılmışın çok dışında bir roman. Sona doğru yaşanan beklenmedik dönüş ise kitabın tüm atmosferini ters yüz ederek okuyucuya “hayatın ağırlığına rağmen umut hâlâ mümkün mü?” sorusunu sorduruyor.
Sonuç olarak:
Bu