Aşık kalpler, aşırı yüklenmiş bir cankurtaran sandalına benzer. Sandalı su yüzünde tutabilmek için gururunu, kendine saygını ve bağımsızlığını dışarı atarsın. Bir süre sonra ise tanıdıklarını, arkadaşlarını atmaya başlarsın. Yine de yeterli olmaz. Cankurtaran sandalı hala batıyordur ve seni de beraberinde batıracaktır. Bunun bir sürü kızın başına geldiğini gördüm. Sanırım işte bu yüzden aşk midemi bulandırıyor.
Yazar olmak, hem plansız programsız uzayan ziyaretlerime hem de bir gün aniden basıp gidişime mantıklı bir açıklama getiriyordu. ‘Araştırma’ dediğimde de akan sular duruyordu. Böylece ulaşım, seyahat ya da sahte belgeler gibi konularda rahatça bilgi edinebiliyordum. Ayrıca yazarlık bana belli ölçüde bir mahremiyet de sağlıyordu, çünkü çoğu kimse için bu bir tehditti.