·736 syf.··Beğendi
···Okunma: 01 Şubat 2023 23:41 Çocukluğumda kısaltılmış çocuk baskılarını okuduğum daha sonra ise Kütüphanemde Yapı Kredi Yayınlarından çıkan baskısı olduğu halde bir çocuk romanı diye uzak durduğum kitap yine ters köşe yaptı beni ( Aynı duyguya “Alice” kitabını okuduğumda da düşmüştüm.)
Moby Dick intikamın insan ruhunda yarattığı tahribatın sözcüklere dökülmüş bir hali. Roman on dokuzuncu yüzyılda Peqoud adlı bir gemiyle balina avına çıkan kaptan Ahab ve mürettebatının maceralarını anlatıyor. Kaptan Ahab sakat kalmasına neden olan beyaz balina Moby Dick’i aramak ve öldürmek için uzak denizlere açılıyor. Zaman geçtikçe geminin mürettebatı, balina avından öte bir amacı olduğunu fark ederler Kaptan Ahab’ın. kini o kadar şiddetlidir ki, kimse umurunda değildir. “Beni güneş küçük düşürse, güneşi vururum”, sözünden de anlaşılacağı gibi Kaptan aynı zamanda karizmatik, inatçı, bir diktatör kadar vicdansız ve sert bir adamdır. Kendini gemisinin aslında dünyanın merkezine yerleştirerek gerçekliğin sınırlarını ortadan kaldırır.
Melville, kaptanın yüzündeki izi, onu bir yıldırım çarpmasından sağ çıkaran gücü ve bir balina karşısındaki zayıflığı, dik başlılığı ve inatçı yanıyla şu hayatta yapacağı tek işin Moby Dick’i öldürmek olduğuna okurunu ikna eder. Melville bir arkadaşına yazdığı mektupta, kitabın cehennem ateşinde piştiğini söylerken kastettiği bu olsa gerek.
Kaptan Ahab, Moby Dick’i bütün kötülüklerin timsali olarak görür, onu öldürmenin savaşını verir ve sonunda bu savaşın kaybedeni olur.
Bin sekiz yüzlü yıllarda balinalardan elde edilen yağ yakıt olarak kullanılıyordu, bir nevi sanayi devriminin yakıtıydı. Nitekim günümüzde yağın yerini petrol aldı ve bu günün Amerikan toplumunu anlamak için o günlerde yaşanan benzer mücadeleyi Melville’in satır aralarında okuyoruz. Yine kan ve gözyaşı yani vahşi kapitalizm vardır. Sınıf mücadelesinin evrelerini, Amerikan toplumunun kültürel kodlarının işleyişini anlamamızı kolaylaştıran kitaplardandır. Bu gün Amerika için petrol neyi ifade ediyorsa, Moby Dick’in yazıldığı yıllarda balina yağı da aynı şeydi.
Roman insanın kendi içine yaptığı yolculukta okuruna rehberlik ediyor. Kitap semboller ve metaforlarla dolu. Derinlikli bir okuma sonunda dedektif gibi karşısınıza çıkan sembollerin izini sürmek zorunda hissediyorsunuz kendinizi.
Kitabın şiirsel dili, yazarın kitabı yazdığı dönemde özellikle Shakespeare’i hayranlıkla okumasından kaynaklandığı düşünülmektedir. Balinalar hakkında okura can sıkıcı gelen ansiklopedik bilgilerin bile şiirsel bir dille anlatımı ve aralarında hayata dair düşüncelerin serpiştirilmesi kitabı su gibi okumanızı sağlamaktadır.
İyi okumalar…