Kitabı bir ay kadar önce okudum ve bende gerçekten iz bırakan bir kitaptı. Herkesin hayatının bir döneminde okuması gereken bir kıtap olduğunu düşünüyorum. Kitap Werther’in dostuna gönderdiği mektuplardan oluşuyor, bu ilk başta beni biraz sıktı ama alışılıyor okudukça. Kitabımız Werther’in yeni bir kasabaya taşınıp nişanlı bir kadına delilercesine aşık olması üzerine.
Buradan sonrasında spoiler vardır.
Öncelikle ben Werther’in en başından nişanlı bir kadın olduğunu bile bile Lotteyle zaman geçirmesi ve zaman geçtikçe ona aşık olmasını kendi sonunu kendi eliyle hazırladığını gösterdiğini düşünüyorum. Werther’in bir cümlesi vardı dostu Wilhelm’e yolladığı mektuplardan ;
“Tüm bedenim ürperiyor Wilhelm, Albert onun ince beline sarılınca”
Onun bu sözleri, sevdiği kadının başka birine ait olduğunu bilerek çektiği acı benide yerle bir etti. Werther, umarım gittiğin yerde rahatsındır dostum, umarım Albert ve Lotteyi düşünüp, izleyip kendini kahretmiyorsundur. Belkide tek çare ölüm değildi diye düşündüm ara sıra, çünkü belkide başkasıyla deneyebilirdi, kasabadan ayrılıp yeni bir kentte yeni bir hayat kurabilirdi. Ama o geçmişe takıldı ve Lotteye takıntılı kaldı şahsımca. Kimse için değmez diyebilirsiniz belki ama hiç birimizin Werther’in yerinde değiliz ve o an o dönem nasıl bir ruh halinde nasıl bir hayat sürüyordu bilmiyoruz ve asla onun gibi düşünemeyiz bu yüzden belkide onun için en doğrusuydu diyorum. Werther çok naif, centilmen bir erkekti bu yaşadıklarını ve ölümü hak etmedi. Evet, tek kusuru Lottenin bir sahibi olduğunu bile bile aşık olmasıydı. Tabii Werther kadar Lotteninde suçu vardı.
Her neyse, yine Werther’in bir veda cümlesi ile bitiriyorum yazımı,Gözyaşlarım kurudu. Dikkatim dağınık. Adieu dostum!