Güzelliğini Gördükçe Ağlayasım Geliyor
Güncel Türk Edebiyatında Ethem Baran, öykülerini yeni keşfettiğim ve okumaktan keyif aldığım bir yazar olarak okuma serüvenime dahil oldu ocak ayıyla beraber. Benim çok beğendiğim detaylar ve tespitler var kitapta.
Öykülerini genellikle gündelik, gerçek konulardan seçmiş. Durum ağırlıklı öyküler eşlik ediyor bize bu kitapta. Yalın ve yer yer espriyle karışık iğneleyici bir dil kullanımıyla, günümüz insanının çeşitli sorunlarına, buhranlarına dair izlenimlerini, tespitlerini, şikayetlerini ustaca ele aldığını ve toplumsal sorunlara kayıtsız kalmadığını görebiliyoruz kitabı okuduğumuzda.
Kitaptaki sevdiğim tespitler de şu şekilde:
Kuru yapraklara bastığımda çıkan sesi seviyorum. Çıtırtıyı. Çıtırtı mı demeli o sese, ona özel bir kelime bulunmalı. Dal kırılmasına da çıtırtı diyoruz. Oysa yaprağın başına gelen aynı şey değil. Eziliyor parça parça oluyor ve tüm bunlar olurken kendince feryat ediyor aslında. Birçok feryat gibi, çığlık gibi bu da duyulmuyor. Hatta buna bir ad bile verilmiyor. Yalnız aramızda bir fark var. Bu yapraklar gün gördü devran sürdü. Baharı yazı yaşadı. Dalından düşünce de bir şekilde toprağa karıştı, belki orada da başka hayat yaşayacak. Biz ise daha daldayken kırıldık; ses bile çıkaramadık üstelik. Çıkarsak bile kimse duymadı. Duymadı. (s. 19)
Patron olacak uyanık kendine bir dede uydurmuş, güya o dededen beri bunlar kaç kuşaktır dönerciymişler. Utanmasa döneri biz icat ettik diyecek ya neyse. Babam ağzından kaçırmıştı bir keresinde, patronu olacak herif Siteler'de onun bunun lokantasında bulaşıkçılık yaparak başlamış ise; garson, aşçı derken derken allem kallem edip bir dükkan açmış. Allah yürü ya kulum demiş, diyor babam. Yalan, tarikat demiş yürü ya adamım diye, o da yürümemiş, niye yürüsün, koşmuş adam koşmuş. Koşarken de aklına meşhur bir dede uydurmak gelmiş. İki yerde şube açtı herif. (s. 21)
Ama hakikaten çok zoruma gidiyordu cuma günleri cemaatten para toplamak. Kur'an kursuna yardım, Kur'an bülbülllerine yardım! Boş geçmeyelim abiler amcalar... Ulan bizim topladığımız paralar bir bakıyoruz abilerin odalarında cips olmuş, çikolata olmuş; Halley, Çokoprens... Bizim boş ceplerden çıkan himmet cipse yetse çekirdeğe yetmiyor, çekirdeğe yeterse...(s. 31)
Relax Life Residence . Anaa İngilizler ev yapmış ya laa buraya. Vay be, kimbilir hangi İngiliz soyluları oturuyor! İngilizce bilmeyenleri bahçe kapısından içeri sokmuyorlardır herhalde. Furkan Hemingway'in kitabına baktı elini şöyle hafifçe yukarı kaldırıp kitaba eğilerek. Sen oturabilirsin üstat yalnız enteresan komşuların olacak biliyor musun? Artık vurursunuz İngilizcenin gözüne . Yalnız içki içen komşu isterler mi orasını bilemem. Bu dayılar kendileri gizli gizli içerler ama içen komşu istemezler. (s. 40)
On sekizime girince hayal ettiğim her şey gerçekleşecek sanıyordum. İstediğim delicesine beklediğim hayata sanki bir eşikten, bir kapıdan geçince hemencecik ulaşabileceğime kendimi bile şaşırtan bir aldanışla inanmıştım. (s.55)
Ne var bunda, adın bir dergide çıkmışsa çıkmış, ne olmuş yani, derlerse -ki diyecekler- kendime bir kez daha kızacağım , içimi yeniden yeniden didikleyeceğim diye korkuyorum. Kaç para aldın peki diyeceklerini adım gibi biliyorum. Hem para vermiyorlar bir de gidip dergilerini mi satın alıyorsun? Evet anne, satın alıyorum, hem de iki tane birden. (s. 71)
Benim farklılık dediğim şey edebiyat dünyasının azıcıkta olsa yakınında bir yerlerde olmaktı. Büyükşehirlerin uğultusuna kaptırmak istiyorum kendimi. O uğultuyu küçük odamdan duyar, yazar buluşmaları ve edebiyat etkinliklerindeki konuşmalara hayalimde kulak kabartır, onca kalabalığın arasında kendi boşluğumu görürdüm kimi zaman. Önüne geçilmez bir istekle kıvranarak kendime kızardım nedense; sanki yapabileceğim bir şeyler varmış da ben uzak duruyormuşum gibi. Aralarında olmam gereken insanların bu kadar uzağında durmaktı canımı sıkan . (s. 73)
Bölüm başkanına bahsettim bu dergide yazılarımın çıktığından. Hangi dergiyi diye iki kez tekrarlattı. Sonra da biliyormuş gibi yaptı. Dergini adından anladı sanırım onun siyasetinden olmadığımı..............Hocam filan yazar hakkında ne düşünüyorsunuz, çok övüyorlar okuyayım mı kitaplarını, önerir misiniz, dediğimde, adamların ne vatan hainliği kalıyordu ne teröristliği. Kimi okuyalım peki. Ha o mu? Onu ta ortaokulda okudum hocam. Zaten tek kitabı var; öldüğü için yeni kitap da yazmadı. Başka? O dediğinizin romancılıkla öykücülükle ne ilgisi var hocam? Adam kürsüye çıkıp siyasi propaganda yapacağına bir şeyler yazmış, adını da roman koymuş. Hocamın kendi tez konusu olan 13.yy şairinden başka kimseyi adam yerine koymadığını biliyorum. Hoca derse başlar başlamaz, bunun şaiiri , tekkenin avlusunda dolanıp dururken birden dikkat kesiliyor, bize bakıyor ve hocanın sesiyle birkaç mısra patlatıveriyor. Gördük mü edebiyatın ne olduğunu? Gördük hocam, görmez olur muyuz, hem de ne gördük. (75)