Uzun zamandır listemdeydi ve arkadaşlarımın okumam için yaptığı baskı neticesinde storytel aracılığıyla dinledim. Çok popüler olduğu için beklentim fazla yüksekti hatta büyük bir hevesle başladım diyebilirim. Başlarda akıcı ve gizemli gidiyordu ama billuriye dükkanından sonrası sarmadı beni. Rüyasının anlamının peşine düşen delikanlının yaşadığı onca şeyden sonra karşılaştığı simyacının bazı davranışlarına anlam verememesi beni çok kızdırdı, ayrıca kişisel menkıbe olayının kitap boyunca adeta kafamıza vura vura anlatılması da bunalttı diyebilirim.
Bu kitabı dinlemeden önce birkaç incelemeye bakmıştım, şimdi ise bu incelemelerin bando vagonu etkisinde yazıldığını görüyorum, insanlar kitabın popüleritesine dayanarak veya birbirlerinin incelemesine bakarak genel olarak olumlu şeyler yazmışlar. Biraz şişirildiğini düşünüyorum. Bunu düşünmemin sebebi yüksek bir beklentiyle başlayıp istediğimi alamamam olabilir. Güzeldi ama övüldüğü kadar mükemmel değildi.
Bu arada diğer incelemelerde yer verilmemiş bir noktaya değinmek istiyorum. Çoğu okur kitabın ana fikri kişisel menkıbeler, hedeflermiş gibi düşünse de benim için ana fikir yolculuktu. İnsanlar küçük çobanla başlayan hikayenin simyacı delikanlıyla bitmesine odaklanırken ben ana karakterin o süreçte evrilmesine odaklandım.Ayrıca girdiği her yerde işlerinin yolunda gitmesi de odağımdan kaçmadı, bunu karşılaştığı yaşlı adamın "bir şeyi istediğin zaman bütün evren bu arzunun gerçekleşmesi için iş birliği yapar" cümlesiyle bağdaştırıyorum. Yine de bilinmeyen bir hazinenin mutluluk getireceğine inanılarak çıkılan yolda her şeyin feda edilebildiği, ve istediğimizi sandığımız bazı şeyleri aslında olanaklar sağlanınca o kadar arzulamadığımızı, gerçek hazinenin insanın kendisi olduğunu bu hikaye üzerinden görmek hoşuma gitti. Başlarda yaptığım olumsuz yoruma rağmen okunmaya değer, ders çıkarılacak bir kitaptı.
7/10