Cengiz Aytmatov Bir gün metroda giderken yanımda bir adamın okuduğu kitaba gözüm ilişmişti. Bir kaç satır okuduğumda kitabın bilim kurgu olduğuna karar verdim. Buraya kadar benim için özel bir şey yoktu. Ta ki kitabın ismini görene kadar. Cengiz Aytmatov'u ve Gün Olur Asra Bedel'i gördüğümde bunun bir bilim kurgu olduğu beni çok şaşırtmıştı. Okumaya başladığımda ise bundan çok daha fazlası olduğunu gördüm. Bir yandan dünya dışı bir uygarlık ile karşılaşılan iki kozmonot anlatılırken bir yandan Boranlı Yedigey'in bozkırla, hayvanlarla, gelenek ve göreneklerle, anılarla, atalara saygıyla, destanlara olan yolculuğu anlatılıyordu. Kitabın temel direklerinden birini de işte bu noktada dünya dışı gelişmiş uygarlıkla diyalog kurmayı kendi düzenlerine karşı bir tehdit olarak gören totaliter bir rejimle atalarının mezarını onlardan almak isteyen Yedigey'in asırlara yayılan hikayesi oluşturuyordu.
Cengiz Aytmatov burada hepsinden bahsedebilmeye ve hakkıyla anlatabilmeye cüret edemeyeceğim bir çok anıyı romanında anlatıyor. Bunlardan en özeli şüphesiz Manas Destanı'nın yüreğinden süzülüp anlatılan mankurtlaşma olayıdır. Destanda mankurtlaşma traş edilmiş kafa derisine deve derisi geçirilmesiyle olur. Modern dünyada ise mankurtlaşma insanı kimlik sahibi değerlerden sıyrıldığında gerçekleşir. Bu otoriter rejimlerle olabileceği gibi (romanda Sovyet-Amerika birliği) küreselleşmeyle de olmaktadır. (evrene açılma). Cengiz Aytmatov'un mankurtlaşmaya bu yeniden yorumu aslında insanın alnı açık başı dik olmasının önündeki engelleri aktarmaya çalışmasıdır.
Roman örf, adet, gelenek, görenek, değerler gibi birikimlerin değerini çok açık bir şekilde vurgular. En basitinden kitabın sonunda Yedigey'in mezarı taşımak için yola çıkması bile ebedi bir mücadeleyi simgelemektedir. Aytmatov, her zaman şu sesin kulaklarımızda çınlamasını istemektedir "Sen kimsin? Adın ne? Adını hatırla! Dönenbay, Dönenbay senin baban...."
Roman'nın yazılan tarihine baktığımızda hedef tahtasından açık net bir biçimde birlikteki bütün ulusları ruslaştırmaya çalışan Sovyetler Birliği vardır. Belki de Aytmatov baskı rejiminde düşünce ve fikirlerini sembolik bir biçimde aktarmak için mankurlaşma olayını çok güçlü bir şekile romana yedirmek zorunda kalmıştır.
Roman ayrıca kusursuz bir pastoral resim çizer. Aytmatov'un doğaya bu denli güçlü aktarması şüphesiz eşsiz bir yaşanmışlığının ve bakış açısının göstergesidir. Tilki, deve, köpek, çaylak gibi hayvanlar, hür türlü doğa olayı, bozkır hiçbir anda arka planı boş bıtakmamaktadır. Fakat Aytmatov düşüncelerinde bunun ötesine geçiyor. Aslında doğayı bir dolgu malzemesi olarak kullanmadığını, kendi dünyasında Gün Olur Asra Bedel doğanın ayrılmaz bir bütün olduğunu belirtiyor.
Otorite, mankurtlaşma, efsaneler, mitler, halk hikayeleri, doğa gibi temaların bilim kurgu öğeleri ile bütünleşmesi, baştada belirttiğim gibi, merak uyandırıcı. Kesinlikle saatleriniz boşa gitmeyecek. Her nerede, her ne zaman ve her nasılsanız, kesinlikle öneriyorum.
Daha ayrıntılı inceleme için Necip Tosun'nun Dünya Romanının Serüveni'ni okuyabilirsiniz.