·282 syf.··Beğendi
···Okunma: 03 Şubat 2023 17:55 Arkadaşımın "hayatımın kitabı" dediği kitap.. O kadar güzel bir kitaptı ki anlatamam. Konusu, neredeyse herkesin her gün düşündüğü şey: tercihlerime başka bir şekilde karar verseydim şu an nasıl bir hayat yaşıyor olurdum, daha mı iyi daha mı kötü? Pişmanlıklar, pişmanlıklar, pişmanlıklar.. Aslında bunları bir kenara bırakıp yaşadığımız anı güzelleştirmeye çalışsak hiçbir sorunumuz kalmayacak. Sonuçta hiçbir hayat ne saf mutluluk ne de saf bir acıdan oluşur. Geçmişe gidip o tercihimizi, yaşadıklarımızı değiştiremeyiz. "Kök yaşamımız"a odaklanmalıyız..
Kitabın ana karakteri olan Nora Seed, hayatını sevmemektedir. Kendini bir "karbon ayak izi israfı" olarak görür. Yakın olduğu kimse yoktur, anne-babası ölmüş, abisiyle arası bozuk, işten kovulmuş ve kedisini kaybetmiştir. Bir gece ölmeye karar verir ve birden kendini bir kütüphanede bulur: Gece Yarısı Kütüphanesi. Bayan Elm ile karşılaşır ve şu an "ölümle yaşam arasında" olduğunu anlar. Bu kütüphanede sonsuz kitap vardır; Nora'nın yaşadığı, yaşayacağı hayatlar.. Nora da kök yaşamından şikayetçi olduğu için geçmişte yaptığı tercihleri değiştirmek adına o hayatlarına gider. Ama yine mutsuzdur. Hiçbir hayatında kendini tam olarak iyi hissetmez, her zaman bir eksiklik vardır. Ve bunu hissettiği zaman tekrar kütüphaneye döner, başka bir kitap, başka bir hayat seçer. Gittiği son hayatında artık burada kalmasına karar verir, mutludur, sevdikleri yanındadır ama yine de kendini buraya ait hissedemez ve tekrar kütüphaneye... Bundan sonra şunu fark eder "Ben artık ölmek istemiyorum, yaşamak istiyorum... YAŞIYORUM." Ve artık Nora, her şeyin farkına varıp, ders çıkarıp kök yaşamına döner.
"Bir Şey Öğrendim (Her Şey Olmuş Bir Hiç Tarafından Yazılmıştır)
Olası hayatlarımızdan herhangi birinin bundan daha mı iyi daha mı kötü olacağını bilemeyiz. O hayatlar yaşanıyor, evet, ama biz de yaşıyoruz ve asıl bu yaşantıya odaklanmalıyız."