Kimimiz kariyer peşinde, kimimiz kız erkek ilişkilerinde, kimimiz de mal mülk adı altında bi mutluluk arayışının içinde kaybolmuş gidiyoruz. Fakat birçok kişi tecrübe etmiştir ki; kendine gaye edindiği tüm bu hedeflere ulaştıktan kısa bir süre sonra insanın içinde bi boşluk oluşur: "E yani bu muydu, bu kadar mıydı?" boşluğu İşte tam o noktada ya tükenmişlik sendromunda bulursunuz kendinizi, hiçbir şey yapasınız gelmez, yaptıklarınız lezzet vermez. Ya da şu gerçeği fark edersiniz: Sonsuz sevme potansiyeli olan bir kalbimiz var ve bu dünyaya ait, fani olma özelliğine sahip olan neyi koyarsak koyalım; o kalbi tatmin etmeyecek.. Kalbimiz sonsuzu arıyor, sonsuz mutluluğu.. bitmeyen lezzetleri.. Kendinizi Allah'a adayıp bir mağaraya çekilin demiyorum, yanlış anlaşılmasın. Kendinizi Allah'a adayıp, tüm kainatı, hayatınızı, sevdiklerinizi Onun muhabbetiyle sevmek asıl mesele.. İşte o zaman hedefleriniz bu doğrultuda olmaya başlar. Giden gidebilir, biten bitebilir. Size acı vermez artık. Lezzetin kaynağına, size onu verene bağlamışsınızdır çünkü kalbinizi. O halde demek ki bu kalbin sonsuzluk arayışına da bir çare var: Kalbimizi, kalbimizin ve kalbimizin muhabbet bağladığı her şeyin sahibi olan Allah'ın muhabbetine bağlamak. Onu (cc) tanımaya odaklanmak "Allah'ım kalplerimizi, senin muhabbetinle ve bizi sana yaklaştıracak olan şeylerin muhabbetiyle rızıklandır." Amin🤍
Din
··1 alıntı·
178 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.