"Korkuyorum. Hayattan veya ölümden veya hiçlikten değil, hiç var olmamışım gibi o ışığı harcamış olmaktan korkuyorum. "
Kitaptan, en sevdiğim alıntıyla başlamak istedim.
Hikayeyi ana karakter olan Charlie' nin dilinden okuyoruz. Charlie 32 yaşında, kendisi gibi zihinsel engeli bulunan insanların olduğu bir okula gidiyor. Charlie' nin hayata dair tek kaygısı insanların onu daha çok sevmesi ve bunun içinde onlar gibi olması gerektiğini yani "akıllı" olması gerektiğine inanıyor. Bir gün bir doktor çıkageliyor ve hayvanlar üzerinde denemiş olduğu akıllı olma ameliyatını Charlie 'ye de yapıyor. Adı Algernon olan deney faresiyle birlikte bir takım deneylere tabi tutuluyor. Kendisini bir fareyle nasıl kıyasladığına şahit olacaksınız. İlk başlarda Algernon'dan nefret ediyor sonra Charlie akıllandıkça (onu ameliyat eden doktorları bile geçiyor) fareyle arkadaş oluyor ve bu durum onu laboratuvardan kaçırmaya kadar varıyor.
Ameliyattan önce geçmişine dair hiçbişey hatırlamayan Charlie ameliyatla birlikle geçmişin o sis bulutunuda yavaş yavaş dağıtmayı başarıyor. Charlie, annesinin, babasının ve kız kardeşinin onu neden terk ettiklerini bir türlü hatırlayamıyor ve yüzleşmek için tek tek onları buluyor.
Çevresindeki insanlar Charlie'nin bu eşsiz gelişiminin kendilerini küçülttüklerini düşündükleri için ondan uzaklaşıyorlar. Yine sevgisiz.
Sonunda ne mi öğreniyorsunuz?
Kimse için değişmeye değmez, birileri beni sevsin diye zahmetli çabalara hele, hiç gerek yok.
Daniel Keyes, akıcı ve sürükleyici yazımı sayesinde bir solukta okunacak bir eser ortaya çıkarmış.
Okurken çok duygulandım, bitirdiğimde ise ağlamamak için kendimi frenliyordum.
7 den 70 e herkesin merakla okuyacağı eşsiz bir kitap.
Şimdiden okuyacak olanlara keyifli okumalar.
Haaa bu arada ben seni her halinle çok sevdim Charlie.