Kariyerinizin zirvesindeyken bir anda alzaymır (alzheimer) hastalığına yakalandığınızı öğrenseniz ne hissederdiniz? Bir de bu hastalığa yakalandığınızı öğrendiğinizde daha altmışına bile girmediğinizi düşünün. Hayatınızın baharında değilsiniz, ama elden ayaktan düşmüş de değilsiniz. Saygı duyulan, dilbilim araştırmalarıyla ün salmış, akademi camiasının parmakla göstereceği bir profesörsünüz. Hem de Harvard’da. Aynı zamanda üç çocuğunuz var. Çocuklarınızın üçü de pırıl pırıl, hepsinin de geleceği parlak. Herkes sizinle gurur duyuyor. Kocanız da kariyerinin üst basamaklarında. Hatta onunla beraber bir kitap bile yazıyorsunuz. Her şey böylesine mükemmel giderken bir anda çaresi olmayan bir hastalıkla baş etmek zorunda kalıyorsunuz. Bataryası azalan bir bilgisayarın ekranı nasıl ki yavaş yavaş kararmaya başlıyorsa sizin de zihniniz, bilişsel yetenekleriniz kararmaya başlıyor. Pili tamamen biten bir saat nasıl aniden duruyorsa siz de ne zaman aniden duracağınızı merak ederek malum sonunuza doğru yaklaşıyorsunuz. Çocuklarınızın isimlerini, doğum günlerini, günleri ve ayları, okuduğunuz bir metinde henüz beş saniye önce okuduğunuz sözcüğü, dışıra çıktığınızda evin yolunu bulmayı, randevularınızı, bir dakika önce sorduğunuz soruyu, ne aradığınızı unutacak kadar büyük bir darbe alıyorsunuz yaşam yolunuzda. Unutkanlığınızın bir türlü üstesinden gelemiyorsunuz. Sizi hayattan koparmaya ant içmiş düşmanınız bir sülük gibi yapışmış yakanıza, nefesini her an ensenizde hissediyorsunuz, nereye gitseniz peşinizi bırakmıyor. Aldığınız ilaçların etkisini göremiyorsunuz, çünkü atı alan Üsküdar’ı geçmiş. Sözde “erken başlangıçlı alzaymır tanısı” konuyor size, ne var ki “erken” olmaktan çıkmış bu tanı. (Gerçi bu benim düşüncem. Kitapla ilgisi yok. Alice’e konan bu tanının yetersiz olduğunu düşünüyorum. Çünkü sorduğu soruları bir dakika içinde tekrar sorması onun alzaymır derecesinin yüksek olduğunu göstermez mi? Gerçi Lisa Genova’ya da haksızlık etmeyelim. Minnettarlık duyduğu kişiler listesinden anlıyoruz ki birçok kişiye danışarak, birçok farklı isimden bilgiler alarak ve gözlem yeteneğini kullanarak gerçeğe yakın bir alzaymırlı hasta karakteri kurgulamış.)
“Unutma Beni” (Artemis Yayınları, ilk baskı, Şubat 2015) Alice Howland’ın bir hastalık neticesinde tepetaklak olan yaşamını anlatan 328 sayfalık bir roman. Daha çok alzaymırlı bir hastanın yaşadıkları karşısında farkındalık uyandırmak, ne menem bir hastalık olduğunu öğretip bir bilinç oluşturmak amacıyla yazılmış muhtemelen. Ne var ki kurgu, okuru heyecanlı ve merak uyandırıcı bir atmosferin içine sokmuyor. Romanda ne bir gerilim var ne de bir şaşırtan bir gelişme. Sonu da pek tatmin etmedi açıkçası. Dolayısıyla fevkaladenin fevkinde olmayan, on üzerinden on numara veremeyeceğim bir yapıt “Unutma Beni”.
Beni etkileyen tek şey, yazar Genova’nın bu kitabı hazırlamak için yaptığı ön çalışma oldu. Birçok kişiyle konuşması, alanın uzmanlarına danışması, demans hastalarıyla aynı ortamda bulunması yaptığı işe ne kadar önem verdiğini göstermesi açısından takdire şayan bir davranış. Hani öyle internette gezinip birkaç yazı karıştırarak almamış kalemi eline. Ciddi ciddi araştırmış, birinci elden bilgiler edinmiş, ayrıca gözleme dayalı bulgular elde etmiş. Sadece bunlar bile bu kitabın okunması için yeter. Ne var ki kurgunun sadeliğinden dolayı roman ortalama bir seviyenin üstüne çıkamıyor. Şaşırdığım tek sahne, Alice’in alzaymır hastası olduğunu okuduğum kısım. Başkarakter Alice ile birlikte ben de şaşırdım. Bunun dışında Alice’in unutkanlıkları biraz heyecan katıyor romana. Daha büyük ve önemli şeyler -kocasının ismi ve yüzü gibi- unutacakmış gibi -zaten kendisi de hastalığın bu boyuta ulaşmasından çok korkuyor- bir hisse kapılıyorsunuz, ama kurgu o kadar ileri gitmiyor.
Küçük bir ek: “Unutma Beni”nin “Still Alice” adıyla sinema filmi çekilmiş. Alice’i aktris Julianne Moore canlandırmış. Kristen Stewart ile görüntü yönetmenini bir çekim esnasında bilerek öldürdüğü savıyla suçlanan Alec Baldwin de romandaki karakterlerden ikisini canlandırıyor. Julianne Moore bu filmle en iyi kadın oyuncu dalında Altın Küre ödülü almış ve de aynı dalda Oscar’a aday seçilmiş.