Aziz Özkan

Aziz Özkan
@kitaplarladans86
Kendimi tam bir kitap kurdu olarak görmesem de -okuma eylemine saatlerini ayıran kitap kurtlarına ayıp olmasın- en azından Türkiye ortalamasının üzerinde kitap, gazete, dergi okumaktayım. Fuzuli dergisinde yazılarım yayımlanmaktadır.
Ön büro görevlisi
Lisans mezunu
Kuşadası
Aydın, 2 Aralık 1986
113 okur puanı
Aralık 2016 tarihinde katıldı
Karanlıktan Aydınlığa Çıkan Zikzaklı Yol
8/10
·158 syf.··
Beğendi
·
2026 2. kitabı
Bazı romanlar vardır ki roman sınıflandırmasının dışına taştığını hissedersiniz. Tam olarak “roman” kabul etmekte zorlanırsınız. Kurgunun da üstüne çıkmıştır çünkü, kurgu ötesidir. Gökyüzünde yazılmış gibi gelir size. Ayakları yerde değil, yukarıdadır. New age akımının kapsama alanındaymış bu tip romanlar. “Cervantes’in Yeğeni” (Everest Yayınları, birinci baskı, Eylül 2012) kitabını okuyana kadar haberim yoktu böyle bir akımdan. Metin Kaçan’ın kitapları hakkındaki yazıların bir araya getirildiği bu kitapta “new age” konusunu ayrıntılı işliyor Yıldız Ecevit “Fındık Sekiz” romanı hakkında yazdığı yazıda. “Fındık Sekiz” (Everest Yayınları, ikinci baskı, Mart 2024) Metin Kaçan’ın hâlâ ilgiyle okunan “Ağır Roman” adlı eserinden sonra çıkardığı ikinci romanı. İlk roman 1990’da yayımlanmıştı, aradan yedi yıl geçtikten sonra ikinci eserini yayımladı Metin Kaçan. “Ağır Roman” ile “Fındık Sekiz” arasına sadece “Sefiller” girdi. Dolayısıyla aynı yazarın okuduğum iki romanı üzerinden çok süre geçmedi. Bu yüzden aradaki farklılıklar çok bariz bir şekilde aklımda duruyor. Ağır Roman argo dilinin ağırlığıyla ön plana çıkarken Fındık Sekiz şiirsel diliyle ön plana çıkıyor. Ağır Roman’da olay örgüsü daha baskınken Fındık Sekiz’de olaydan, olaylardan, mekândan ziyade fikir ve hayat tarzı çatışmaları sahneye konuyor. Ağır Roman’da eserin dış görünüşü yani biçim parlarken Fındık Sekiz’de içe odaklanılıyor, insanın mistik/ruhani boyutuna ağırlık veriliyor. Ağır Roman’da ten yakınlaşmaları yapıtın içinde dans ederken Fındık Sekiz’de tensellik saf dışı bırakılıyor. Ağır Roman’daki temaslı aşk Fındık Sekiz’de yerini temassız aşka bırakıyor. Ağır Roman’da madde bağımlılığına, kavga gürültüye dayalı anlatım varken Fındık Sekiz’de daha sakin, aklı başında bir anlatım göze çarpıyor. Ne var ki
Edebiyat & Roman
Fındık SekizMetin Kaçan · Everest Yayınları · 2024278 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅

Aziz Özkan

, bir kitap okudu
8/10
·158 syf.··
Beğendi
·
2026 2. kitabı
Metin Kaçan
7.5/10 · 278 okunma
Kolera Canavarına Teslim Olmuş Kalabalığın Trajedisi
9/10
·136 syf.··
Beğendi
·
2026 1. kitabı
Okan Bayülgen ile Müjde Ar’ın başrollerini paylaştığı, Mustafa Altıoklar’ın yönettiği Ağır Roman filmini izlesem de kitabından haberim yoktu bugüne kadar. Meğerse Ağır Roman filmi “Ağır Roman” adlı aynı kitabın beyazperde uyarlamasıymış. Romanın yazarı Metin Kaçan da karikatürist, oyuncu Hasan Kaçan’ın kardeşiymiş. Hasan Kaçan’ı Ekmek Teknesi dizisini izleyenler bilirler. Kardeşlerden Fatih Kaçan da oyuncuymuş. Kurtlar Vadisi’nde Pürmüz Hasan rolünde oynamış. Kurtlar Vadisi’nin ilk sezondan sonraki bölümlerini izlemediğim için Fatih Kaçan’a yabancıyım. Gördüğünüz gibi ailenin çocukları sanat için doğmuşlar sanki. Ancak bu kardeşler arasında Metin Kaçan’ın sıradışı bir yeri var hem sanatı hem de yaşantısı açısından. Sanatı bakımından tek başına “Ağır Roman”ı (Everest Yayınları, 10. basım, Mayıs 2025) ele aldığımızda nevi şahsına münhasır bir eser olduğundan dem vurmayan her yorum eksiktir. Metin Kaçan resmen tek başına bir argo sözlüğü yazmıştır Almancaya ve Fransızcaya da çevrilen bu romanıyla. Gaftici, şopar, cıvır, kevaşe, mitra, moron, covino, kofti ve daha onlarca sözcük bu romanın içinde kaynaşmakta, dans etmektedir. Karakterlerin isimleri de bir o kadar acayiptir. Gili Gili Salih, Puma Zehra, Tilki Orhan, Gaftici Fethi, Orso, Fil Hamit... Kolera Sokağı’nın sakinlerinin gerçek isimleri önemli değildir, takılan lakaplar onları tanımanın püf noktasıdır. 135 sayfalık bu ince roman, baştan sona kadar su gibi akıp gidiyor. Yazarın kurduğu dilin, kurguladığı evrenin büyüsüne kapılıp son sayfadaki son noktaya kadar gözlerinizi kitaptan ayıramıyorsunuz. Aynı zamanda bazı cümlelerin kurgulanış şekline de hayran kalıyorsunuz. Keşmekeş, dolambaçlı yapısından dolayı bazı cümleleri birden fazla kez okumak zorunda kalmanız da muhtemel. Bu açıdan bazen durakladığım, ne oluyor
Edebiyat & Roman
Ağır RomanMetin Kaçan · Everest Yayınları · 20212,764 okunma
Gitgide Sığlaşan Bir Türkiye Manzarası
7/10
·240 syf.··
Beğendi
·
2025 3. kitabı
Korkusuz gazetesinde köşe yazıları çıkan Ümit Zileli, yazılarını takip ettiğim, önemsediğim yazarlardan biridir. Zaman zaman kitaplarını da alıp okurum. “Yakın Tarih Yalanları” (Sia Kitap, 3. Basım, Aralık 2020) bunlardan biri. Bu eserde de ana çizgisini koruduğunu görüyoruz Zileli’nin. Bu kırmızı çizgiler ne peki? Onun herhangi bir yazısından “olmazsa olmaz”larını alıp çıkarmak pek de zor değildir. Bunlar, Atatürk’ün ilkelerinin hepsini içermektedir. Sapına kadar cumhuriyetçi olduğu kadar sapına kadar da laiklikten yanadır Zileli. Dolayısıyla da dinci, dini siyasete alet eden iktidarlara kökten karşıdır. Bu yüzden bu tür zihniyetle arası bozuktur, onlarla bitimsiz bir mücadeleyi göze almıştır, onların deli saçması zırvalarına karşı bilimi ve aklı öne alır. Ama pıtrak gibi türemelerinden dolayı onları alt etmek pek de mümkün değildir ne yazık ki. Birini alt etsen diğeri devralır bayrağı. Çünkü bu ülkede cehalet el üstünde tutulur, çok bilen “ukala” görülür, din hocalarından başka kimse daha iyisini bilemez. Vatandaş “Oruçluyken sakız çiğnemek orucu bozar mı?” türü sorularla meşgul olup uyurken atı alan Üsküdar’ı geçer, saman altından su yürütülür. Din, Allah, kitap denilerek iktidar sağlamlaştırılır. Aynı zamanda koyu bir cumhuriyetçidir de Zileli. Ama İslam cumhuriyeti gibi bir cumhuriyetten değil, laik bir cumhuriyetten yanadır. Cumhuriyeti ve laikliği içselleştirmiştir. Kimsenin kimseye hiçbir inancını zorla benimsetmeye çalışmadığı bir ülke hayal eder ve bu doğrultuda bildiklerini paylaşmaktan da çekinmez. Aydınlanmadan yanadır, yobazlığa tahammül edemez. Onun “herif-i naşerif” sıfatını uygun gördüğü kişiler ya Atatürk düşmanıdır ya laiklik düşmanıdır. Gerçi birine düşman olmak ikisine de düşmanlık anlamına gelir. Herhalde “Atatürk’ü seviyorum, ama laikliği asla!”
Siyaset
Yakın Tarih YalanlarıÜmit Zileli · Sia Yayınları · 202011 okunma