Trevanian

Trevanian

8.5/10
704 Kişi
·
1.704
Okunma
·
119
Beğeni
·
4.860
Gösterim
Adı:
Trevanian
Tam adı:
Rodney William Whitaker, Nicholas Seare
Unvan:
Amerikalı Yazar
Doğum:
Granville, New York, Amerika Birleşik Devletleri, 12 Haziran 1931
Ölüm:
İngiltere, 14 Aralık 2005
Rodney William Whitaker, (doğum 12 Haziran 1931, New York - ölüm 14 Aralık 2005 İngiltere) ABD'li yazar. Romanlarında genellikle Trevanian takma adını kullandığı için bu isimle tanınır.

14 Aralık 2005'te 74 yaşında hayata veda etti. İngiltere'nin batısında adı açıklanmayan bir kronik akciğer hastalığı tedavisi gören Whitaker, 15 Aralık'ta toprağa verildi. Vasiyetine uygun olarak mezarının yeri açıklanmadı.

"Trevanian" adıyla yazdığı casusluk ve macera romanlarıyla ünlenen Rod Whitaker, kendi adının dışında, "Nicholas Seare" ve "Benat LeCagot" gibi birçok takma isimle değişik konularda eserler yayımladı.

Katya'nın Yazı, Şibumi, Hesaplaşma, Yirminci Mil Türkçe'ye çevrilen ve en bilinen kitapları. Kitapları dünyada milyonlarca basılan Whitaker, yaşamı süresince hiç ortaya çıkmayarak kendisini gizledi. 

Şibumi (Shibumi) adlı macera romanı dünyada satış rekorları kırmıştır(Şibumi). Yazarın Yayımlanmış 10 kadar romanı 5 milyonun üzerinde satış yapmıştır. Türkçe'ye İnfazcı adıyla çevrilen ilk romanı The Eiger Sanction, ünlü oyuncu / yönetmen Clint Eastwood tarafından sinemaya kazandırılmış ve çok başarılı performans sergilemiştir.
Kalabalığın çıkardığı gürültü mantıksızdır ama kulakları sağır edecek kadar güçlüdür. Beyinleri yoksa da; binlerce kolları vardır. Bunları seni yakalamak, çekmek, aşağıya indirmek ve batırmak için kullanırlar.
Oysa biz artık orta düzeydeki insanların çağında yaşıyoruz. Orta düzeydeki insan sıkıcı, renksiz, aptal gibi görünür... Fakat ölümsüz tekdüzeliğine devam eder...hiç bıkmaz. Amipler her zaman kaplanlardan çok yaşar. Çünkü durmadan bölünür, yenilenirler. O ölümsüz tekdüzelikleriyle.
Trevanian
Sayfa 118 - E yayınları
Oyalanmak tehlikeli şeydir. Yasa çıkarılıp yasaklanmalı bence.
Trevanian
Sayfa 19 - E Yayınları
Doğruyu yabana atmayın, iyi kullanıldığında çok etkili bir silâhtır. Ama unutmayın ki silâhlar çok kullanılırlarsa yalama olurlar.
Trevanian
Sayfa 218
Hayatım alelade çizilmiş ama vakit yetmediği için ayrıntıları doldurulamamış bir resme benziyor.
..."Kalabalığın çıkardığı gürültü mantıksızdır ama, kulakları sağır edecek kadar güçlüdür. Beyinleri yoksa da, binlerce kolları vardır"...
Trevanian
Sayfa 117
İşten izin alıp eve geldiğim şu saatlerde ve bu sene 12. sefere okuyunca, "eh yazam artık şu incelemeyi" diye oturmuş bulunuyorum pc başına .. Daha önceleri çok kereler niyetlendim , çokta yazayım istedim ama bir garip kararsızlıktan dolayı hep öteledim bu incelemeyi .. Bir şeyleri kaçırıyorum hissiyatı çöreklendi hep içime .. Biliyorum bu incelemede de muhakkak birşeyler unutulacak ama milletin beynini yiyip , sürekli oku diye darladığım bir kitabın , sitede tarafımdan yazılmış bir incelemesinin olmaması da bir garip abesle iştigal vakasına kapı aralıyor.. Senin incelemen nasıl olmaz diye mesaj atan da pek çok kişi oldu .. Siz istediniz yazıyorum !! =))

Öncelikle , bu kitabı bir kez okumayınız .. Mümkünse bir seferden fazla okuyunuz .. Japon kültürüne aşina değilseniz ve tarihle alakanız yoksa , üzerine oturtulduğu çok önemli iki kavramdan mahsur kalmış olarak okuyacağınız bu kitap size klasik vurdu kırdı edebiyatı hissiyatı verecektir .. Lakin mevzu hiçte öyle değil .. Daha önceki incelemelerimde de belirttiğim gibi okuyacağınız eserin geçtiği dönemi , dönemin tarihi olaylarını bilmek elzem...

Bu bakımdan Şibumi muazzam ve kusursuz bir altyapı üzerine inşaa edilmiş bir kitap .. Çünkü konusu itibari ile hem 2. Dünya Savaşı öncesini ,hem de sonrasında gelen soğuk savaş yıllarına mütakip senelerde Amerikan Merkez Bankası' nın kontrolünü ele gecirmiş , dilediği zaman dolar basıp söz konusu ülkenin ve dolayısıyla tüm dünyanın ekonomik kaderini ,sahip oldukları diğer kaynaklar vasıtasıyla tayin edebilen Rockefeller ve Rothschild hanedanı kıvamındaki küresel tröstleri kitaba zerre bol veya dar gelmeyecek şekilde giydirmeyi başarmış.. Nanking katliamı olsun , olimpiyatlarda öldürülen İsrail asıllı yahudi atletler ve Filistin Kurtuluş örgütü olsun , japonyaya atılan atom bombası olsun romanda arka planda geçen olayların tümü gerçek.. Zaten yakın dünya tarihiyle kulaktan dolma da olsa alakası olanlar bunun zevkini kitabı okurken son raddesine kadar alıyorlar.. Bunun garantisini veriyorum size kafadan.. Yazarın Japonlar gibi son derece garip bir milleti böylesine ince eleyip sık dokuyup gözlemleyerek bize aktarması da ayrı bir cici opsiyon..Zaten gercekleşmiş tarihi olayların arasına yarattığı her biri birbirinden ilginç ve "altı dolu" karakteri japon felsefesi ile birbirine bağlaması yazarın hanesine + puanları ışık hızıyla yazdırıyor ..

Konuya gelecek olursak... Olaylar kahramanımız Nikolai Hel etrafında cereyan etmekte .. Dünya savaşı yıllarında Rusya' da son derece zengin bir aileye mensup olan annesi , dönem itibari ile ortamdaki ekonomik buhrandan ötürü ve hem kendisine hem de servetine musallat olan üst düzey bir rus subayından kaçarak Shangay'a ayak basıyor.. Beş parasız kalsa da güzelliği ve kültürel birikimi ile burda ayakta kalmayı başarıyor.. Kahramanımız Nikko işte bu genç ve güzel anne ile bir SS subayının oğlu olarak dünyaya geliyor ..Pek çok dil bilen ve dolayısıyla çoklu düşünce yetisine sahip olan , çocukluğundan itibaren muazzam bir özgüven ile büyüyen , Nanking Katliamı sırasında evlerine el koyan ve babasız büyümesinden ötürü ilerde kendisine bir baba figürü olarak seçeceği General Kishikawa' dan japon strateji oyunu GO' yu , japoncayı ve shibumi felsefesini öğrenen , ilerde Hoda Korosu sanatı ( çıplak elle adam öldürme ) , mağaracılık ve tırmanış gibi sporlara vakıf olacak ve bünyesinde doğuştan bulundurduğu "kısmi" astral seyahat ve mistik yeteneği ile birlikte yenilmez ve ilerde istemediği müddetçe fotoğrafı dahi çekilemeyecek olan Nikolai Hel! Senin anlayacağın kaba tabiri ile YOK EDİCİ bu abimiz .. Doğu ve batının BEST OF ' u !! Hani şu "karşına almak istemeyeceğin düşmanlardan" biri.. Öyle bir manyak ki, kitapta ANA ŞİRKET olarak geçen Rockefeller ve Rothschild tayfanın üstüne tek başına giden bir cengaver! Bu arada birkaç yorumda anti kahraman diye okuduysam da ben bu kanıda değilim .. Ben kendisine bir RONİN gözüyle bakmayı tercih edenlerdenim.. Ronin, eski Japonya ' da edo dönemi civarında hüküm sürmüş feodal lordlara bağlılık yemini etmiş ve bu derebeylere bağlı olarak katanasını (KILIÇ DEĞİL O ! KILIÇ DİYEN AĞZI TENEŞİRE GELESİCE =)) ) sallamış , lakin sonrasında ya efendisinin ölümü ile ya da itaatsizlik sonucunda başsız kalmış samuraylara verilmiş isim .. Şimdi kiminiz yahu arkadaş amma spoiler verdin diyecek olabilirsiniz .. İnanın burda bahsettiğim tüm olguların ve olayların kitap içerisinde apayrı bir örgüsü , her olayın apayrı bir öyküsü var .. Burda okumuş olmanız , okurken hayran olacak olmanıza engel teşkil etmeyecek ..Kitabı zaten eşsiz kılan şey bu .. Pek çok roman okudum polisiye , gerilim ya da macera olsun .. Şibumi 'yi bunların hiçbirinin arasına katamıyorum .. Sanırım bu biraz da kitaba entegre edilen japon felsefesi ve Şibumi olgusundan da kaynaklanıyor .. Keza Star Wars ' u da içinde bulundurduğu japon felsefesi ve kültüründen ötürü aynı şekilde kesinlikle bir bilimkurgu filmi olarak kategorize edenlerden değilim .. Bu bağlamda Star Wars ' taki Master Yoda ve Obi Wan Kenobi ' nin yanında yetişen ve sonrasında karanlık tarafa geçen Anakin Skywalker ' ın hikayesine de paralellikler var (TÜYLER DİKEN DİKEN !!! ).. Neyse SW damarından girersek bu inceleme hiç bitmez , sabahlara kadar yazarım .. Bir miktar Şibumi hakkında bilgi vereyim ve saatlerdir kıvranarak toparlamaya çalıştığım bu incelemeyi rayına oturtuyum istiyorum .. Daha önce Japon Yapmış kitabına yazdığım incelemede de (#20278297) bahsettiğim gibi japonlar cidden apayrı bir millet.. Yemyeşil bir vadiyi ikiye bölen bir ırmaktan geçerken , fotoğrafını çekecek onca şey varken ırmağın ortasındaki yosunlu bir taşın fotoğrafını çeken bir Japonu nasıl değerlendirirsiniz bilemiyorum .. Ama Şibumi işte budur .. Ölçülü güzellik .. Sizce hayatta hiçbir yeri olmayan kel alaka bir nesnenin dahi içerisinde barındırdığı ÜSTÜNLÜK.. Yapılan ,takınılan tavırlardaki ölçülülük ..

Gelelim kahramanımız Nikolai Hel ' in o meşhur Amerika ve Amerikan siyasetine olan düşmanlığına .. İlerde yolu Japonya ' ya düşecek olan ve hayatı bu ülkede kök salan , japonların arasında bir GAIJIN yani yabancı olarak görülmesine rağmen japon kültürüne aşık olan bu adamın hayallerini , yaşamını ve sevdiklerini attıkları atom bombası ile yokeden Amerika.. İstila sonrasında onu hapsedip yıllarca bir hücrede tutan , ondan durdurulamaz , yenilmez ve tespit edilemez bir tetikçi yaratan Amerika .. Ve sonrasında ona mecbur olup , eline düşen Amerika!! Anlatacak öyle çok şey var ki .. Keşke size spoiler vermeden bunları bir kerede zerk edebilsem .. Herkes alsın okusun istiyorum bu kitabı.. Cidden emsalsiz bir şaheser .. Japon kültürünü falan bir yana bıraktım , safi alınan intikamların görülen hesapların dahi RACONU yeter de artar bile .. Analar doğurmaz böyle aslan denir yaa .. İşte odur Nikolai Hel !!!

Bakın bir kaç küçük ayrıntı vereyim sizlere ..Muhtemelen kitabı okurken gözünüzden kaçacak ..

* Kitap 5 bölüme ayrılarak yazılmış ..Ve bu beş bölüm , go oyununda uygulanan stratejiler .. Kurulum , dizilim , oyalama ,kuşatma ve saldırı ile gelen son ölümcül darbe kıvamında tripler ..

*Kitapta Japonya' da savaşa alım sırasında duvarda asılı olan bir bildiride şu yazı var ( ki tüm 2. dünya savaşına katılmış ülkelerin propagandalarını - karşı propaganda afişlerini görmüş incelemiş biri olarak söylüyorum bunu : DOĞRUDUR! ) BAYRAK ALTINA ÇAĞIRILDIĞINIZ İÇİN SİZİ KUTLARIZ ! İşte MANYAK JAPON MİLLETİ , JAPON ONURU VE ASALETİ BUDUR !!! Siz bizi değil ; biz , Japonya olarak sizi seçtik..Biz Güneş' in ülkesiyiz.. Japon halkı olarak Güneş' in evlatlarıyız.. Görev istenilmez , VERİLİR! Bu yüzden o dönem , savaşa çağırılmadığından ötürü onurunu kurtarmak için seppuku (harakiri ) yapan japon gençlerinin haberleri ile doludur..

* Kiraz ağaçlarının altında yürürlerken Seppuku , yani onurunu kurtarmak için bağırsaklarını deşerek ölümü seçtiği anda Kishikawa' nın Nikko ' dan helallik aldığı bölüm nice yiğidoların gözüne yaş yürütür o kiraz ağaçlarının altında.. Yenilip esaret altına girmek değildir onu üzen , onurunu kıran .. Manasız bir savaşa girip insan canına kıymaktır onu yaralayan..OKUYUNUZ :

" Birçokları esaretin şerefsizliğindense , seppuku uygulamaya kararlı.Ben de o yolu seçmeye karar verdim.ŞEREFSİZLİKTEN KURTULMAK İÇİN DEĞİL.Çünkü bu hayvanca savaşa katılmış olmak beni SEPPUKUNUN TEMİZLEYEBİLECEĞİNDEN ÇOK FAZLA KİRLETTİ..Ama gene de ... intiharda temizlenme umudu yoksa bile , hiç değilse bir GURUR var.. ONURUNU KAYBETMİŞ BİR ASKER , sana koruyucu bir kalkan görevi yapamaz ...Kalmakla sana yardımcı olamayacağıma göre de.. gitmeye karar verdim.Beni anlayabileceğini umuyorum Nikko! Anlıyor musun ? Gitmeme izin veriyor musun? "

YANDI CİĞER !! AL BİR ŞİŞE "BÜYÜK"!! AÇ ARKAYA KAMURAN AKKOR 'DAN ELVEDA MEYHANECİ' Yİ..
https://www.youtube.com/watch?v=KO2IbbAxjK8

* Sayfa 108 ' den itibaren geçen muhabbetin kiraz ağaçları altında yapılmasında bir KASIT vardır .. Japonlar için Kiraz Ağacı kutsaldır .. Sakura ismiyle geçer.. Ama meyve vermeyen , sadece çiçek açan bir türüdür onların memleketindekiler .. Yeniden Doğuş ve ölümü simgelerler japon kültüründe... Dolayısıyla ölümü seçen General Kishikawa' nın söz konusu muhabbeti bu ağaçların altında yapmasının sebebi hayatında yaşayacak olduğu günlerine dikkat etmesini istemek ,yanındaki genç Nikolai ' ya son bir ders vermektir..Hayatın çok kısa olduğunu , insanın zaman denen olgunun karşısındaki acziyetini ona anlatmak istemesidir.. Haddini bilmektir kısacası .. Zira Sakuralar koskoca bir yılda epi topu sadece 9 - 10 gün çiçek açarlar ..

Son olarak "YA OKU YA ÖL" klasmanında kitaplardan biri bu ! Bir de John Wick' ten bir sahne paylaşayım da tam olsun =))

http://2.bp.blogspot.com/...WA/s1600/Shibumi.jpg

Eeee ne demiş Star Wars' tan Mace Windu abimiz :

Beautiful as a rose ...DEADLY AS A VIPER!!!

Ve ola ki birinci ve "sansürsüz" basımını bulursanız SAKIN KAÇIRMAYIN !! Şu da şurda dursun ŞEKLİMİZ OSSUN!!! =P

https://i.hizliresim.com/Az5ylr.jpg

https://i.hizliresim.com/5yMGbA.jpg
Şibumi öyle garip bir kitap ki zamanın kitapta kullanımı olarak "Her Şey Aydınlandı" romanına benziyor. Karakterler ve siyasi olayların düzenlenmesi olarak "Yüzyıllık Yalnızlık" ve "1984" gibi romanları hissettiğiniz yerler var. Fakat garip olan şu ki kitap bir film gibi. Yani kime sorsam ya da nerede görsem filminin çekilmediğine şaşırıyor. Ben kitapta bir "Old Man" filmi de gördüm. Lafı uzatmadan artı ve eksi yönlerine geçiyorum :

Artı yönleri :
- Romanda çok sayıda kültürle iç içe olabiliyorsunuz bunun içinde Amerikan kültüründen Japon kültürüne, Bask kültüründen Fransız kültürüne ya da Kosta Rika kültürüne kadar çok sayıda kültür bulunmakta. Bunun nedeni kitabın ana karakteri Nicholai Hel'in bu kültürlerin hepsinden birer parçası olması. Özellikle de Japon kültürüne ait "Go" oyunuyla beraber hayatını da buna göre düzenleyip hareketlerini buna göre belirleyebilmesi, algılarını buna göre geliştirebilmesi kitabın ana konularından biri.

- Kitabın adı aslında aşırı bilgelikten basitliği yakalamaya yönelim anlamı taşısa da kitabın vermek istediği mesajlar başka konularda ve çok fazla bulunuyor. Roman bilgilerden geçip basitliğe varmak dışında Amerikan kültürü eleştirisi, modernizmin getirdiği kahramanların klişe özelliklerine eleştiriler, CIA ve FBI gibi örgütlerin Arap kültürlerine bakış açıları, Rusların, Japonların, Amerikalıların, Çinlilerin birbirleriyle olan ilişkilerinde birbirlerine karşı bakış açıları gibi çok geniş bir yelpaze var. Yani esas konu dışında kendinizi bazen Pearl Harbor saldırısında da bulabiliyorsunuz Hiroşima'da da bulabiliyorsunuz. Ama dediğim gibi bunlar romanın konusuna o kadar ince serpiştirilmiş ki bu saldırılar salt siyaset olarak verilmemiş. Kitap daha çok bir Batı kültürü eleştirisi ve genel yargı olarak çoğu kitabın hep Batı'ya yönelmiş olması. Romanda çoğu zaman Doğu kültürü ve onun kenara atılan spiritüel özellikleri irdelenmiş.

- Artı yön olarak vermek doğru mu bilmiyorum fakat kitabın son baskılarında ilk baskılarında verilmiş olan Hel'in saldırı taktikleri konuları çıkartılmış. Bunun nedeni olarak bu kitabı okuyan insanların bu taktiklerden etkilenip de cinayetlere sebebiyet olmalarından dolayıymış. Bu kitabın bir yerinde dipnot olarak geçiyor.

- Romanın bende bıraktığı etki olarak uyuduktan sonra diğer günün hemen gelmesini istedim çünkü bu kadar interaktif bir karakteri okumak gerçekten çok zevkli. İçinde mağaracılık hobisi bulunan bir adamın meditasyon anılarından savaş zamanlarındaki düşüncelerine, Go oyununu hayatına yayışına kadar bir çok deneyimleme bulunuyor.

Eksi yönleri :
- Kitabın E Yayınları ile çıkan basımında ufak tefek de olsa imla hataları var. Okumanızı etkilemiyor.
- Romanın bazı yerlerinde abartıya kaçılmış gibi hissettim. Bunda Hel'in yakınlık duygusunun etkisi var. Bu duyguyu bir insana koyunca çevresindeki insanların nerede olduklarını ve nereye gitmek istediklerini anlayan bir adam haline dönüşmüş. Fakat aslında bunun nedeni Hel'in Allah vergisi dil öğrenme ve düşünme yetenekleri ayrıca Go oyununu düşündüğü sırada kendini çok başka yerlerde hissedebilmesinin de etkisi var.
BU İNCELEME KİTABI OKUMAMA VESİLE OLAN Tuco Herrera YA İTHAFTIR (SPOİLER OLABİLİR! )

Böylece Tuco soslu bir inceleme olacağını belirteyim :))

Yıl 2018 mevsime uydum
Sebep oldu Tuco bir kitap okudum
Şibumi defterine adımı yazdım
Nicholai Hel dünyaya hükümdar olmaz !

Şibumi. İtiraf etmeliyim, her ne kadar az okuyan biri olsam da bugüne kadar okuduğum en güzel 10 kitaptan biri oldu.

Şibumi felsefesi, yaşam tarzı, dünya algısı. Biz bunu Türk-İslam sentezine pekala “Hikmet” diye uyarlayabiliriz.

Her şeyden önce belirteyim ki “Zaman” kavramı bu kitaba çok güzel yedirilmiş. Hem neredeyse 40 yılı hem de birkaç günü ileri-geri sar dön anlat tekniğiyle çok güzel işlemiş.

Ne kadar anlatsak neresinden tutsak, Tuconun da dediği gibi mutlaka bir şeyler eksik kalacak, tekrar tekrar okunmaya müsait bir kitap.

Siyasi politik olarak bakarsak son yüzyıla ışık tutuyor, Başta Amerika (U.S.A) ve onun CIA ve türlü dolaplarını çok yerinde tespitlerle ortaya koyuyor. Bununla birlikte 2. Dünya Savaşı ve türlü devletlerin türlü tezgahlarını da. Bugün de önemini koruyan petrol paylaşım savaşları, OPEC denilen yerleşik para ve güç düzeni. Kitapta geçen Arap işbirlikçiliği ve diğer pek çok mesele. Burada Tucoya ve sizlere hatırlatmak istediğim önemli bir tarihi olay var, o da bu düzene kafa tutan belki de tek Suud kralı olan Faysal suikastı. Bu çok uzun bir mesele aslında önüyle arkasıyla, isteyen araştırsın diyerek sadece kısa bir Google alıntısıyla yetineyim,

“Suikasti gerçekleştiren kişi kralın yeğeni Faysal bin Musad’tı. Faysal bin Musad, Amerika’dan yeni gelmişti.”

Google demişken, kitapta çok önemli bir yer tutan “şişko” denilen bilgisayar ya da benzeri alet de bugünün internet düzenine ve özetle Google imparatorluğuna birebir uymaktadır.

Nicholai Hel , yani kahramanımız. Onu anlatmak için destan yazmak gerekiyor. Ne söylesek az gelecek. Kader ağlarını örerken, ülkeden ülkeye savrularak yaşayan , birkaç dile hakim, hem fizik hem metafizik bir karakter. Şibumi felsefesiyle hareket eden, GO denilen Japon oyunuyla çocukluğunda tanışmış ve bunu hayatına yön vermekte kullanmış, belki bir deli, belki bir dahi, belki bir mistik, belki bir canavar, belki bir centilmen, belki bir katil, belki bir Don Juan, belki bir Mecnun, belki bir Süperman, belki sıradan bir adam, belki bir “ her şey”.

Kitaptaki en önemli noktalardan biri de “Bask” kültürü. Okurken aklıma geçen sene Baskların durup dururken celallenip sonra da bir bakıma kıç üstü oturdukları siyasi süreç geldi. Acaba bu kitabı pek çoğu okuyup içlerine sindirmiş olsalar böyle mi hareket ederlerdi ya da böyle mi olurdu sonuç?

“İki kez onunla Şibumi kavramını bile tartıştım. Şibumiyi değil tabi. Güzelliğin niteliklerinden söz etmek bezirgan kafasına daha kolay gelir de, güzellik kavramından söz etmek zor gelir.” Sayfa 324

Bunu da okuyunca aklıma Dücane Cündioğlu'nun çok kullandığı bir sözü geldi,

“Güzel bulmak başka, güzel-i bulmak daha başka”

İşte Şibumi bir bakıma özetle, güzel bulmak değil, güzel-i bulmak, bulabilmek..

Nicholei Hel , hayatın ve şartların önünde sürüklenen bir adam, belki de az çok hepimiz gibi. Yeri gelince vicdan abidesi, yeri gelince soğukkanlı bir katil. Tabiri caizse hatun meraklısı da yani elinden kimler geçmedi ki :)))

Kitaptaki diğer pek çok karakter de birbirinden ilginç ve üzerinde durulası, onlara da girersek nasıl çıkarız bilmiyorum. Okusun herkes bu kitabı.

Japon kültürü de kuşkusuz kitabın temel yapı taşlarından, belki de birincisi.

Şibumi kavramının yanına, Aşk ve Benlik kavramlarını da eklesek kitaptaki bütünlükle hiç çelişmez diye düşünüyorum ve böylece bir başka kitaptan bir alıntı paylaşıyorum, Şibumi-Hikmet bağı demiştim ya hani, yine Doğu kültüründen ama bir bakıma Şibumideki gibi Doğu-Batı ilişkisini de anlatan Amak-ı Hayal’den , bu kitabı da önyargısız okumayı öneriyorum Tuco ve herkese.

“Adı 'Aşk' olan bu pehlivan bize yaklaştıkça nur perisinin elindeki küre parlaklık kazanmakta ve nur karanlığı gidermekteydi.Meydanın ortasına geldiği zaman küre tamamen aydınlanmış ve alem karanlıktan kurtulmuş idi.Meydanda file binmiş süvari 'Nefs-i Emmare' ile onun esiri ben bulunuyorduk.Aşk, ejderhasını bize doğru yöneltti.Çok zarif fakat laubali bir tavırla :
-Emmare! Bana da karşı duracak mısın, dedi.
Emmare eğilerek filden yere indi. Aşk'ın önünde diz çöktü.:
-Sen herkesin olduğu gibi,benim de efendim,velinimetimsin. Aczimi ilan ederek,işte sana secde ediyorum dedi.
Aşk beni serbest bıraktı. Gülerek:
-Haydi koca abdal Hikmet, git. Rahatına bak, dedi.”

Kitap pek çok kişinin dediği gibi gerçekten film olmaya çok müsait. Bunun bugüne kadar gerçekleşmemesi belki yazarın tercihi olabilir,2005te ölüyor, vasiyeti olabilir, telif meselesi olabilir,kendisi inziva hayatına çekilerek yaşamış uzunca bir süre.

Kitaptaki mağaracılık hobisi, Japon bahçesi merakı da apayrı ilgi çekici konulardan.

Kahramanımız Hel hayatın acımasız yönleriyle tanıştıkça bir bakıma kendi özünden uzaklaşıyor ama hep o çocuksu arayış devam ediyor. Zaten kaç yaşında olursa olsun hep 10-15 yaş genç bir görünüme sahip oluyor Hel. Böylece anlattıklarımın yanında yarım kalan pek çok şey olduğunu bilmekle beraber incelemeyi çok sevdiğim şair-yazar Sezai Karakoç’la noktalandırmak istiyorum.

“İnsanı çözersin, çözersin, çözersin ; çocuk çıkar.”

Şibumi, okunmalı…
Nihayet okuduuum! Evet bir çırpıda, zevkle, heyecanla okudum! Hayran kaldım!
Tuco Herrera ile her muhabbetimizin olmazsa olmaz konusuydu Şibumi. Okumadığımdan yakınırdım ve o da bana "çok beğeneceksin fazijiiiim" derdi :D Yine yanılmadı!
Bu kadar beğenilmesinin nedenini de anladım tabi ki okuyunca. İlk kez okuduğum bir tür olduğu için daha da ilgiyle araştırdım yazılanları.

Trevanian hakkında bilgiler edinmek için uzunca gezindim nette. Kullandığı takma isimlerini, hayatını okudum ve çok etkilendim. (Mutlaka Katya'nın Yazı da okuma listeme girecek yakın zamanda.)
Şibumi hakkında, Go hakkında birçok şey öğrendim. Go ve felsefe, Murphy'nin Go yasaları, Go terimleri ile ilgili araştırmalar yapmama neden oldu Şibumi.

Konuya girelim hemen;
Kitabın giriş cümlesi ile başlamalıyım çünkü beni benden aldı; "Bu kitapta adı geçen kişi ve kurumlar birer hayal ürünüdür; ancak kendileri bunun farkında bile değildir." Bu cümleyi okuyup neler hissedebileceğinizi düşünün!

Şibumi nedir kısaca bahsedeyim bilmeyenlere;
Olağan görünümlerin altında yatan gizli üstünlüklerdir. Yani bilgiden çok anlayış, kendini kanıtlamaya gerek duymayan alçakgönüllülük, ruhsal rahatlıktır. İnsan Şibumi'yi elde etmez, keşfeder. (Kitapta daha ayrıntılı bulacaksınız bu tanımları)
Şanghay'da doğup Kişikava adlı Japon bir general tarafından büyütülen, Go oyunu üstadı, yedi dil konuşan, çıplak elle öldürme tekniklerinde usta olan, mağaracı, terörist avcısı Nicholai Hel. Her konuda sakin, düşünerek hareket eden, hayatın her hamlesini hesaba katan bir karakter yaratmış Trevanian. Yaşadığı onca şey sonrası emekliye ayrılan Nicholai, Ana Şirket nedeniyle şatosundan ayrılıp onlarla savaşmaya karar verir. Ve sonrası muazzamdır! Münih Beşlisi, Kara Eylülcüler, öldürülen İsrail atletleri ve ve kan gölüne dönen bir havaalanı! (Tabi bunun öncesinde Nicholai'nin nasıl yetiştiğinden, aldığı eğitimlerden, hayatına giren kadınlardan, Go oyununa düşkünlüğünden, yakın algılama yeteneğinden bahsedilir olay akışı içinde.)

Nicholai ile diğer karakterlerin arasında geçen diyaloglarda birçok ders verici cümlenin altını çizdim. Hayretle onayladım okuduklarımı.
Öyle anlar geldi ki, okurken kendimi tutamadım ilerlemek istedim, hemen sonucu öğreneyim neler olduğunu bileyim istedim. Hatta Tucocuumu ipucu vermesi için darladım :D Ama hiç açık vermedi sinir :D (Buradan Tucocuuma sesleniyorum; önerilerinle yenileniyorum, öğreniyorum! Bidahaki kitapta spoiler vermen için bunları yazıyorum :D)

Her bölüm şahaneydi. Ancak çıplak elle öldürme teknikleri hakkında daha çok okumak istedim. Bir yerde çeviri notuyla karşılaştım ve denenmesini önlemek için ayrıntılı anlatılmayacağını okuyunca dünya başıma yıkıldı :D Ve yine Tucocuumdan, ilk baskıda bilgiler bulabileceğimi duydum; çok üzücü bir andı :D

Bu kadar yazdıktan sonra tabii Nicholai Hel hayranları arasına katılmış bulunuyorum!
Kısacası olağanüstü bir kitap okudum. Bitmesin, devam etsin istedim. 'Son' yazısını görmek istemedim. İyi ki okudum. Şiddetle tavsiyedir okumayanlara...
Muhteşem. Macera ve heyecanın hiç azalmadığı, düşündüren, Doğunun tüm geleneklerini kullandığı, ayrıntı dolu bir kitap yazmış Trevanian. Uzun bir Hollywood aksiyon filmi izlemiş gibi oluyorsunuz. Başlarda biraz tıkanmış gibi gelebilir ama ilerledikçe ağzınız hiç kapanmayacak.

Fazla spoiler vermeden başkarakter Nicholai Hel üstünden kitabın içeriğinden bahsetmek istiyorum. Nicholai Hel, Shanghai'da doğmuş melez bir insan. Birçok dil biliyor. İkinci Dünya Savaşını çocukluğunda bizzat yaşamıştır. Japon bir generalin yanında büyümüş ve sonra bir Go oyunu ustasının yanında yaşamış. Mağaralara özel bir ilgisi var. Amerikan düşmanı. Herkes adına kiralık katil avcılığı yapabiliyor. Sağlam bir karakteri var. Karakterini Doğunun mistisizmine ve şibumiye borçlu. Hel ile karakterinin oluşturan mistisizme ve şibumiye biraz bakmakta fayda var:

Mistisizm, sezgi veya içe bakış yoluyla Tanrıyla özdeşleme veya yeni bir idrak(kavrayış) düzeyine varma anlamına geliyor. Bana göre de Tasavvuf vahdet-i vûcud inancının değiştirilmiş gavurcası. Hel'in: "...ben orda olduğum gibi, burdayım da...uzaklaşıyorum ama gitmiyorum...orada görebilen tek şey benim. Hepinizin adına ben görüyorum..."(syf. 94) sözlerinden bunu anlamak biraz daha kolay. Hel ruhunu mistik yolculuklarla dinlendirip, konsantre olabiliyor. Mistisizmden aldığı yakınlık algılamasıyla, kendinden uzakta olan şeylerin titreşimini hissedebiliyor ve ona göre hareket ediyor.

Şibumi, Japon hayat felsefesi. Sıradan, olağan görünümlerin altında yatan gizli üstünlükler olarak tanımlanıyor. Anlatamayacak kadar basit görünen, hakimiyet peşinde olmayan otorite veya kendini kanıtlama gereği duymadan alçakgönüllü olmak gibi ya da sehl-i mümteni sanatını hayata yansıtmak gibi. Hel, şibumiyi teslimiyet için kullananların aksine rakipleri karşısında bir kuvvet olarak kullanmış.

Go oyun ustasının yanında yaşadığından bahsetmiştim. Ustası Go'yu gerçek hayat olarak görüyordu, yaşadığımız hayatı da oyunun bir yansıması. Bundan da hayat bir oyundur, sonucunu çıkarmak abez kaçmaz herhalde. Hel de ustasına uyarak Go dilini hayat diline uyarlıyor.

Hel'in mağara tutkusu insanın içindeki karanlığın cesaretle, kararlılıkla, mücadeleyle ve kurnazlılıkla aydınlatmasının simgesi. İçimizde bir mağara olduğunu biliyorsak buna şaşmamak gerek.

Beni en çok etkileyen ve ayrıntıya girmediği için biraz da heyecanımı perçinleyen Hel'in Çıplak Elle Öldürme Teknikleri idi. Basit araçlarla kağıt, pipet vs. bu tekniği uygulaması ilginçti. Daha önceki kitaplarında değişik tekniklerinden yararlananlar olduğu için bu kitabında ayrıntıya girmemesi, insanların iyiliği için tedbir olmuş.

Kısaca muhteşem bir kitap. Keyifli okumalar.
Evet..
Geldik mi başlayan her şey biter diyen adamın haklı olduğunu anladığımız o kıvama. Şuan elinden oyuncağı alınan bir çocuk kadar üzgünüm çok samimi bir itiraf bu,Nicholai Hell artık hayatımda yok. Oysa koskoca bir serüveni birlikte sırtladık günlerdir kâh gülerek, kâh üzülerek. İnternette ki bir kaç yorumda Nikko hakkında mekanik ve duygusuz olduğu yönünde yorumlar gördüm kalbim kırıldı. Nicholai Hell benim için zirvede bir adam, hani "abi aşmışş bu adam yaaa!" deriz ya o misal.

Rodney William Whitaker ya da Trevanian (sanırım kendisi bu isimden daha fazla hoşlanıyordu) tam bir kurgu üstadı. Olaylar iki farklı zamanda gelişip sonlara doğru kesişip okuru bir telaş halinde son sürat okumaya teşvik ediyor. Vakit bulamayıp her okuyamadığım gün için vicdan azabı hissettiğimi söylemeden edemeyeceğim.

Yazarın özellikle Bask ve Japon kültürünü işleyişi daha çok ruhsal olgulardan ,sezgilerden oluşan bölümleri uzun uzadıya anlatımı gerçekten epey etkileyici.

Ayrıca filmi yapılan kitaplar arasına da girmiş bulunuyor ama ben kitapta ki etkiyi yaratamayacağını düşündüğüm için izlemeyeceğim, çünkü Nikko kafamda en sevdiğim karakter Çalıkuşu/Feride ile aynı kulvarda şu sıralar.

Velhasıl kelam şahane bir roman, bir serüven, bir hengame, ruhsal bir yolculuktu keşke bitmeseydi bile dedim ama her şey dilediğimiz gibi olsa kıymeti olmazdı :) herkese şimdiden iyi okumalar arkadaşlar.
KENAN İMİRZALIOĞLU MU POLAT ALEMDAR MI NİCHOLAİ HEL Mİ?

Fonda “Görevimiz Tehlike” jenerik müziğimiz olsun, önde matrix pardesülü ve siyah rayban gözlüklü, ağır abi duruşlu kiralık katilimiz: Nicholai Hel...
-Jeneriği arada “Ceza” nın “Fark Var” ı ile değiştirin lütfen-
Siyah giyinen adamımız , ajanımız,
esas oğlanımıza mekan seçelim desem ?.... Sizi yormayayım seçeyim ben :))) : Japonya, Kajikawa’da sakura vakti ve bu gizemli kiralık katilimiz kiraz ağaçları pembe yapraklarını dökerken, pembe bir halıya benzeyen kiraz bahçesinde yürümekte. ( İster inanın ister inanmayın ama konsept böyle)
Bu yolda sevgilisiyle yürüyüş yapması daha romantik olurdu lakin kader ağlarını örerken ona biraz şiddet ve yalnızlığı rezerveyi uygun bulmuş. :))))( Ama ne güzel olurdu, kiraz ağaçları, pembe çiçekler, fonda Love stroy yerine ... anladınız onu :)))))
O biiirrrr madeni sesli Amerikalı düşmanı...
O biiiirrrr yeşil gözlü Japon...
O biiiirrrr “Go”ustası....
O biiiirrrr Japon milliyetçisi...
O biiiirrrr Sovyet ajanı...
O biiiirrr terörist avcısı...
O biiiirrrr şibumi yolcusu - (şibumi:sıradan , olağan görünümlerin altında yatan gizli üstünlükleri anlatır. Şöyle düşün: O kadar doğru bir söz ki cesaretle söylenmesine gerek yok....O kadar dokunaklı bir olay ki güzel olmasına gerek yok. Şibumi demek, bilgiden çok anlayış demek. İfade dolu bir sessizlik demek. Kendini kanıtlama gereği duymayan bir alçakgönüllülük demek. ..)
Ondan nefret etmeyin, o bizim Kenan İmirzalıoğlu’muz...( İsteyen Polat Alemdar olarak imgeleyebilir :)))
( Polat’ın silahı ateşli ve patlamalıdır, tek kurşunla 5 kişiyi öldürür, bizim esas oğlanımızın cinayet işlediği silahları ise şunlardır: bir adet cep tarağı, kamış, katlanmış kağıt, kapı anahtarı ve ampül ...
Çünkü bir sırtlan ve bir çakal kadar masum Amerikalıların hakkından gelecek kişimiz Nicco olduğuna göre ağır silah şart!
Nicholai ile Polat arasındaki fark Go ile Batı satrancı arasındaki fark kadar miniktir; felsefe ile muhasebe defteri tutmak gibi ...
Katil kime denir?
Bizim Nicholai mi yoksa “ havayı ve suyu kirleten, soyan, sömüren kuruluşlar hesabına çalışan insanlara mı?
Okuduktan sonra, “her katil kötü müdür?” diye sorarlar insana...

Dipnot: “Her yaralı ruhun metruk arka bahçesinde,işlenir her gün böyle ufak tefek cinayetler.”
Benim metruk arka bahçeye kaktüs koydum, bana da ancak bu yakışırdı.. :)))
Sibumi
#Net Spoiler içerir
BAKTIN TOPARLANMIYOR bodozlama YAZ KURTUL :)
"Ne yazarsan yaz kitabı okumadan anlaşılmayacak nasıl olsa ...
"Sibumi'ye "aşk " ile degil (Duygusallık seni öldürür " unutma :)))
şiirsel matematikle " bakacağız :) bu yüzden kızlar Hel'i unutun :)

"Sibumi bana ne dedi ?
Beynimizin kurulmuş motor niteliğine yeni kitaplarla yükleme yapmazsak ..
Düşünme hızımız giderek artacak ve kendi kendini yakacak mı?
(Kafamızdaki başıboş düşüncelerden kaçmak için mi çok fazla kitap okuyoruz? )

Kitap bize ne öğretir ..

Şematik olarak düşünmek, boşluğun içindeki sonsuz ihtimalleri kendine özgü matematik ve şiiri birleştirerek kullanamak ..
"Akıl ve ruh " bütünlüğü sağla ..problemi çöz ..hamleni yap ve yola devam et.

Soyut şeyleri (fark et )sevgi duy ,günlük teferuattan uzaklaş. .

"Sibumi " nin kalbi şu cümlede çarpar

"Ifade dolu bir sessizlik "

ışte burda ermiş olabilirim :) sıradan görünenin içindekini görmek ,gizli üstünlüğü keşfetmek , kendini kanıtlamak gereğini duymamak
Ruhsal rahatlığa erişmek ama pasifize olmamak ..hakimiyet peşinde olmayan bir OTORİTE. .. dostuna da düşmanına da yakın bir GÖLGE .. mükemmel değilmi ?bence öyle ...

FUSEKI / kitap size nerede açıldı ?
Ilk yarıda kitabın tümü açıktı ..
SABAKI/köşeye sıkışıp ondan kurtulmak istediniz mi ?
Hayır gerek görmedim
SEKİ/ eşitlik ve serbestlige nasıl ulaştınız
Kiraz ağaçlarının altında gezebildigim zaman
UTTEGAE /Risk aldığın yerler ?
Hemen hemen hepimiz "sansürlü " okuduğumuz için risk alamadık maalesef
SHICHO/SALDIRI
"Babamla olan zaafimdan vuruldum
TSURU NO SUGOMORI herkes kendi cephesine çekilirken ...inceleme yazmadan veda etmek olmazdı ... bu son noktadır
Sabakiyi en çok burda hissettim cünkü yazmak istediğim o kadar çok şey vardı ki "güçlü ve esnek bir manevra " yapmam mümkün değildi :)))

"Trevanian kimdir?
Ana şirket ,CIA, OPEK ,Münih olimpiyatları Israil ,Amerika,Araplar,ikinci dünya savaşı, fosfor bombası,atom bombası ,Pearl Harbor,Japon/Rus savaşı ,bask bölgesi ve dilleri bunların hepsini ayrı dosyaladım"

Kitap ilk yarıda beni benden almıştır ..ikinci yarıda ise daha ziyade "Auction" ritmine girdiği için okuma hızınız yükselir ..yani Serbest düşüşe geçersiniz "düşünme _eyleme katıl der ...

"Yukarıdan aşağıya parmağıyla okuyan dikkat çeken kelimelerde sağa doğru ilerleyen , fiziksel ve duygusal kargaşadan nefret eden üstüne üstelik bir kaç yerde beni güldülebilen "kötü adam " DİAMOND'u
sevdim ... :))

Hel ise insanlar arasındaki eşitlik sacmaliğini yok etmek için doğmuş ,altı dilde konuşan ,beş dilde düşünen
Ismi en sevdiğim olan (Nicholai,Nokoli,Nikola daha da rus kültürüne gidersek Grişa'ya kadar gider )
Annesi Rus (kominist zannedilen bir Attillacı :) babası bildiniz üzre Nazi (kanıtlı değil ) "göz rengi olarak icad edilmemiş bir antik cam yeşili " bakışlı olarak aklımda kalacak olan ADAM :)

Kitabı okuma serüvenime gelince neden 112 gün ve aslında 2 gün ve neden SIbumi ...
Öncelikle ilk adam olan sevgili sahafim Mustafa hocamın "Sen hâlâ bu kitabı okumadığın için eşitlenemeyiz " bakışı ki dünyanın en şeker adamıdır normalde

Ikinci adam olarak tabiiki "sabah da darlarım" tehditleri ve beynimin içinde yankılanan ilahi "Okuuuuu" bestesini sahibi "sevgili Tuco Herrera " ona şu sebeple ayrı bir teşekkür etmek isterim ki 112 gün önce ilk seksen sayfayı okuyup kenara koyduğum kitabı ısrarla "baştan başlaaaaa " dediği için :) böylece baştan başlayıp bambaşka bir bakış açısıyla okuyup bitirdim inceledim :) sağ olsunlar var olsunlar ..

Daha yazacak çok şey var ama bitirmek zorundayım :))
Dip not olarak ..
Eğer yeni bir dil öğrenmek isteseydim bu kesinlikle "Mandarin'ce dir ..
Ve bir Haize_ Hegoa olduğum için Tanrıya sonsuz şükran :)))

Iyi ki varım :)))
Tek kelimeyle efsane bir kitap.Şuan başucu kitabım oldu.Kitabın nasıl bittiğine de inanamıyorum.Hikayesi oldukça çekici,bağlantılara diyecek hiçbir şeyim yok.Yazar Hel harakterini çok sağlam temellere oturtmuş.Okurken sanki film izler gibi hissettim kendimi.İkinci dünya savaşı,Hel'in hikayesi,Amerikan oyunları,İsrail-Filistin çatışması,terör faaliyetleri vb. her konuya el atmış bir kitap.Bu kadar bağlantıyı yazar nasıl başarmış bilmiyorum.Bazı konular gerçek hayattan alınmış.Tabiki de her kitap dört dörtlük değil tek eleştirim mağara bölümü.O bölüm biraz fazla anlatılmış.Hikayeden koparıyor okuyucuyu.Yazar o bölümde bildiklerini aktarmak istemiş ama uzun tutunca sıkılıyorsunuz.Okumak isteyen arkadaşlara şiddetle tavsiye ederim.Hiçbir kitaba on vermemiştim.En fazla dokuz vermiştim ama bu kitap hakediyor.
"Daha çok, bilgilerden geçip basitliğe varmak gerek."

BU BİR İNCELEMEDEN ZİYADE YOL GÖSTERME KILAVUZUDUR!

Evet, sonunda kitabı bitirdim. Şibumi gibi akıcı kitap için 15 günlük okuma sürem olması tamamen benim tembelliğimden. Sizleri yanıltmasın.

Öncelikle bu kitabı okumaya çok büyük beklenti ile başladım ve kitabı okurken de beklentilerimin çoğunu karşıladım. Yazarın ise bambaşka bir hikayesinin olması, kitaba olan ilgimin ve sonundaki etkisinin artmasına neden oldu. Buyrun buradan daha ayrıntılı okuyabilirsiniz:
https://listelist.com/trevanian-kimdir/

Sonrasında ise inceleme yazmak için duygu ve düşüncelerimi tam olarak toplayamamam sebebiyle okuduğum ve çok beğendiğim birkaç incelemeyi sizlerle paylaşmak istiyorum.
http://egoistokur.com/...nde-olmayan-otorite/
#13521524
#29699143

Son olarak ise kitabı okurken de araştırıp, tesadüfen karşıma çıkan, kitapta ismi geçen ve ana karakterin de oynadığı Go oyununu oynamaya programlanmış yapay zeka ile Dünya Go şampiyonunun karşılaşmalarını konu edinen ama aynı zamanda bize oyunun mantalitesini, felsefesini, insanlar için önemini ve gelişen dünyamızı da anlatan şu şahane belgeseli de eklemek isterim.
http://www.filmifullizle.org/...ltyazili-izle.html/2

Herkese iyi seyirler ve keyifli okumalar. Kitapla kalın. :)

Yazarın biyografisi

Adı:
Trevanian
Tam adı:
Rodney William Whitaker, Nicholas Seare
Unvan:
Amerikalı Yazar
Doğum:
Granville, New York, Amerika Birleşik Devletleri, 12 Haziran 1931
Ölüm:
İngiltere, 14 Aralık 2005
Rodney William Whitaker, (doğum 12 Haziran 1931, New York - ölüm 14 Aralık 2005 İngiltere) ABD'li yazar. Romanlarında genellikle Trevanian takma adını kullandığı için bu isimle tanınır.

14 Aralık 2005'te 74 yaşında hayata veda etti. İngiltere'nin batısında adı açıklanmayan bir kronik akciğer hastalığı tedavisi gören Whitaker, 15 Aralık'ta toprağa verildi. Vasiyetine uygun olarak mezarının yeri açıklanmadı.

"Trevanian" adıyla yazdığı casusluk ve macera romanlarıyla ünlenen Rod Whitaker, kendi adının dışında, "Nicholas Seare" ve "Benat LeCagot" gibi birçok takma isimle değişik konularda eserler yayımladı.

Katya'nın Yazı, Şibumi, Hesaplaşma, Yirminci Mil Türkçe'ye çevrilen ve en bilinen kitapları. Kitapları dünyada milyonlarca basılan Whitaker, yaşamı süresince hiç ortaya çıkmayarak kendisini gizledi. 

Şibumi (Shibumi) adlı macera romanı dünyada satış rekorları kırmıştır(Şibumi). Yazarın Yayımlanmış 10 kadar romanı 5 milyonun üzerinde satış yapmıştır. Türkçe'ye İnfazcı adıyla çevrilen ilk romanı The Eiger Sanction, ünlü oyuncu / yönetmen Clint Eastwood tarafından sinemaya kazandırılmış ve çok başarılı performans sergilemiştir.

Yazar istatistikleri

  • 119 okur beğendi.
  • 1.704 okur okudu.
  • 28 okur okuyor.
  • 1.101 okur okuyacak.
  • 34 okur yarım bıraktı.

Yazarın sıralamaları