Puan vermedi·576 syf.····Okunma: 16 Şubat 2023 15:19 Yoruma başlamadan önce şuraya küçük bir not bırakıyorum; hastalıklı size zarar veren ilişkilerden lütfen uzak durun. Kaçın arkanıza bakmadan kaçın. 'Seviyorum' mavalları okumayın.
En küçük bir zararın ardı kesilmez devam eder. Verdiğiniz her taviz veya uzaklaşamama durumu, sizi karşı cinse çeken her ne ise, değerli ve biricik hayatınızı hiç yapar, yok eder. Nancy'nin kitapta yaşadığını bizzat hayatımızda da görüyoruz. Her kitaptan bir ders çıkarırım bu kitapta ise Nancy yoluyla büyük bir ders çıkardım.
...
Şimdi kitap hakkındaki görüşüme geçebilirim.
Özetle bizim Oliver Twist yoksullar evinde dünyaya geliyor, daha sonra fazla yemek istediği için bir mezarcının yanında çalışmaya başlıyor. Orada da Noah denilen zorba bir çocuk karşısına çıkıyor ve daha fazla dayanamayıp Londra'ya kaçıyor. Çile bitti mi? Tabi bitmedi. Oliver'ciğimiz orada da Yahudi Fagin'in eline düşer ve hırsızlık yapmaya zorlanır. Tabi bu sırada arkasında bıraktığı -Noah, Mr. Bumble- gibi insanlar da Oliver'e rahat vermeyeceklerdir.
Sonrasında da işler hiç tahmin edemeyeceğimiz bir olay örgüsüne devrilir gider.
Bu kitap bana hediye olarak gelmişti. Neredeyse bir buçuk sene olacak ama ben yeni okuma fırsatına eriştim. ilk başta ben Tom Sawyer hissi almıştım Oliver'den. Yaramaz, şımarık, yerinde durmayan falan filan. Ama kitap tam aksini gösterdi bana.
Yerden yere vurulan, dayaktan dayağa geçen, fakir ve gerçekten çok fakir... annesini doğumu esnasında kaybeden biridir Oliver. Bu çocuk ruhu bunca acıyı kaldırmakta zorlanırken birde çocuk fiziksel şiddete maruz kalıyor. Çıldıracak gibiydim kitabın ilk sayfalarını okurken açıkçası. Tam diyorum Oliver bu sefer kurtulacak ama hayır daha beteri çıkıp geliyor. Beterinde beteri var yani kitapta.
MR. Dickens ilk kitabı olan İki Şehrin Hikayesinde Fransız İhtilalinin en kanlı görselini gözlerimizin önüne sererken ikinci kitabı Oliver Twist'e ise yoksulların hor görülüşünü, üst tabakanın ise her şeyi hazır nazır biçimde elde etmesi, toplumun o barbarlığı, acımasızlığı bana kalırsa eserin başlı başına konusu. Daha gülünç olanı da üst tabaka her şeyi elde ederken, hiç bir şey elde edemeyen alt tabakaya şükret demeleriydi. Zaten değişmeyen bir kural vardır; üst tabaka şükredemediği için yoksullar hep şükredecektir. Evet bir taraf hayvan gibi yerken, bir taraf soğukta sokağın ortasında ölür, köpeklerin bile yemediği eti küçük çocuğa layık gören bir topluluğu kendi döneminin acımasızlığını korkusuzca anlatıyor Charles.
Mesela o dönemde baca temizleme diye bir meslek var. Küçük çocuklar bacalara sokuluyor ve bu meslek çocuklar için ölümcül bir meslek. Çünkü boğularak ölüyorlar. Anlamadığım bu mesleğe nasıl izin veriyorlar. Gerçi saray tabakası yesin içsin yatsın, alt tabaka ise ne hali varsa görsün! İngiltere'de geçmektedir, 1838 de kitap yayınlanmış o sıralarda İngiltere'nin başında Kraliçe Victoria vardır. Yazılma aşamasında ise Kral IV. William var. Aslında dönemin yöneticilerine bakılırsa kitapta yazılanlara pek de şaşırmamak lazım! Batı medeniyeti dedikleri medeniyete bakın hele. Kitapta insanların sığ düşüncelerini, ağzım açık okudum. Hele Nancy gibi kadınlara o dönemin bakış açısı beni baya bir ürküttü. Gerçekten o dönemde kadın olarak yaşayacaksan hiç yaşama daha iyi.
Kitapta iğneleyici cümleler fazlaca mevcut, hele bir anlayınca o cümleleri hayran kalıyorum MR. Dickens'e.
Mr. Bumble diye dehşet şekilde iğrenç bir karakter de var kitabın içinde. Yoksulların ahlaksızlığından, günahlarından yakınırken, bundan hemen önce çok geçmeden Müdire hanımla fingirdeşmesi ayrı bir olay. Bir Yazman SÖZDE İFFETLİ bir kadınla fingirdeşebilir, ama bunu yoksul birisi yaptığında bu ceza gerektirilmesi gereken bir olaymış gibi yakına yakına anlatır. Mr. Dickens bu olayı o kadar güzel bir şekilde anlatıyor ki, bir kez daha anlıyoruz namus bekçiliği yapanların en namussuz olduğunu.. Kitapta kötülerin içinde en ufak bir iyilik yok. Bunun en başında bu yazman bozuntusu Bumble gelir, onun ardından Fagin, Sikes, Monks ve onların ayak takımı gelir.
Nancy, benim gözümde ne çok iyi ne çok kötü, onunkisi hastalıklı bir aşktan başka bir şey değil. Bu yüzden Nancy öyle çok iyi biri diyerek göklere çıkarmayacağım, ne kadar Oliver'i korumuş olsa da onu o manyakların arasına tekrar sokan da oydu.
Fagin tam bir Yahudi, Yahudi kanını çok iyi taşımış, kurnaz ve paraya tapan, çıkarcı birisi olarak karşımıza çıkar. Yazar bile yahudileri çözmüş :)
Kötülerin olduğu yerde mutlaka iyiler de bulunur bunun başında Miss Rose, Mrs. Maylie, Mr. Brownlow... Bu üçlünün ve yandaşları sayesinde kötüler hak ettiği cezayı alır ve iyiler hak ettikleri mutluluğa kavuşurlar.
Benim favori karakterim aşk adamı MR. Harry oldu, sevdiği kız için vazgeçmemesi, kızla bir yuva kurmak için her şeyi bir tarafa bırakıp, soylu geçinen insanlara sırtını dönüp bir kilisede din adamı olması... mükemmel bir karaktersin Harry.
Klasik bir son diyebiliriz buna. İki Şehrin Hikayesi gibi sonunda sizi şaşırtmaz. Biliriz sonunun nasıl biteceğini.
Benim için güzel bir deneyim ve ders çıkarabileceğim bir eser.