Deneysel ya da teorik bilimle uğraşmayan, onun inceliklerini anlayacak eğitime sahip olmayan, fakat ihtişamını sezmek veya en azından kokusunu almak isteyen benim gibiler için büyük bir hizmette bulunmuş Prof. Kerem Cankoçak. Doğa bilimlerinin pek çok temel kavram ve uğraşlarını sorup cevapladığı bir röportaj yapmış kendisiyle. Olabilecek en basit şekle soktuğu cevaplarının tümüyle anlaşılabilir olduğu söylenemez. Bunun kabahatini Sayın Profesör’e değil, ancak çok özel insanların akıl erdirebileceği “bilim”e yüklememiz gerek.
Gerçekten de doğa bilimlerinin “üretici”lerinden olmak her babayiğidin harcı değil. Bu bir yana, onun yalnızca nasıl işlediğini kafamızda açık bir şekilde canlandırabilmek bile çok zor. Bu zor işi, ucundan kıyısından bile, hiçbir zaman yapamayacak olduğunu bilen birisi olarak, bu tür kitapları yalnızca kapkaranlık zihnimde birkaç tane cılız mum yansın, bilim hakkında konuşurken duyduğum haddini aşmak korkusu daha da artsın diye okuyorum.
Bu çerçeveyi çizdikten sonra, kitabın aklımda yakıp söndürdüğü belirsiz ışıklardan yakalayabildiklerimi paylaşmak isterim (Peter Whitfield’ın “Batı Biliminde Dönüm Noktaları” isimli kitabı için yazdığım inceleme yazısı için bkz. #186699809)
1- Görmesek de, tutamasak da, her şeyin temelinde madde vardır. Adına “ruh”, “düşünce”, “akıl”, “bilgi”, hatta “ahlâk” dediğimiz kavramlar da aslında birer maddedirler, fizikî temelleri vardır. Yani Pierre-Simon Laplace’ın Napoleon’a söylediği gibi, herhangi bir olayı açıklamak için ruhanî, mistik, üç harfliler, vb. türden varsayımlara ihtiyaç duymuyoruz. Bilimin “henüz” tamamen açıklayamadığı, yanlış açıkladığı veya hiçbir zaman açıklayamayacağı şeyler olsa da, o türden varsayımlara yine de ihtiyaç duymuyoruz.
2- Hiçbir bilimsel kuram mutlak ve her şeyi açıklar nitelikte değildir. Yine de bu, o kuramı tamamen geçersiz kılmaz. Bazı konularda geçersizliği gösterilen bir teori, diğer bazı konularda geçerli olmayı sürdürebilir (Örnek: Newton ve Einstein’ın kuramları).
3- Yalnızca bilmek için değil, bilememek, bilememekle başaçıkabilmek için de bilime ihtiyacımız var.
4- Canlı yaşam kendiliğinden ortaya çıkabilir. Kulağa garip geliyor ama, kuantum alanındaki araştırmalar bunun mümkün olduğunu gösteriyor.
5- Evren, tamamen rastlantısaldır. Bu, bazı belirlenimci durumların var olmadığı anlamına gelmez.
6- Toplum yasalarını, maddenin yasalarına indirgeyemeyiz. Einstein “Kütleçekim, insanların âşık olmasından sorumlu değildir,” demiş. Fakat doğa bilimleri, toplum bilimlerini açıklayabilir. Diğer taraftan, Herbert Spencer’ın “Sosyal Darwinizm” adı verilen fikirlerinden, Charles Darwin ve onun evrim teorisi mesul değildir.
7- Doğa bilimleri çok yavaş gelişiyor. Zannettiğimizden çok daha yavaş. Çünkü epey zorlu bir uğraş.
8- Bir teorinin tartışmalı bir teori olması, onun bilimsel olmadığı anlamına gelmez. Hiçbir bilimsel teori yoktur ki tartışmalı olmasın.
9- Bilimin gerçekliğini tartışmaya açan postmodern yaklaşımlar, tembellikten ibarettir. Çünkü postmodernizm kolay, basit ve kestirme, bilim ise çok zordur. Örneğin görecilik yanlılarının pek sevdiği Paul Feyerabend, bilimin sabit ve evrensel kurallarla yapılabileceği ve yapılması gerektiği fikrine karşı çıkmakta haklıdır; ancak bu eleştiriyi radikalleştirmiş ve yanlış çıkarımlarda bulunmuştur. Bilimi ve onun yöntemlerini eleştirmek başka, bilimi yok saymak, hiçe indirgemek başkadır.
10- Bilimsel yöntemi bir reçete hâline getiremiyoruz. Bilimsel yöntem ayrıntılarıyla tanımlanamıyor da. Bir durumda işe yarayan bilimsel bir yöntem, başka bir durumda geçersiz kalabiliyor. Üzerinde az çok uzlaşılabilecek kaba bir tanım ise, bilimsel yöntemin “kanıta dayalı bir akıl yürütme” olduğudur. Diğer yandan, örneğin Çoklu Evrenler veya Kaotik Şişme kuramları da şimdilik “bilimsel” birer spekülasyondur. Adı geçen bu kuramlar bilimseldir, çünkü diğer fizik yasalarıyla çelişmez ve kendi içinde tutarlıdırlar. Ama doğru olup olmadıkları henüz bilinmiyor.
11- Her şeyin bir nedeni olmak zorunda mı? Bilim, böyle bir zorunluluk olmadığını söylüyor.
12- “Pozitivist” kelimesini çok yanlış kullanıyoruz. Einstein’ın “Görelilik Teorisi”ni de öyle. Aslında doğa bilimlerinin kavramlarını günlük dile aktarırken, hemen her zaman vahim yanlışlar yapıyoruz.
13- Yılmadan, utanmadan söylemek lâzım: Bilginin ve bilmenin en ciddiye alınabilir hâlidir bilim.
14- Doğa biliminin insanları, ara sıra haksız çıkabilen peygamberlerdir.