Rahat ettiği yoldan ayrılıp tutkusunun peşinden gitmeye karar veren tatlı bir kadının hikâyesiydi bu kitap.
İspanyol Aşk Aldatmacası'nı okuyalı uzun süre oldu ama kitabı severek okumuştum. O nedenle bu sefer Lina'nın arkadaşı Rosie'nin hikayesini merakla bekledim.
Kitap romantik anlamda değerlendirilecek olursa kesinlikle alıştığımız özelliklerle dolu; aynı ev, tek yatak, 'bana aşık olma ama bir şey deneyeceğim', çok yakışıklı bir bey, kendinden emin olmayan bir hanım vs.
Her şey tahmin edilebilir ilerledi. O nedenle pek heyecanlı değildi maalesef. Ama bunu elimdeki kitapla sınırlamıyorum. Sanırım artık bu duruma alışmam gerekecek çünkü yeni bir konu ve beni şaşırtma ihtimali olan kitaplar sınırlı sayıda.
Ben de konunun sıradanlığını bir kenara bırakarak yazım tarzına ve işleyişe odaklanmak istiyorum. Elena Armas'ın karakterleri çok renkli ve eğlenceli, ona şüphe yok.
Lina'nın vahşi arkadaşlığına çok güldüm. Özellikle Rosie'ye yeni birileriyle çıkmasını söylerken inanılmazdı.
"Ama karşına yine bir hıyar çıkarsa Aaron'ın arabasını ödünç alırız ve o pisliği kırmızıda geçtiğine pişman ederiz."
Tatlısın Lina ♡
Gelelim asıl karakterlerimize Rosie mühendislik işinden yazar olma tutkusu için istifa etmiş. Ve bu sürede yeni kitap yazması gerekiyor. Ne var ki aradan altı ay geçmesine rağmen tek kelime yazmış değil!
Dolayısıyla kendinden şüphe ediyor ve işinden ayrılmasının kötü bir karar olup olmadığını sorguluyor. Bütün bunları düşünürken birden apartmanın tavanı çöküyor. Eh, bu durumda bir yerde kalması gerekecek ve bunu da balayına gitmiş, evi boşta olan yakın arkadaşının evine gitmekle çözüyor.
Hesaba katmadığı şey gecenin bir vakti evin kapısını zorlayan, en yakın arkadaşının tatlı kuzeni Lucas.
Konuyu az çok tahmin edebilirsiniz. Kaderin bir araya getirdiği malum aşıklar falan... Oldukça klişe ama ne yalan söyleyeyim konuşmalar çok eğlenceli ve samimiydi. Lucas tam bir maymun! :) Üstelik yemek yapan erkeklere zaafım var.
Bir kez daha sayfalar arasında canlanan bir adama gönlümü kaptırdım.
Kitap genel anlamda akıcı ve eğlenceliydi. Tam bir gençlik romanı ve kendini bulmaktan bahsediyordu. Bazen hayatımız farklı bir yön alırken kendimizi kaybetmiş ya da hayatımız bitmiş gibi hissederken aslında yeni bir şeyle yeniden ayağa kalkabileceğimizi de anlatıyordu.
Biraz canımı sıkan nokta sürekli bölünen Rosie ve Lucas sahneleriydi. Yani yazar seksi bir sahne arasına bir şeyler sıkıştırıp durmuştu. Bu bir kere olsa güler geçerdim ama çok sık yaşanınca insanın "Ne olsun istiyorsun ya?" diye bağırası geliyor.
Her neyse... Onun haricinde severek okudum. Pek özel bir konusu olmamasına rağmen sıcak ve tatlı bir kitaptı. Deli gibi arkasından bir yenisi gelsin diye bekler miyim? Hayır. Ama okuduğum için mutluyum.