#OkudumBitti
#KitapYorumun
#JohnGreen
#AynıYıldızınAltında /317 sy
"Aynı yıldızın altında, aynı dileği dilemek istiyorum.."
“Acının olayı bu. Acı, hissedilmeyi talep eder…”
Hayatta başımıza gelecek olumsuzlukları biz seçmeyiz fakat onlar ile nasıl yasayacağımız ya da onlar ile nasıl savaşacağımız bizim tercihimizdir.
--------------------------------------------------------
Titrek dudaklar, düğümlenmiş bir boğaz ve dolan gözlerle bitirdiğim bu eser, dünyanın en zor hastalıklarından biri olan kanseri konu ediniyor..
Bazen umut veren bazen yürek burkan oldukça dokunaklı bir o kadar da aşk üzerine hüznün bir nakış gibi işlendiği duygu yüklü bir yolculuktu yaptığım...
Hayatın anlamını ararken, sizi hayata tutunmanız için yeni bir sebep/ler verecek bir kurguya sahip eserimiz umutları hiç bitmeyen, yaşamayı seven.. Aşkı, acıyı, ve bütün duyguları taa derinden hissedebilen iki gencin , ölümü bir misafir bekliyormuş gibi beklemelerine karşın, ne olursa olsun yaşamayı bilmelerinin yanı sıra yanında getirdiği muhteşem duygular ile birlikte kitabın özünde yatan o mesajları görmemizi sağlıyor..
Aynı zamanda kitabımız, aynı isimde Beyaz Perdeye uyarlanmış olup, başrollerini Shailene Woodley, Ansel Elgort,'ın paylaştığı filmi de mevcuttur
Ben gerek kitabını gerekse filmini çok beğendim, siz arkadaşlarıma da tavsiye ederim
--------------------------------------------------------
KİTABIMIZIN İÇERİĞİNE şöyle bir baktığımızda;
Aynı Yıldızın Altında,
Hazel ile destek grubunda tanıştığı tümör hastası Augustus'un aralarında oluşan duygusal bağı konu edinen romantik ve dramatik bir gençlik romanı.
Akciğer kanseri hastası olan Hazel, oksijen tüpü ve kanül ile yaşamak zorunda olan 16 yaşında genç bir kızdır.
Gittiği destek grubunda kendisi gibi kanser olan ve tedavisi nedeni ile bir bacağına protez takılan 17 yaşındaki Augustus Waters adındaki genç ile tanışır..
ikili arasında başlayan duygusal bağı konu edinen romantik ve dramatik gençlik romanında Augustus tek dilek hakkını aşık olduğu Hazel için kullanır.
--------------------------------------------------------
KİTAP ALINTILARI
"Bu şehire, bu insanlara, bu yollara, seni bana imkansız kılan herşeye çokça küskünüm haberin olsun.."
"İnsanların bıraktığı izler, genellikle yara oluyor."
Babam hep garsonlara ve asistanlara nasıl davrandıklarından yola çıkarak insanlara dair bir hükme varılabileceğini söylerdi.
Cenaze törenleri ölenler için degil,
Geride kalanlar içindir.
Sevgilim, kendi küçük sonsuzumuz için sana ne kadar teşekkür etsem az. Yaşadıklarımızı hiçbir şeye değişmem. Sayılı günler içinde bana bir sonsuzluk verdin ve bunun için sana müteşekkirim."
'Sonsuza dek' bir sözdü! Sözünden nasıl dönersin ki?"
"Bazen insanlar söz verirken, bu sözün ne anlama geldiğini anlamıyor," dedim.
Peki," dedi sonsuzluk kadar uzun gelen bir süre sonra. "Belki peki bizim sonsuza dek'imiz olur."
"Peki," dedim.
"Gökkuşağını görmek istiyorsan yağmura katlanmak zorundasın.''
Bir hemşire bana canımın ne kadar yandığını sormuş ama ben ağzımı bile açamadığım için dokuz parmağımı kaldırmıştım.
Daha sonra, bana bir şeyler verdiklerinde hemşire içeri girmiş ve elimi okşar gibi nabzımı ölçerken bana, "Senin savaşçı olduğunu nasıl anladım, biliyor musun? Onluk bir acıya dokuz dedin," demişti.
Ama bu pek doğru değildi. Dokuz demiştim çünkü on deme hakkımı sonraya saklıyordum. Ve o haşmetli ve dehşetengiz on işte tam buradaydı, yatağımda tek başıma yatıp tavana bakarken üstüme tekrar tekrar çarpıyordu.