artık tüm seriyi, novellalarıyla birlikte tamamladığıma göre incelemesini de yapabilirim.
öncelikle baştan sona okumayı başarabildiğim en uzun seriydi ki ben seri okumaktan hoşlanmayan biriyim. altı ana kitap, beş novellayı araya başka kitaplar da sıkıştırarak yaklaşık kırk günde bitirmiş oldum ve bu kadar hızlı okuduğum için biraz pişmanım. karakterlere çok kısa zamanda çok bağlandım, o yüzden bitirmek benim için zor oldu.
juliette adında bir kızımız dokunduğu insanı öldürebilecek kuvvete sahip ve bunun için bir yere kapatılmış. oradan kaçıp artık ölen dünyalarında neler yaptığını anlatıyor. seri zaten "juliette günlükleri" diye de geçiyor. ilk kitaptaki yazı stilini çoğu okur sevmemiş ama yazarın o zayıf mentaliteyi yansıtmak istediğini düşünerek okudum ve sevdim, zaten yazım tarzı sonraki kitaplarda güçleniyor bu gerçekten yazarın kendini geliştirmesiyle mi alakalı yoksa bilerek mi yapılmış emin değilim.
seri üçleme kalsaydı gerçekten tadında bırakmış olacaktı yazar ve bunun için ona çok kızgınım.
dördüncü kitapta tamamen karaktere sonradan yazıldığı belli olan geçmişler verilmiş, yoğun ve sıkıcı şekilde anlatılmış. beşinci kitap daha iyi aksiyonluydu başı yine de sıkıcıydı, son kitapta da çok yoruldum seriye ara verdikten sonra okumuş olmama rağmen.
novellalardan bahsetmek gerekirse, okunmasa da olur kitaplar ama ben diğer karakterlerin gözünden de okumanın derinliğini artıracağını düşündüğüm için okumayı tercih ettim, hepsi zaten çabucak okunabilecek sıkmadan ilerlemiş. sonuncu haricinde bu dediklerim. artık yeter bitsin kafasında olduğum için mi zorlandım bilmiyorum ama bir türlü bitiremedim.
toparlamak gerekirse severek okuduğum bir seri oldu, yine de son üç kitabı okumasam da olurmuş dedim.