·232 syf.····Okunma: 23 Şubat 2023 19:56 “ ‘öyle bir gün geçirdim ki anlatamam sana.’ ama karşıma geçmiş anlatıyordu işte. ”
kitabın adı “dinlenme ve rahatlama yılım”, benim için “duygusal olarak hasar alma ve sinir krizi geçirme haftam”dı.
kitabın arkasında “kara mizah, hiciv” gibi kelimeler kullanılmasaydı kara mizah olarak yazıldığını okuduktan belli bir süre geçinceye kadar anlayamazdım.
beyaz yakalı protestan bir beyaz kadının ebeveynlerinden gördüğü ilgisizlik, ”ilk aşk” deneyiminin istismarlarla ve diğer bir sürü kötü şeyle dolu olması sebebiyle girdiği bunalım, manik depresyon ve kullanılan yüzlerce ilaç olarak özetleyebilirim kitabı. toplumun kriterlerine uyan insanlar ikiye ayrılır zaten; yeterince ilgi almışlar ve alamamış olanlar. adı asla geçmeyen baş karakterimiz de gerek sarışın, gerek zayıf, gerekse güzel olması sebebiyle çevresindeki insanlar tarafından hayretle bakılıyor ve - tamamen sahte olan - bir ilgi görüyordu. o kısımları okurken aklıma daisy jones ve the six'te geçen “ama zayıf ve güzeldim, o hâlde kimin umurunda?” demesi geldi. kitabın ileri kısımlarında da bu imtiyazlarını kaybetmek istemediğini görüyoruz zaten.
belli bir yere kadar kitap yarı/tam otobiyografik sandım ve kafayı yiyordum, sonra jeton düştü ve bir rahatlama geldi bana, tabii ki tamamen bir rahatlama değildi çünkü insanların böyle durumlar yaşayabileceğini biliyordum. ne yazıktır ki ilgisiz anne babalar çok seyrek karşılaşılan vakalar değil.
ikiz kuleler olaylarının 9.11'in kitapta önem sarf ettiğini biliyordum, benim olayla alakalı bildiğim tek şey terörizmle alakalı olduğuydu. spoiler vermek istemediğim için söylemiyorum ama BÖYLE OLACAĞINI TAHMIN ETMEMIŞTIM. BÖYLE OLMASINI ISTEMEZDIM. yavaş yavaş kendini belli etse de olacak olanlar, inanmayı reddettim galiba. iç sesimi daha sık dinlemeliyim.
kitabı okurken şu düşünceler kafamda sırasız, karışık olarak dolaşıyordu:
- bu. kadın. ne. yapmaya. çalışıyor.
- reva'ya bunu mu reva gördünüz cidden mi
- ALTINI ÇIZMELIYIM!!
- ya allah aşkına oooof
- masum karakter beklemem hataydı zaten
- AMA BEN ÇOK ÜZÜLÜYORUM
- herkese yalan söyle e mi başka işin gücün yok çünkü
- bu haplardan ben kullansam n’olur acaba
- eeeeeh sen de yether artık
- intihar et kurtul be kardeşim
- bunaldım, daraldım, içim sıkıldı.
- bi’ dakka bi’ dakka??
- zaten bir karpuz yata yata büyürmüş
- “emotional damage”
- SEN CIDDI MISIIIN
gri karakterleri çok severim, bir de mental bozukluğu varsa tadından yenmez ama bu... bu çok fazlaydı. bir günde en fazla 50 sayfa okumaya çalıştım verdiği hasarın etkisine kapılıp hak ettiğinden fazla puan vermemek için. bu arada iki karakterin siyah olması haricinde kitaptaki bütün karakterler griydi. bazı griler diğerlerine göre daha açıktı ama bu onları daha çok sevmem için bir sebep değil, kitapta ’sevdim’ diyebileceğim bir karakter yok zaten.
üzücü kitapları severim.
okuduğunuz için teşekkürler, ben incelememi bir alıntıyla bitireyim.
“...bunları düşünürken hiçbir şey hissetmiyordum. duyguları, hisleri düşünebiliyordum ama içimde canlanmalarını sağlayamıyordum. duygularımın nereden geldiğini bile bu lamıyordum. beynimden mi? Mantıklı gelmiyordu bu. en iyi bildiğim duygu sinir bozukluğuydu - göğsümde bir ağırlık, boynumda başım bedenimden ayrılmaya hazırlanıyormuş gibi bir titreşim. fakat bu doğrudan sinir sistemimle bağlantılı geliyordu bana - fizyolojik bir tepkiydi. üzüntü de benzer bir şey miydi? peki sevinç? özlem? sevgi?”