·96 syf.····Okunma: 23 Şubat 2023 08:14 Üzerinde çokça inceleme yazılan, değerlendirilen bir kitap. Bazı kıyafetlerin kumaşı aynı olur fakat etiketi meşhur bir markanın olduğunda alma isteği verir. Bu kitap da bana bu hissi verdi.
90 yaşına gelmiş bir adam, etrafında kısmen de olsa saygı uyandırıyor. Gönlünce yaşamış hatta yattığı kadınların sayısını bile tutmayı bırakmış artık fazlalığından.
Karakter derinliği yok. Olay örgüsü belli belirsiz. Tamamen de değersiz bir esermiş gibi davranmayayım kitabını yorumladığım adam Nobel ödüllü.
Birkaç cümle bence kitabı anlamaya yeterli; gençliğimin bu kadar çabuk gitmesini fark edemedim diyor mesela, orta yaşlı kimi görseniz bunu söyleyecektir hatta vereceği ilk öğüt bu olabilir.
Kedisini uyutmayı teklif ettiklerinde, hemen empati yaparak, ''acaba beni de mi öldürecekler'' fikri aklına düşüyor. Ölüm korkusu, kaybolup gitme korkusu başlamış. Aşık olduğunu düşündüğünde olayı kabusa benzetiyor ama bundan da memnun oluyor. Demek ki bu duyguyu tatmadan insan eksik kalıyor. İnsanın doğasında bağlanmak var-kişilere,nesnelere olaylara-. Nitekim yazar da onca yıl boyunca kadın bedenine bağlanmış fakat eksikliğin bedende değil de duygularda olduğunu anlamak 90 yaşına kısmetmiş.
Kitapta pişmanlıktan çok, ölüm korkusunu baskın buldum. Tıpkı yaşayamadıklarını çocukları üzerinden yaşamaya çalışan ebeveynler gibiydi. Yoksa, 14 yaşındaki kıza aşık olmak samimiyet uyandırmadı.
Yine de okunabilecek kitaplardan, en azından hayatı daha dolu geçirme isteği uyandırıyor.