Hani bazı yazarlar vardır, onların kitabını okurken kelimeler zihninizde dans eder, kaleminin can verdiği öykülere alır götürür sizi, anlattığı hikâyede yaşatır ve siz hiç bitmesin istersiniz. İşte #İsmailuluöz de benim için o yazarlardan biri.
#Döngü kitabı ile başlayan hayranlığım #MustafaKemaldüşüyle devam etti. Yine kaleminin sihirini kullanarak oluşturduğu betimlemelerle kitabına hapsetti. Hikayemizin kahramanı Mehmet ile Milli Mücadele yıllarına götürerek başladı romanımız. Daha on üç yaşında, babasını ve amcalarını Çanakkale savaşında kaybetmiş, yoklukla cebelleşirken bir yandan da düşman tehdidi altında, köyde anası Meryem ile yaşam mücadelesi veren bir çocuktur.Annesini böyle bir zamanda yalnız bırakmak istemese de, babasının mektuplarından tanıdığı o mavi gözlü devi yakından görme ve vatanı kurtarma arzusu içindeki koru günbegün körüklemektedir. Düştüğü bu ikileme bir de yeşil gözlerine hapsolduğu Zeynep katılır. Neyse ki bu kadar dünya yükü altında ona kol kanat geren, anlattığı hikâyeler ile onu dizginleyen dedesi Korkut vardır. Ama kader de bir gerçek ve Mehmet için ağlarını örmeye başlamıştır.
Artık benim için laleler daha anlamlı, bir fincan acı kahvenin kokusu daha değerli.
Sevgili @uluözismail bizi o yıllara götürüp Mehmet'in gözünden savaşın yıkımını, yokluğunu, acısını ve bu güzel vatanın nasıl kazanıldığını tekrar hatırlattığınız için teşekkürler
"Savaş, bir ülkeyi kuşattığında hayallere bile el koyar, kendisini zihin dünyasında bile hâkim kılar.Artık hayallerde çiçek tarhlarının yerine mayın tarlaları, ılık ilkbahar yağmurlarının yerini soğuk mermi sağanakları, neşeli şarkıların yerini kan kokulu ağıtlar alır."
"Gözlerin tellal olduğu yerde dili lal etmek, hem korkaklık hem de kaypaklıktı."
"Mutluluk nadiren saf hâliyle kendini gösterirdi.Çoğu kez mayasında acı bulunur, kendisini buruk bir şekilde sunardı."
"Ölüm, adı şehadet olsa da cennetin kapılarını aralasa da hazırlanması belki de mümkün olmayan tek şeydi."