Üslubunu bilmediğim, ilk defa okuduğum bir yazardı. Fakat dili sade ve anlaşılırdı. Kitaba gelecek olursak Osmanlı Devleti'nin çöküş döneminde İstanbul' da Batılılaşma ile geleneksel değerlerin kuşaklar arasında farklılaşan değerlerin çatışması anlatılıyor. Konağın sahibi Naim Efendi'dir. Damadı ve torunu alafranga yaşamı benimsemişlerdir. Fakat Naim Efendi daha gelenekçidir. Bu duruma ayak uyduramaz. Torunu Seniha hastadır ve doktor ona hava değişimi için farklı bir yere gitmesini söyler. O da halasının konağına gider orada Faik ile aşk yaşarlar. İkisi de çok soylu bir aileden olduğu için İstanbul'da dedikoduya yol açar. Naim Efendi karşı çıksa dahi kızın babası duruma hiç bir şey demez. Seniha eve döner ve hastalığı yine baş gösterir. Bu sefer kendisi evden kaçar. Orada parasız kalır dedesi para yollar ve konağa geri gelir. Naim Efendi iflasın eşiğindedir ve bu yüzden konak satılır. Naim Efendi bu duruma çok üzülür ve hastalanır. Aslında konusu klasik gibi dursa da yazar çok etkileyici anlatmış kitapta. İstanbul'un sokakları olsun, giyimleri, konuşmaları, Batılı kadın - erkek ilişkileri her detayına kadar kitapta yer alıyordu.