Beş Sevim Apartmanı
Kitap temelde akıl hastası olan ancak kendilerine her şeyi cinlerin yaptırdığına inanmış/inandırılmış altı farklı kahramanın hikayelerini ve bu hikayelerin sonunun Beş Sevim Apartmannında birleşmesini konu ediniyor. Beş Sevim Apartmanının isminin hikayesi ile başlayan romanda tüm karakterler sırayla farklı renkli perdelerin ardından başlarını uzatıp hüzünlü hikayeleri ile bende vardım bu dünya diyorlar. Biz kahramanların varlığına ve yaşadıklarına inanıyoruz roman boyu elbette. İşte bu inançla hızla girdiğimiz sonda birden bir duvara çarpma hissi ile yok artık, deyip kalakalıyoruz. Romanda halk kültürüne ait inançlar, mitlerdeki motifler, semboller dengeli ve yerli yerinde kullanılıyor. Ancak tekrar tekrar okunduğunda daha net anlaşılacak bir kitap. Bana göre çok katmanlı ve her okumada bir katman açılacak gibi durruyor. İlk okumada edindiğim kanaat yazarın kadın hassasiyeti ile romanın her bir adımını titiz bir mimar gibi kırgulaması. Kedi arketipi bile öyle capcanlı seçilmiş müthiş bir sembol. Bunun yanında anlatıcı akıl hastalığının cinlere bağlanmasına dair oluşan toplumsal inanca farklı bir bakış sunuyor. Anne baba sevgisizliğinden akıl hastalığının farklı yüzlerini yansıtan karakterlerimiz cinlerle arkadaş olduklarını iddia edip bir nevi içlerinde büyüyen kötülüğe kılıf arıyor gibiler. İnsan hem iyidir hem kötü, hem masumdur hem katil ve sevgi yoksa kazanan deliliktir mesajı benim çıkarımım. Sosyoloji ve psikoloji, halk kültürü ve bilim harmanlanmış dört bir koldan insan masaya yatırılmış. Toplumun deli bunlar diye dışlanan insanları herkesin içindeki deliliği gösterio bir de sırıtıyorlar bize. İlk okumada bende bıraktığı etki ve izlenimler bu doğrultuda. Okumak isteyenlere keyifli okumalar.