·144 syf.····Okunma: 07 Şubat 2023 03:19 Olumsuz kitap eleştirilerinde gördüğüm ve garipsediğim bir akım var: okurun, problemin kendisinde olduğunu öne sürme çabası. Adeta kitabı eleştirmekten korkan bir yaklaşım gibi geliyor bu bana, kötü bir şeye kötü diyememek, yazarın kabahatini kendi üzerine almak bana bir özgüvensizlik hissi veriyor. Bu nedenle bugüne kadar yazdığım her negatif eleştirinin arkasında durarak kitabın içerdiği sorunlardan bahsettim. Şimdiyse ilk defa problemin kendimde olduğunu söyleyeceğim bir eleştiri yazıyorum.
Aşk hikayelerine, hele de mektuplarına en ufak bir ilgim yok çünkü. O halde neden çalkantılı bir aşk yaşamış iki yazarın mektuplarından oluşan bu kitabı aldığımı merak etmeniz normal, ben de merak ediyorum ve henüz bu kitabı alırkenki amacımın ve beklentimin ne olduğunu çözemedim.
Mektupların bir kısmı, Sand ve Musset’nin birbirlerine seyahatleri ve eser basım süreçleri gibi son derece günlük konular hakkındaki sorularından ve haberlerinden oluşuyor. Bunları okurken herhangi birinin büyük bir ilgi duyabileceğini zannetmiyorum, fakat elbet ki Fransız Romantik edebiyatı ve tarihi hakkında çalışmalar yapan kişiler için önemli birer kaynak olacaklardır.
Kalan kısımlardaysa hem Sand hem Musset biraz komik ve bayıcı derecede dramatik bir şekilde birbirlerine duydukları aşktan bahsediyor. Bu aşırı dramatikliğin ve çocukça olgunlaşmamışlığın pek çok 18-19. yüzyıl eserinde dikkatimi çektiğini söylemem gerekiyor — belki de döneminin sosyokültürel bağlamı içerisinde normal olarak düşünülebilecek bir davranış ve ifade şeklidir bunlar. Yine de yetişkinlerin bu denli dramatik olması benim canımı sıkıyor. Eminim aşk hikayeleri ve mektuplarına ilgi duyan kişiler böyle hissetmeyecektir.
Çoğunluğunda bende “bitse de gitsek” hissi uyandırdığını inkar edemesem de kitaptan tamamen hoşnutsuz değilim. Romantik sanata bayılan biri olarak, Romantik edebiyatın dolup taşarcasına çalkantılı duygu yüklü ve kimi zaman şiirsel karakteristiğine de bayılıyorum. Belki ilk bakışta dramatikliğe karşı olan görüşümle çelişiyor gibi gözükebilir bu ifadem, ancak beni rahatsız eden dramatiklik duyguların büyüklüğüyle değil, gerçek kişilerin tavırlarıyla alakalıydı — yani birbirlerine ifade ettikleri çalkantılı aşk her ne kadar ele alınabilecek hisler arasında bana en ilginç geleni olmasa da, edebi değeriyle keyifle okuduğum yerler oldu bunlar; beni sıkan, bu iki yetişkinin duygusal manipülatif tavırlarıydı.
Zaten beğendiğim ve paylaştığım pasajların çokluğundan da kitapta sevdiğim kısımların olduğunu görebilirsiniz. Belki de sürekli olarak değil de ara ara birer mektup şeklinde okusaydım bu kadar sıkılmazdım diye düşünüyorum. Benim gibi hissedip de yine de okumak isteyenlere tavsiyem de bu şekilde ilerlemeleri olacaktır.
Bu incelemeyi okurken beni biraz fazla soğuk kalpli bulanların ise çok severek okuyacağına eminim ^^