Puan vermedi·240 syf.····Okunma: 03 Mart 2023 23:03 Grigory Petrov'un ilk okuduğum ve asla unutmayacağım kitabı. Beyaz Zambaklar Ülkesinde... Bataklıklar ülkesi anlamına gelen "Suomi" nin -yani şimdiki Finlandiya'nın- kısa bir sürede nasıl kalkındığı, ülkenin bağımsızlık için nasıl mücadele verdiğinin anlatıldığı çok kapsamlı bir kitap. Petrov'un bir Ortodoks papazı olarak bu kadar kaliteli kitap yazması beni çok şaşırttı. Yapmak istediklerini, insanlara düşündürmek istediklerini o kadar açıklayıcı bir dille anlatmış ki okuyan herhangi birinin aklının karışmayacağını düşünmüyorum. Bunun yanında Petrov aslında hepimiz gibi birisi. Yazdıkları uç şeyler, imkansız şeyler değil. Bazı insanlar rahat olmak istemez. Hep bir amaç doğrultusunda son nefesine kadar koşar. Petrov hayatı boyunca Rus halkının gerçekleri görmesi için mücadele etmiş. Ama bir süre sonra Rus kiliseleri onun halkı ayaklandırdığına inanarak din adamlığından men etmiş. Bir süre hapis de yatan Petrov uzun süren bir yolculuk sonrası en sonunda Bulgaristan'a gitmiş. Hatta bu kitabı o halka hitaben yazmış. Kitabın konusundan bahsedecek olursam Finlandiya halkının yüzyıllar süren İsveç boyunduruğu altında yaşayışı, sonrasında da Rus boyunduruğunda belirli haklara sahip olup 1917' de bağımsızlığını ilan edişine kadar geçen sürede, halkın bu inanca ve bu birikime nasıl geldiğiydi. Baştan sona Finlandiya anlatılmamış. Yazarın temel amacı eğitim sisteminin, düşünce yapısının, dine bakış açısının, özellikle dürüstlüğün, ailenin çocuğa verdiklerinin aslında devlet için ne kadar gerekli olduğunu belirtmek bana göre. Kitapta beni sıkan -bunu demek haddime mi bilmiyorum ama- gerçekten çok fazla örnek betimleme cümlelerin olmasıydı. Şaşırdığım nokta ise futbolun o dönemde bile bu kadar revaçta olması. Futbolculara manda ayak denmesi, futbolcuların Herkül heykeline benzetilip( Herkül heykelinin vücudu gelişmiş kafası küçüktür.) ilim insanlarının Sokrates'e benzetilmesi beni baya güldürdü. Bunun dışında bazı cümleler insanda "Kalkıp birşeyler yapmalıyım." hissi uyandırıyordu. Yani yazar abim amacına bu noktada ulaşmış. Öyle ki öğrendiğim bir bilgiye göre 1960 darbesini gerçekleştiren askerlere "En çok hangi kitaptan etkilendin?" dendiğinde çoğu "Beyaz Zambakları Ülkesi" cevabını vermiş. Gerçekten de içinde az da olsa vatan millet duygusu olan bir birey bu kitabı sakince okuyamaz. "Bataklıklar Ülkesi"ni "Beyaz Zambaklar Ülkesi" yapmak milliyetçi olan her bireyin hayalidir çünkü.
Sözlerimin sonuna gelecek olursam benim okuyun vs. demek gibi bir lüksüm olmadığına eminim. Her Türkiye vatandaşı bu kitabı okumalıdır. Çünkü ben değil zamanında Ata'm böyle söylemiş:)