Erdoğan'ın Müthiş Manifestosu: Dünya Beşten Büyüktür!
10/10
·216 syf.··
Beğendi
·
2023 2. kitabı
"Elinizdeki eser, mevcut küresel düzenin çarpıklıklarını bütün açıklığıyla gözler önüne sererek BM'nin reforma tabi tutulması suretiyle daha adil, barışçıl ve istikrarlı bir uluslararası düzen kurmak için mütevazı bir girişimdir" bu söz kitabın mukaddemesinin son cümlesi olup neşredilme gayesini de bâriz bir şekilde ortaya koymaktadır. Erdoğan bu eseri "Dünyanın büyük sorunlarla karşı karşıya kaldığı bir dönemde insanlığın kaderi sınırlı sayıdaki ülkenin keyfine bırakılamaz." iddiası ile kaleme almıştır. Dünyanın küresel çapta karşı karşıya kaldığı tehlikeler ise şöyle sıralanmış: Küresel salgın (kitap Eylül 2021'de neşredildi, pandeminin yoğun zamanları mâlûmunuz), düzensiz göç, uluslararası terörizm, küresel ısınma, açlık, kuraklık, adaletsizlik, sürdürülebilir büyüme, başarısız devletler ve iç savaşlar. Erdoğan bu sorunların tüm dünyayı tehdit eder hâle geldiğini, Suriye iç savaşı, Irak'ın işgali, Filistin meselesi, Arakan müslümanları, Afganistan, Srebrenitsa gibi misallerle îzah ediyor ve kitabında açıkça tüm dünyayı ikaz ediyor: "Küresel sistemin karşı karşıya kaldığı meydan okumalar giderek yönetilemez bir hâl aldı. Kısa sürede birçok aktörü içine alarak devletler arası bir çatışmalara dönüşme ihtimali artık hiç uzak değil. Yani mesele artık devlet dışı aktörlerin ve sosyal sorunların çok ötesine taşındı. Dünyanın bir bölgesinde iki ülke arasında arasında çıkacak bir kıvılcımın genel bir savaşa dönüşmesi ihtimali hepimizi düşünmeye ve hareket etmeye mecbur bırakıyor." Mâmâfih Erdoğan'ın yıllardır ısrarla ve kararlılıkla uyguladığı, Üretim, İhrâcat, İstihdam yoluyla bağımsız bir Türkiye ekonomisi inşa etme gayretinin ve "Yerli ve Millî Savunma Sanayii" politikasının sebepleri şimdi daha iyi anlaşılıyordur diye düşünüyorum. Zîra kendi kendimize yetemeyen (sıcak paraya ve hâricî borçlara muhtaç) bir ekonomiyle ve ordumuz için lâzım gelen ne varsa bütün unsurlarıyla teçhiz edemeyeceksek ne millî menfaatlerimizi muhafaza edebilir ne de beynelmilel bir söz sahibi olabiliriz ancak kukla devlet oluruz. Açıkçası Erdoğan'ın yukarıda zikredilen bu meselelerin sebeplerini tespit etmede gayet başarılı olduğunu söylemeliyim. Erdoğan tespitleriyle ve bu meselelere getirdiği uygulanabilir reçetesiyle (ilerde bashedeceğiz) siyâsî zekâsının ve muhâkemesinin de ne kadar yüksek olduğunu bir kez daha göstermiştir. Meseleler bu kadar büyük ve girift olunca çâreleri de takdir edersiniz ki ancak kürevî bir iş birliği ve koordinasyon ile mümkün olabilir. Erdoğan bu meseleyi "İnsanlığın elinde bulunan tek araç tüm sorunlarına rağmen hâlâ BM zeminidir." ve "Eğer iş birliği istiyorsak, öncelikle sistem içindeki adaletsizlikleri gidermek için BM'yi yeniden yapılandırmak zorundayız." diyerek îzah ediyor. Erdoğan ayrıca kitapta Amerika ve Avrupa'nın geçmişi, bugünü ve geleceği, Soğuk Savaş sonrası değişen dünya dengeleri, mevcut dünya konjonktürü, G4 ülkeleri IMF, Dünya Bankası, Dünya Ticaret Örgütü, G2O ve İslam İşbirliği Teşkilatı gibi hususlarda da mühim beyânlarda bulunuyor. Kitabın ikinci bölümünde ise BM'nin reformundan bahsetmektedir ki bu bölümde Erdoğan evvelâ BM'nin sorumsuz tutumunun ve işlevsiz yapısının kürevî meseleleri nasıl daha büyük ve içinden çıkılmaz bir hâle getirdiğini açıkça gözler önüne seriyor. Îzâhat gayet mufassal bir surette yapılmış olup bunları okuduğunuz vakit mesele tüm cihetleriyle zihninizde tecessüm ediyor. Ardından BM'nin reformu için, geçmişte sunulan "Kofi Annan" gibi teklif ve çalışmaların nasıl ve neden kifâyetsiz kaldığı anlatılıyor. Ve nihayet Erdoğan'ın "İlkeli, Kapsamlı ve Stratejik Bir Öneri" dediği BM'nin reformuna dâir teklifi, ince işçilikle ve titizlikle işlenmiş bir manifesto olarak tüm dünyaya îlân ediliyor. Erdoğan bu teklifin kabul edilip Genel Kurul'dan müşterek mutâbakat ile geçirilmesi hâlinde güvenlik konseyinde reddedilse bile "Böylesi bir vetonun sonuçları olur" diyerek tahmin ediyorum ki (çünkü kitapta bu konuda açıkça bir fikir beyân edilmemiş) bu durumun kürevî mânâda yeni gelişmelere sahne olacağını ve belki de dünya ülkelerinin ve efkâr-ı umûmiyenin beş daimi üye üzerinde oluşturacağı müthiş bir baskı neticesinde BM reformunun gerçekleşebileceği düşüncesindedir. "Her şey iyi güzel de sadece BM ile olacak iş mi bu?" diye düşünüyor olabiliriz. Erdoğan bu hususu da şu sözleri ile vuzuha kavuşturuyor: "Dünya siyasetinin gerçekliğinin farkındayız. 100 yıllık sorunların bir çırpıda çözülmesini de beklemiyoruz. Evrensel ölçekte bir barışın hayata geçirilmesinin, bütün insanlığın barış içinde yaşamasının sadece BM ekseninde hayata geçirilecek bir reformla mümkün olmayacağının da farkındayız. Ancak küresel barışın teminatı ve küresel toplumun vicdanının sesi olması gereken BM'nin değişim karşısında statükocu bir tavırla yola devam etmesi mümkün değildir." Üstelik Erdoğan kitabın muhtelif yerlerinde BM'nin adil, etkin ve işlevsel olmayan yapısı sebebiyle Srebrenitsa, Arakan gibi katliamların önlenemediği, uluslararası terörizmin bitirilemediği ve tüm dünyanın kanayan bir yarası haline gelen, her geçen gün daha da derinleşen mülteci meselesine sebep olduğunu ve daha birçok meseleyi misalleriyle îzah ediyor. Sadece bu saydığımız meselelerde, dünyanın müşterek mutabakatla ve BM vasıtayla mücadele etmesi ve gayret sarfetmesi bile, inanıyorum ki dünyamızın çehresini büyük oranda değiştirecektir. Bazı zevatın Erdoğan önce ülkedeki adâleti sağlasın dediklerini de duyuyoruz elbette. Hakikat şudur ki: İster sevin ister sevmeyin, ister kabul edin ister etmek istemeyin, Recep Tayyip ERDOĞAN dünyaya mâl olmuş büyük bir lider ve siyâsî dehâdır. Türkiye Cumhuriyeti'nin yüz yıllık tarihinde görüp görebileceğiniz en büyük ve en başarılı devlet adamı, milletin desteğini en çok arkasına almış ve üst üste defalarca siyâsî zaferler elde edebilmiş tek şahsiyettir. Erdoğan'ın çapı da siyâsî zekâsı da hayalleri ve hedefleri de o zevatın muhayyilesini de havsalasını da kat be kat aşar. Mâmâfih 21 yıllık iktidarı boyunca muârızlarının yapamazsın dediği -yapılmasını hayal bile edemedikleri- birçok proje ve programı hayata geçirdiğini biliyoruz. İşte Erdoğan'ın bu BM reform teklifi de muârızlarının çapının yetmeyeceği havsalasının almayacağı kadar büyük ve kapsamlı bir iştir. Bu reform teklifinin hayata geçmesi demek Türkiye'nin de gündemini en çok meşgul eden düzensiz göç, terörizm gibi meselelerin ülkemiz üzerindeki ağır yükünün dünya ülkeleri tarafından paylaşılması herkesin taşın altına elini koyması demektir. İncelememizi Erdoğan'ın o müthiş manifestosunun son cümleleriyle bitirmek istiyoruz: "Diyoruz ki; dünyayı bu beş ülkenin hırs, çıkar ve kaprislerine teslim edemeyiz. Bunu başarmak zorundayız. Ve ısrarla diyoruz ki; dünya beşten büyüktür."
Siyaset
Daha Adil Bir Dünya MümkünRecep Tayyip Erdoğan · Turkuvaz Kitap · 20211,304 okunma
··
594 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.