·520 syf.····Okunma: 08 Mart 2023 19:37 Martin karakteri ilk başta toy, eğitimsiz birisi gibi görünüyor. Burjuva kesim hakkında hiçbir bilgisi yoktur. Kitapta Martin karakterinin gelişimi ve bu gelişimle birlikte yaptığı toplumsal eleştiriler geliyor. Bunların detaylı detaylı incelemeleri mevcut. Benim dikkatimi çeken kısım İlk sayfada tanıştığımız Martinden öncesi bir nevi karakteri diyebiliriz. Martin çok güçlü bir karakter ama öyle havadan düşercesine gelmiş bir güçlü karakter değil. Yazar bunun temelini çok güzel atmış. Gençlik yıllarında çete lideri olması ve asla pes etmeyen karakterini gösteriyor yazar. Sonrasında Yelken açtıkları zaman gemi işinde de başarılı. İşlerde arka planda kalan yardımcı eleman görevi görmüyor hiçbir zaman. Çamaşırhane işi şayet öyle. Yaşadığı hayat martinin fiziksel özelliklerini geliştirmiş. Fiziksel olarak normal insanlardan çok daha gelişmiş, kat edebilceği çok bir şey kalmamış zaten.
Yazar bu noktada yani kitabın başında yeni bir savaş cephesi açıyor. Martinin hiç alışık olmadığı bilmediği bir yerden açıyor bu cepheyi. Fiziksel özelliklerinin işe yaramadığı Zihin cephesinden. Bu zamana kadar zihnini zorlamamış ilkokul terk bir kişilikten bahsediyoruz. Newton kanunlarının kuantum fiziğinde çökmesi gibi, Hayatı boyunca edindiği tecrübelerin hiçbirisi ona yardım edemiyordu. Tam anlamıyla sıfırdan bir savaşa giriyordu Martin sırf sevdiği kadının gözünde kendini yükseltebilmek için. Bu cepheye gidecekti.
Martinin gözünden bakalım. Sokaklarda büyümüşsünüz, pahalı eşyaları olan diksiyonlu insanların içine girdiğinizi düşünün... Onlara hayran kalır, böyle bir hayatı arzu edersiniz Martinde'de bu oluyor bir de Ruth ile aşk faktörü girince Martin için savaşmak için büyük bir motivasyon kaynağı oluyor. Bu gözünde yükselttiği insanların yani burjuva sınıfının yapmacıklığını, sürü psikolojisiyle hareket ettiğini fark ediyor sonradan ama bu Ruth'a olan aşkını hiç etkilemiyor. Kitabın sonlarına doğru bu durumu bol bol eleştiriyor zaten.
Martin karakteri kırmızı çizgileri olan bir karakter. Sevdiği kadın ile nişanın atılması uğruna Herbert Spencer'ı savunmuştu. Onun dünyasında bu akıl oyunlarına, iki yüzlülüğe yer yoktu. Bu gerçekten kendisine saygısı olan ve özgüvenli insanların verebileceği bir karar. İradesizlik olduğunu düşünebilirsiniz veya öfkesine yenik düştü diyebiliriz öyle de zaten. Öfkesini kontrol edemedi ama bu gerekli bir kontrolsüzlüktü.
Kitapta çok fazla felsefeci ve görüş de vardı. Pozitivizm, Sosyal Darwinizm, Nietzsche, Bireyselcilik gibi görüş ve insanlar hakkında biraz bilgi sahibi olup okursanız daha fazla haz alabilirsiniz. Bilmiyorsanız da sizi rahatsız etmez.
"Hayatlarını dar kafalı küçük formüllere göre yaşayanları, bir araya toplaşmış sürüler dışında var olamayan varlıkları, yaşamlarını başkalarının düşüncelerine göre kalıplara sokanları, kölesi oldukları çocuksu kurallar nedeniyle gerçekten yaşamayı ve birey olmayı beceremeyenleri düşününce bir iki kez acı kahkahalara boğuldu."
Kitaptaki en sevdiğim eleştirilerden biriyle sonlandırmak istedim. Kitabı okurken kitabın derinliğine kapılıp; zaman kavramını unuttuğunuz bir hissiyat oluşur. Böyle kitaplara her zaman rastlamazsınız, kıymetini bilip, hakkını vererek okuyunuz.
Noktalama ve dil bilgisi hatalarımı maruz görün. Hoşçakalın.